Definecilikte
Tılsım Nedir ?
TILSIM
Definecilikte kemikleşen bu safsatayı
bırakıp, aklımızı beynimizi kullanmamız, çalışmalarımızı bilisel gerçekler üzerine
inşa etmemiz gerekir. Müslüman biri putperest gibi davranış sergilememelidir.
Çalışmalı, her geçen gün çalışmalarını modernize etmeyi asli bir görev gibi
kabul edip ve bu şekilde davranmalıdır. Definecilik ile Arkeoloji arasında
amaç ve hedef bakımında fazla bir farklılık yoktur, modern bir defineci
gidip aklın mantığın kabul etmediği bir takım safsatalarla uğraşmayacak,
Arkeoloji biliminin ana temellerini, kural ve metotlarını kullanarak
çalışmaya başlayacak ve aynı şekilde çalışmasını bitirecektir. Aksi halde,
zaman, mali, iş gücü kaybı yanında tarihi belge niteliğindeki bir çok
dokümanı tahrip etmenin ötesine geçmeyecektir.
Bu güne kadar İslam Dini bu tür bir inancı
şiddetle ret etmiş, bu tür inanmaları 10 büyük günah arasında ifade
etmiştir. Yine gelişen bilimsel veriler içerisinde kabul görmeyen, yine
bilim dünyasında gerçekle, ciddiyetle alakası olmadığından şiddetle ret
edilen konulardandır.
Konuya kaynaklar bazında bakalım;
Anadolu kadınlarının (Nazar boncuğu)
başlarına taktıkları metal süs eşyasına da tılsım denir. Baş süslemelerinde
kullanılan tılsımın, kişiyi, nazar, iftira ve kötü ruhlardan koruduğuna
inanılır (İbn Haldun, Mukaddime, çev. Z.K. Ugan Ankara, 1957, 111, 2 vd.).
Tılsım gümüş, altın vb. değerli metallerden yapıldığı gibi, bunların
taklitlerinden, mücevherlerden, deniz kabuklarından da olabilir. Tılsımın
"Manî" inancıyla da ilişkisi bulunmaktadır. Anadolu folklorunda tılsım
genellikle büyünün etkisini sağlayan araçları ifade eder. Define vb. gizli
şeyleri bulmak, kapalı yerleri açmak için ehlinin bildiği sözlere veya
vasıtalara da tılsım denir (Meydan Larousse, XIX, 11508). Bir başka inanış;
bulaşıcı hastalıkların tesirini önlemek ve insanlarla hayvanların
kötülüklerinden korkmamak için de tılsım yapılır (M.Z. Pakalın, Osmanlı
Tarih Deyimleri Sözlüğü, 111, 494).
Tılsım, insanları koruduğuna veya uğur
getirdiğine inanılan tabiat veya insan eseri olan nesnelerin tamamını içine
alır. Tılsımları insanlar bizzat kendileri üzerlerinde taşıyabilecekleri
gibi, tesirli olması istenen arazi, dam çatısı, vb. yerlerde de
saklayabilirler. İnsan yapısı tılsımlar, daha çok hayvan veya eşyaların
küçük modelleriyle, üzerinde dinî yazılar bulunan madalyonlar ve yazılı
kâğıtlardan oluşur. Bazı metal ve muskaların tılsım için kullanıldığı da
oldukça yaygın uygulamadır.
Batıl inanışa göre tılsımların etkili
olabilmesi, tabiattaki bazı güçlerle ilişki kurulmasına ve uğurlu bir
zamanda dinî törenle yapılmasına bağlıdır Buna örnek; Antik Yunan ve Roma
tapınaklarını gösterebiliriz. Tılsımdan medet ummanın mazisi oldukça
eskilere gitmektedir. Papirüslerin incelenmesi Eski Mısır'da 75 kadar
tılsımın mevcut olduğunu ortaya çıkarmıştır. Eski Mısır'da "Doğan Güneş"
tılsımının, ölümden sonra yeniden dirilmeyi sağladığına inanılmıştır. Yine
eski Mısır'da ölüyle birlikte gömülen "Menat" tılsımının, ölüyü tanrısal
koruma altına aldığına kesin gözüyle bakılmıştır.
Hristiyanlık dünyasında da tılsımın
çeşitli şekilleriyle kullanıldığı bilinmektedir. Bu kullanım, din
adamlarının asırlar süren mücadelelerine rağmen hâlâ tam olarak önlenebilmiş
değildir. Hristiyan halkın birtakım bâtıl inançlarından da kaynaklanan
tılsım inancı, sihir, büyük ve efsunla beslenmektedir.
Yahudilikte uygulanan tılsım çeşitleri Hristiyanlık'tan çok daha yaygındır. Bunun nedeni, geç dönem Kabalacılarının
tılsıma büyük ilgi göstermeleridir. Bundan dolayı tılsım hazırlamak
hahamların görevleri arasında yer almıştır. Nitekim, lohusaya zarar
verdiğine inanılan Lilit'ten korumak için doğum odasına tılsımlı eşyalar
asılması, Yahudi toplumlarında hâlâ yaygın bir gelenek olarak varlığını
sürdürmektedir (Ana Britannica, XX, 619).
Bazı değişik şekiller göstermekle beraber
tılsım hemen her toplumda vardır. Eski Bâbil, Asur ve Persler'de tılsım bir
teknik olarak uygulanmıştır. İslâm dışındaki bütün bâtıl ve muharref
dinlerin tören ve âyinlerinde her zaman tılsımdan izler bulmak mümkündür.
Birçok tarihçi ve sosyolog tılsımı, bâtıl ve muharref dinlerin bir parçası
gibi ele almıştır. Tılsımla ilgili yazılı tarih öncesi bilgiler noksan
olmakla beraber, Yunan ve Mısır papirüslerindeki bilgiler oldukça
doyurucudur.
Türk toplumlarında tılsım ve tılsıma
benzer uygulamaların mazisi İslâm öncesine kadar uzanır. İslâm'dan sonraki
dönemlerde ise eski İran, Mezopotamya ve Mısır kültürlerinin tesiriyle
tılsım az da olsa varlığını sürdürmüştür (Dinler Tarihi Ansiklopedisi,
İstanbul, 1976, III, 606). Cahiliye dönemi Araplarında fal okları atmak,
çeşitli anlamlara gelen taşlar dikmek, yıldızlara bakarak mana çıkarmak,
birtakım kareler içinde harf veya rakamlar yazarak tılsım yapmak oldukça
yaygın bir uygulama idi.
Anadolu'da tılsım ve tılsıma benzer
uygulamalar, Hristiyanlık, eski putperest dinler ve komşu kültürlerin
tesiriyle âdetâ kurumlaşmış, büyücülükle iç içe yürümüştür.
İslâm tılsım yapılmasını da, tılsıma
inanılmasını da yasaklamış, medet umarak onu meslek edinmeyi şiddetle
reddetmiştir. Ayrıca İslâm, tılsımın mucize ve keramete benzetilmemesine
özen göstermiş, onu müşrik ve kâfirlere özgü bir faaliyet olarak
değerlendirmiştir. İslâm'a göre tılsım, Allah'tan gelen bilgilere dayanmaz. Kur'an-ı Kerîm, tılsım ve ona benzer faaliyetleri bâtıl ve şeytan işi saymış
(el-Âraf, 7/102), sâhir sözüyle de büyü ve tılsım yapanları kastetmiştir
(el-Âraf, 7/109, 113; et-Tûr, 52/15; el-Hicr, 99/14-15). Hz. Muhammed'e
gelen ilâhî vahye inanmayanlar ona sihirbaz, büyücü ve tılsımcı iftirasında
bulunmuş ve sözlerini de sihir saymışlardır (el-Müddessir, 74/24).
Hz. Peygamber, yedi büyük günahtan
birincisinin Allah'a şirk koşmak olduğunu açıklamış, ikincisi de "sihir ve
tılsımla ilgilenmektir" buyurmuştur.
Kur'an-ı Kerîm ve Hadis-i Şerif'ler,
Allah'ın iradesi dışında hiç bir kimsenin, hiç bir kimseye fayda veya zarar
vermeyeceğini defalarca vurgulamış, tılsım yapan kişide olağanüstü bir güç
bulunduğuna inanmayı kesinlikle reddetmiştir (el-Mâide, 5/90; Tâhâ, 20/69)
Yukarıdaki açıklamalarla birlikte tılsım
olağan bir güç olmayıp, bir eşyayı korumak amacı ile yapılan koruyucu,
saklama ve kamufle tabakası olarak kabul edersek olaya definecilik açısında
bilimsel bir yaklaşım içinde olunur. Yani tuzak düzeneği, şaşırmaca yapılar,
işaretler şifrelemeler gibi düşünmek aklın ve bilimsel bir gerçek olacaktır
aksi halde bu inançla yaşamak sağlık, maddi ve manevi kayıplar içinde
olacağımızı aklımızda çıkartmamak gerekir
Abdullah Vecdi ÇOBAN
Modern ve Profesyonel Definecilik
---Kaynak gösterilmeden kopya ve alıntı
yapılamaz.-----
|