Kahramanmaraş İli Antik Kentleri,
Turistik ve Gezilecek Yerler
Maraj, Markasi, Gurgum (Maraş)
Maraş’ın bugünkü yerine
taşınmadan önce iki kez yer değiştirdiği söylenmektedir.
Bunlardan birine göre ilk Maraş’ın bugünkü şehrin 20 km.
güneyinde Erkenez Çayı kenarında Elmalar Köyü’ne yakın Himli
Höyük civarında, Asurlular tarafından M.Ö.2500 yıllarında
kurulduğu iddia edilse de, buradaki kalıntıları büyük bir şehir
merkezinin harabelerinin olamayacağı ve muhtemel bir Asur ticarî
koloni kasabasının Himli Höyük civarında olduğu tahmin
edilmektedir. Maraş’ın ikinci yerinin bugünkü Karamaraş denilen
ve Namık Kemal Mahallesi’nin bulunduğu yer olduğu da
söylenilmektedir. Maraş’ın, buraya Hamdanoğulları Hükümdarı
Seyfüddevle tarafından (M.S. 944-967) taşındığı sanılmaktadır.
Şehrin şimdiki kale ve çevresine ise Dulkadiroğlu Alaüddevle
tarafından taşındığı tahmin edilmektedir. Ayrıca Maraş’ın
bugünkü olduğu yerde ve özellikle de Mağaralı Mahallesi’nin
bulunduğu yerde kurulduğu da söylenmektedir. Nitekim Mağaralı
Mahallesi civarında bulunan arkeolojik bulgular da buranın çok
eski dönemlerden beri yerleşim merkezi olduğunu ispatlamıştır.
Maraş adının nereden geldiği ve anlamının ne olduğuna dair
birkaç görüş ileri sürülmektedir. Herodot, Maraş şehrini Hitit
komutanlarından Maraj adlı birisinin kurmasından dolayı şehre
Maraj adı verildiğini belirtmektedir. Hitit İmparatorluğu ( M.Ö.
2000 - 1200 ) döneminde bu devletin önemli merkezlerinden biri
olan şehrin adı, Hititlerden kalan yazıtlarda Maraj ve Markasi
şeklinde geçmektedir. Maraş’ın adının, Hititlerden geldiğini
doğrulayan Asur kaynaklarında bu şehrin adı Markaji olarak
geçmektedir.Hitit Devleti’nin merkezlerinden biri olan Maraş’ın
adı bu dönemde Gurgum şeklinde belirtilmektedir.
M.S. I. yüzyılda Roma İmparatorluğu bölgeyi ele geçirdiğinde
Maraş’ın adını Germanicia olarak değiştirmiştir. Roma ve Bizans
İmparatorluğu döneminde bu adla anılan şehir Müslümanlar
tarafından fethedilince ilk şekli ile kullanılmaya başlanmıştır.
Maraş ve çevresinin tarih öncesi devirleri bölgede araştırma ve
arkeolojik kazı yapılmadığından tam olarak aydınlatılamamıştır.
Sadece Maraş’ın 35 km. güneydoğusunda bulunan Domuztepe
Höyüğü’nde halen de devam eden kazı çalışmalarında bölgenin M.Ö.
5000 yılına kadar giden tarih öncesi devrine ait arkeolojik
buluntulara rastlanılmıştır. 7000 yıl önce burada bu kadar
büyüklükte bir yerleşim merkezinin bulunması, buranın ticarî bir
koloni olduğunu göstermektedir. Buranın Irak, Kuzey Suriye,
Anadolu ve Akdeniz’i birbirine bağlayan ticaret yolunun
kesiştiği bir nokta olduğu anlaşılmaktadır. Kuzey Suriye’de Tell
Halaf Höyüğü’nde çıkan arkeolojik bulgularla Domuztepe
Höyüğü’ndeki bulguların birbirine benzerliğinden dolayı Halaf
Çağı olarak adlandırılan bir medeniyetin bölgede yaşadığı
anlaşılmaktadır. Domuztepe Höyüğü’ndeki kazıda tarih öncesi
döneme ait seramikler, mühürler ve bazı küçük buluntular
üzerinde resimlere rastlanmıştır. Bu çizimler arasında bitkiler,
hayvanlar ve insan sembolleri bulunmaktadır. Domuztepe
Höyüğü’nden başka Prof. Kılıç Ökten’in Pazarcık çevresindeki
Gani ve Bozdağlarının (Sarıl ve Ardıl köylerinin bulunduğu yer)
güney yamaçları ile Maraş-Göksun yolunun sağına rastlayan
Delihübek Dağı’nın eteğindeki Döngel Mağaralarında tarih öncesi
devirlere ait bulguları ele geçirmesi, burada binlerce yıldır
yerleşimin olduğuna işaret etmektedir.
Hitit İmparatorluğu’nun dağılmasından sonra, onun yerine kurulan
Genç Hitit devletlerinden Gurgum şehir devleti, Maraş bölgesine
hakim olmuştur. Asur kaynaklarına göre bu devletin başkenti
Markasi’dir. Gurgum şehir devleti zamanından günümüze, iki
önemli eser kalmıştır. Bunlardan biri meşhur Maraş Arslanı’dır.
XVII. yy.da Maraş’ı ziyaret eden Evliya Çelebi bu arslanın
kalede olduğunu yazmaktadır. Bugün üzerindeki yazısı tamamen
okunmuş olan Maraş Arslanı’ndaki ifadeye göre de Gurgum şehir
devletinin merkezi Maraş’tır. Hititlerden kalan Fırtına Tanrısı
kabartmasının üzerindeki yazı ise okunamamıştır. Maraş
bölgesinden çıkarılan bir çok eser XIX. yy.ın sonları ile XX.
yy. başlarında Hıristiyan misyonerleri tarafından Avrupa ve
Amerika’ya kaçırılmıştır.
M.Ö. VIII. yy. sonlarında Asur krallarından Sargon II. zamanında
(M.Ö.721-705) Gurgum şehir devleti yıkılmış ve Maraş bölgesi
Asurlulara bağlanmıştır. Asurlular döneminde şehir bir ara
Urartuların yönetimine geçmiştir. Yine iki Türk kavmi olan
Kimmerler ve İskitler Anadolu istilâları sırasında Maraş’ı da
ele geçirmişlerdir. Asurlular zamanında Maraş, ticaret yolları
üzerinde bulunması sebebiyle önemini korumuştur.
Kapadokya-Mezopotamya ticareti Maraş üzerinden sağlanmıştır.
Maraş bölgesindeki Asur egemenliği fazla sürmemiş, M.Ö.612
yılında Med devletinin kralı Keyaksases, güney komşusu
Babillerin de yardımı ile Asur başkenti Ninova’yı alarak bütün
Asur ülkesinin kalelerini yağmalayarak bu devlete son vermiştir.
Bir süre sonra da Güneybatı İran’da Ahameniş soyundan gelen II.Kiros,
Medleri ortadan kaldırarak İran’da Pers İmparatorluğu’nu
kurmuştur(M.Ö.550). Anadolu’yu istila eden II. Kiros, diğer
Anadolu şehirleri gibi Maraş’ı da topraklarına kattı. Pers kralı
I. Darius zamanında Anadolu’daki istila edilmiş şehirler idari
bölümlere ayrıldı. Maraş şehri de Kapadokya Satraplığı’nın
(Eyalet) sınırları içinde kalmıştır. Perslere bağlı Kapadokya
Satraplığı egemenliği altında kalan Maraş şehri M.Ö.333 yılında
Makedonya İmparatorluğu’na bağlandı. Büyük İskender M.Ö.333
yılında Pers İmparatoru III.Darius’u Issos’da (Ayas-İskenderun)
yenerek bu devleti yıktı ve Maraş’ı da ele geçirdi ve böylece
Maraş şehri Helenizm uygarlığına bağlandı. Afşin, Göksun ve
Maraş’ın geniş ovalarında bu dönemlere ait sikke, sütun başları
ve heykeller bulundu. M.Ö.323’de Büyük İskender ölünce Makedonya
İmparatorluğu, onun generalleri arasında paylaşıldı ve Maraş
şehri de İskender’in generallerinden Seleukos’un payına düştü.
Suriye’yi içine alan Asya krallığı topraklarından sayılan Maraş,
bir süre sonra Kapadokya Krallığı’na yeniden bağlandı.M.Ö.192
yılında Romalılar, Anadolu’ya girerek Toroslara kadar Batı ve İç
Anadolu’yu Seleukosların elinden alarak kendilerine bağladılar.
M.Ö.64 yılına kadar Seleukoslara bağlı kalan Maraş, bu krallığın
merkezi Antakya’nın Romalılar tarafından alınmasıyla bu devletin
eline geçti.
Doğu Roma İmparatorluğu M.S.395 yılında doğu ve batı olmak üzere
ikiye bölündü. Balkanlar, Anadolu, Suriye ve Mısır’ı da içine
alan Bizans İmparatorluğu’na geçen Maraş şehri bu dönemde de
önemini koruyarak Germanika adıyla anıldı. Bizans İmparatoru I.
Justinianus döneminde Maraş toprakları Bizans-Sasani
çatışmalarına sahne oldu. 605-611 yılları arasında Sasanilerin
elinde kalan kent tekrar Bizans’ın eline geçti. M.S.634 yılından
itibaren Müslüman Araplar’ın Suriye’yi Bizans’ın elinden almaya
başladıkları dönemde Maraş’a kadar sık sık akınlarda bulundular.
Şehir Bizans ve Müslümanlar arasında birkaç kez el
değiştirdi.1515 Yılında da Osmanlılar tarafından fethedildi.
|