Arkeoloji ;
"Eski kültür ve uygarlıkları, onlardan kalan maddi
kalıntıları açısından inceleyen; yer ve zamanını saptamakla
uğraşan bir bilimdir".
DOMESTİKASYON
İnsanoğlu, yaklaşık iki milyon
yıl boyunca toplayıcılık, sürü besleyiciliği ve avcılık yaparak yaşamını
sürdürdü. Beslenme gereksinimi, insana gıdasını elde edecek araçlar, fikirler
geliştirmek zorunluluğu doğurur. Ekin yetiştirmek, hayvanlar için otlaklar
oluşturabilmek amacıyla doğal ekosistemlerde büyük değişiklikler yapılmasıyla;
birkaç bin yıllık süre içinde tamamen değişik bir yaşam türü ortaya çıktı. Bu
dönemde sadece doğaya bağlı bir yaşam yerine, doğaya hakim, üretici bir ekonomi
düzenine geçilir. Üretimle kontrol altına alınan besin yiyecek garantisini
oluşturarak, belkide insanı bugüne getiren en büyük becerilerden biridir. Farklı
besin tüketimi genellikle değişik besin tercihinden çok coğrafi, teknolojik ve
kültürel yaşam şartlarına bağlıydı. Avcı-toplayıcı gruplar çevre anlayışları
açısından pasif olmamakla birlikte, doğal ekosistemlere müdahele etmek de dahil
olmak üzere birçok farklı eylemde bulunmuşlardı.(Örn: yabani bitkilerden
yararlanma, belirli bitki türlerini aşama aşama seçip ehlileştirmek...vs.)
Besin Üretiminin Ortaya
Çıkışı ile İlgili Görüşler
BINFORD
Yakındoğu’da insan
nüfusunda o dönemde bir artış olduğunu savunmuş ve en
elverişli bölgede varolan yabani tahılların doğal
durumlarının, yapay şekilde yeniden üretimi sağlanarak
nüfustan dolayı yaşanan besin krizinin üstesinden gelinmiş
olduğunu ileri sürmüştür.
|
|
|
|
DOLUKHANOV
İnsan_hayvan-bitki
arasındaki;ekonomik etkinlikler, teknolojik bilgiler, teknik başarı
ile hammaddeler arasındaki etkileşim sonucu üretimciliğe geçilmiş
olabileceğini savunur |
|
GORDON CHILDE
Besin Üretimine geçişi “devrim”
olarak nitelendirip bu olayda iklimin büyük rol oynadığını
savunmuştur. O’na göre; iklim değişiklikleri sebebiyle insanlar
bitki ve hayvanları daha iyi gözlemleyebilmişlerdir |
|
BRAIDWOOD
Toplayıcılıktan üretimciliğe
geçiş için Kuzey Irak ve Türkiye’de disiplinler arası araştırmalar
yapmıştır. O’na göre; besin üretimi “ÇEKİRDEK ALANLAR”(Bereketli
Hilal) dışında gelişmemiş ve iklimin yanı sıra kültürün etkisinin de
göz önünde olması gerekmektedir. |
Besin üreticiliğinin ortaya
çıkışındaki iklimsel ve kültürel etkenlerin neler olduğu ve bunun sonuçları
tartışmalardaki en önemli sorundur. Neolitikleşme; doğa, insan, kültür,
teknoloji gibi birçok ögenin ortak etkileşimiyle gerçekleşmiştir. Bu süreci
tanımlayan “üretimciliğe geçiş” de bu etkileşmenin belkide en önemli sonucudur.
Hayvan ve bitkilerin kültüre alınmasında doğal seçilim ya da ayıklanmaya ek
olarak, kültürel seçim ve ayıklama önem kazanmıştır. İnsanoğlu; bitki ve hayvan
genetiğindeki mutasyonlardan, kendi çıkarı yönünde yararlanmıştır.
Besin Üretimine Geçiş,
Dünya’nın benzer fakat birbirinden çok uzak üç bölgesinde; Yakındoğu, Orta ve
Güney Amerika ile Güneydoğu Asya’da birbirinden bağımsız olarak başlamıştır. Bu
dönem, Yakındoğu’da MÖ 10.000’lerden sonraki yaklaşık 3500 yıllık uzun bir
süreçte, Orta ve G.Amerika’da MÖ 6000’lerde; G.doğu Asya’da ise MÖ 4000’lere
tarihlenmektedir.
Yakındoğu’da ilk değişimlerin
yaşandığı bölge; batıda Akdeniz’in kuzeyde Anadolu yaylalarının, doğuda Zagros
Dağlar’ının güneyde ise Arap Yarımada’sının sınırlandığı alan içinde
başlamıştır. Tanımlanan bu bölge bugünkü Suriye, Irak, Lübnan, Ürdün ve İsrail
ile Türkiye’nin G.doğu Anadolu bölgesi ve Dicle ve Fırat ırmaklarının verimli
vadilerini içine alır. Kültüre alınan bitkilerden bazıları; buğday, arpa,
mercimek, bezelye, burçak, keten, kenevirdir. Bugünkü buğday üç gruba
ayrıldığında; yumuşak buğday(Triticum vulgare), emmer(Triticum
dicoccum) ve einkorn(Triticum monococcum) görülür.
Tarımsal gelişmenin yaşandığı
ikinci ana bölge G.doğu Asya’dır. Bu bölgedeki tarımın temelleri kuzeyindeki
yarı-kurak lös düzlüklerinde yatmaktadır. Tarım ürünleri Yakındığu’dan
farklı olarak akdarı ve pirince dayanıyordu. Yakındoğu ve
Amerika’dan ayıran önemli fark Çin’de tarımın ilk bin yılını tohumlu ekin
üretimine dayandırmalarıdır.
Orta Amerika, tarımın geliştiği
üç ana bölgenin sonuncusudur. Günümüzde Guatemala, Belize, Honduras’ın bazı
bölümleri ve Meksika’nın güneyi ile doğusundaki bölümleri kaplayan alanda
başlamıştır. Daha önce doğadan topladıkları çeşitli bitkileri yetiştirmek için
küçük bahçeler oluşturarak tarıma ilk adımlarını atmışlardır. Kültüre aldıkları
bitkiler arasında kırmızıbiber, domates, avokado, kabak, su kabağı, mısır
ve fasulye çeşitleri vardır.
Tarımın, dünyanın diğer
bölgelerindeki gelişimini izlemek çok daha zordır. Bunun sebepleri arasında bu
bölgelerde daha az arkeolojik incelemenin olması, bitki kalıntılarının iyi
korunamamış olması ve de birçok bitkinin ehlileştirildikten sonra pek fazla
değişiklik göstermemiş olmasıdır.Ehlileştirilmiş buğday-arpaya dayanan yaşam
biçimi Avrupa’daki farklı ekosistemlere ve iklimlere uyum sağlamakta zorlandı.
Bitkilerin %90’ının Yakındoğudaki’lerle aynı olmasına rağmen tarım, Tuna ve Ren
ile Dinyester bölgesinin kolay işlenebilir torakları, Danimarka ve G.İsveç’e
kadar süreklilik sağladı. Bunun dışındaki bölgeler avcı-toplayıcı yaşam
biçimlerini devam ettiriyordu. Avrupa’da tarım “YIK ve YAK” metoduyla
yapılıyordu. Ağaçlar kesilip zemin ateşe verilerek belli bir bölge temizlenmiş
oluyordu. Yangın külleri gübre vazifesi görerek toprak zengimleşiyordu.
Bitklerin kültüre alınmasıyla
orantılı olarak insan-hayvan ilişkisi de yoğunlaşmaktaydı. Besin Üretimine Geçiş
toplulukları hasat edecekleri alanları yabani hayvan sürülerine karşı koruma
gereği duymuş olabilirler. Bunun için de en etkili koruma, yabani hayvan
sürülerini toplu tutmak ya da toptan avlamaktı. Hayvan sürülerini toplu tutmak
için köpeğin (evcilleştirilen ilk hayvan) insana yardım etmiş olduğuna dair
ortak görüşler vardır. Bu yolla insanoğlu yakaladığı yabanıl hayvanları göz
altında bulunduruyor, onların beslenmesini ve çoğalmasını denetlemeyi
öğreniyordu. Hayvan türlerinin evcilleşmesinde insanların bilinçli ve maksatlı
seçimi, evcil türlerin çoğalmasına yardımcı olurken, vahşi türleri avlayarak
tüketmeye çalışmıştır.Evcilleştirilip ekonomik açıdan kullanılan hayvanların
ilki koyun olmakla birlikte bunu keçi, sığır ve domuz
izlemektedir.
Tarım, besinlerin bireyler ya
da daha büyük kuruluşlar tarafından sahiplenilmesi düşüncesini doğurmuştur.
Tarlalarda ürün yetiştirme ve hayvan sürüleri besleme etkinlikleri kullanılan
kaynakların ve üretilen besinlerin “mal” olarak görülmesine yol açmış; bu
etkinlikler sırasında avcılık-toplayıcılığa oranla daha fazla zaman ve çaba
harcanmasına karşın daha küçük bir alandan, çok daha fazla miktarda besin
sağlanmaktadır.
|