
Hasankeyf’in
ne zaman ve
kimler
tarafından
kurulduğu
bilinmemekle
birlikte şehir
ve etrafındaki
mağaralar,
burada çağlar
öncesi yerleşim
olduğuna
işarettir.
Hasankeyf, en
eski yerleşim
yerlerinden biri
olan Mezapotamya
bölgesinde yer
almaktadır.
Yekpare taştan
meydana gelen
kalesi
nedeniyle”Kaya
Kale” anlamına
gelen “Hısn
Keyfa” adını
almıştır. Ancak
başka isimler de
kullanıldığı
bilinmektedir.
Hasankeyf,
Türk-İslam
tarihi ve
medeniyeti
açısından önemli
bir yere
sahiptir.
Milattan
önceki
dönemlerde
Hasankeyf’in ne
gibi tarihi
gelişmelere
sahne olduğu,
kimlerin burada
hüküm sürdüğü
herhangi bir
kaynak
olmadığından
bilinmemektedir.Yalnız
Mezapotamya
bölgesine hakim
olan kavimlerin
en gözde
yerlerinden
birinin
Hasankeyf
olduğunu
söylemek
mümkündür.
Miladi ilk
asırlarda
Hasankeyf,
Bizanslılarla
Sasaniler
arasında el
değiştirmiş.
Zaman zaman
Bizanslıların
zaman zaman da
Sasaniler’in
elinde
kalmıştır. IV.Yüzyılın
ortalarında
Hasankeyf’e
sağlam bir kale
yapan
Bizanslılar,
Müslümanların
burayı
fethettiği VII.
Yüzyıl başlarına
kadar
egemenliklerini
sürdürmüşlerdir.
Hasankeyf
kalesinin
kurulması, MS.IV.yüzyıl
ortalarında,
Diyarbakır
çevresini ele
geçiren Bizans
İmparatoru
Konstantinos,
bölgeyi korumak
amacıyla iki
sınır kalesi
inşa
ettirmiştir.
Bu iki
kaleden birisi
Hasankeyf
kalesidir.
Kalede bulunan
mağaralar,
buranın kalenin
inşasından önce
de yerleşme yeri
olarak
kullanıldığını
göstermektedir.
Hasankeyf MS.
639 yılında
Emeviler
tarafından
fethedilmiştir.
Bu tarihten
sonra;
Abbasiler,
Hamdaniler.
Mervaniler,
Artuklular,
Eyyubiler ve
Osmanlılar’ın
egemenliği
altında
kalmıştır.
Hasankeyf en
parlak dönemini
Artuklular
döneminde
yaşamıştır. Bu
dönemden kalan
tarihi eserler
şunlardır:
Hasankeyf Kalesi
IV.
yüzyıl
ortalarında
Bizanslılar
tarafından
kurulmuştur.
Daha sonraki
dönemlerde de
korunma
özelliğinden
dolayı,
Hasankeyf’in en
önemli yerleşim
birimini
oluşturmuştur.
Kalede
yüzlerce
yerleşim yerinin
yanında Büyük
Saray, Küçük
Saray, Ulu Ca
mi
gibi tarihi
eserler yer
almaktadır.
Köprü
Ortaçağın en
büyük taş
köprüsüdür.
Kesin olmamakla
beraber
Artuklular
tarafından XII.
yüzyılda
yapıldığı
söylenmektedir.
Artuklu eseri
Malabadi Köprüsü
ile benzerliği
bu ihtimali
güçlendirmektedir.
Büyük
Saray
Kalenin
kuzeyinde yer
alan ye göçükler
altında kalan
sarayın kitabesi
olmadığından
kesin olarak ne
zaman ve kimin
tarafından
yapıldığı
bilinmemekle
birlikte yapının
özelliklerinden
Artuklu eseri
olduğu tahmin
edilmektedir.