Arkeoloji ;
"Eski kültür ve uygarlıkları, onlardan kalan maddi
kalıntıları açısından inceleyen; yer ve zamanını saptamakla
uğraşan bir bilimdir".
Karbon - 14 Yaş Yayını
Hem doğal olarak kendiliğinden sürekli biçimde
oluşan ve hem de yapay olarak
üretilebilen bir radyoizotoptur.
Willard Frank Libby paleontolojik devirlerden veya tarihin derinliklerinden arda
kalan kalıntıların yaslarının tayininde yeni ve şaşmaz bir yöntem olarak
Karbon-14'ün kullanılabileceğini kanıtlamış ve bu bulusuyla 1960 yılı Nobel
Ödülü'nü kazanmıştır.
Libby bu yöntemle son buzul çağının zannedildiği gibi 25 000 yıl önce
değil,
fakat 10 000 yıl önce yaşandığını; Mezopotamya'da çiftçiliğin 7 000 yıl önce
başladığını; Teotihuacan (Meksika) güneş piramidinin zannedildiği gibi 15 000
yıllık değil, fakat sadece 3 000 yıllık olduğunu ve benzeri daha birçok tarihi
yanılgıyı ortaya çıkardı. Kendisi ve ondan sonra bu yöntemi kullananlar
müzelerde özenle saklanan bir kısım eşyanın sahte olduklarını veya kendilerine
atfedilenden başka döneme ve uygarlığa ait olduklarını gösterdiler. Prof. Libby
hakli olarak tarihi tekrar yazan adam unvanını kazanmıştır. Mamafih Libby'ye
asil şöhreti ve Nobel ödülünü "Dead Sea Scrolls" ismiyle bilinen dinsel
yazıtların orijinal belgeler olduğunu kanıtlaması kazandırmıştır. 1948
yılında
Kudüs dolaylarında bir mağara içinde bulunan, rulo seklinde sarılmış deri
şeritlerin Milattan önce 2. yüzyıla ait olduklarını saptamıştır. Deri üzerinde
okunan dini yazılar İncil'in günümüze kadar tahrif olmadan
geldiğinin kanıtı sayılmış ve Hıristiyanlık dünyasını heyecandan ayağa
kaldırmıştır.
Karbon-14 yas tayini yönteminin esasi özetle şöyledir: Atmosferin üst
tabakalarında kozmik nötronlara hedef olan bir kısım azot atomları radyo
karbona dönüşürler. Aslında çok zayıf olan bu reaksiyon jeolojik devirlerden beri
biteviye süregelmiştir. Böylece oluşan radyo karbonla, bilinen diğer
menşeden
gelen kararlı (radyoaktif olmayan) karbon canlı besin çevriminde
karışmakta ve
on binlerce yılla ifade olunan zaman sürecinde ikisi arasında bir denge
oluşmuş bulunmaktadır.
Öyle ki, yasayan her türlü canlı yapısında (biyosferde) yer alan karbon içinde
radyoaktif olan ve olmayan izotopların oranı yeryüzünün her
yanında ve tarihin
bütün dönemlerinde hep ayni olup 10-12 (trilyonda bir) dir.
Buna göre yasayan bitki, hayvan ve insan yapısında var olan her gram karbon
içinde dakikada 16 radyoaktif bozunum olur. Her bozunumdan bir adet 0,2 MeV
maksimum enerjide ve eksi elektrik yüklü beta parçacığı yayınlanır.
Canlı ölüp
besin çevriminden çekilince, yeni karbon takviyesi kesildiği için, bünyesinin
ihtiva ettiği radyo karbon, bu radyoizotopun 5736 yıl olan yari ömrü ile
azalmaya baslar. Anılan sürenin sonunda fosilin ihtiva ettiği beher gram karbon
başına dakikada 8 beta, iki yari ömür (11 472 yil) sonra 4 beta
yayınlanacaktır.
Fevkalade duyarlı teknikler sayesinde 10 yari ömre kadar azalan radyo karbon
aktiviteleri ölçülebilmiştir. Yani zamanımızdan geriye 57 000 yil giden bir
tarih dönemi için radyo karbon, sanki bir doğal saat imsicesine
kullanılabilmektedir.
Ağaç, kemik, kağıt, v.b. kalıntılarla, karbonlaşmış tabakaların (kömür, petrol)
arkeolojik ve jeolojik yas tayinleri bu sayede mümkün olabilmektedir.
Başka tür
bir uygulama organik bileşiklerde mense tayinidir. Örneğin etilalkolün sentetik
mi olduğu, yoksa petrolden mi damıtıldığı gene bu yöntemle saptanabilir.
Ülkemizin hâlâ bakir bir tarih ve arkeoloji hazinesi olduğu,
ayrıca geniş kömür
ve linyit yataklarının bulunduğu, petrol aramalarına büyük ümitler
bağlandığı düşünülürse, radyo karbon yas tayini konusunda uzmanlaşmanın Türk kültür ve
ekonomisi için ne büyük katkıları olabileceğini anlamak
kolaylaşır.
Kaynak:
Nükleer çağın ilk 40 yılı, Prof Dr Nezihi Özden, İTÜ Nükleer Enerji Enstitüsü
Genel Yayınları no: 18, İstanbul, 1983
|