Zaman: 24 Tem 2014, 15:20
   
Text Size

Antik Dönemde Altın Nasıl Üretildi

Antik Mezarda Neler Bulunur ? Bulunan Defineler Samsun'da Bulunan Defineler Amisos Definesi 279 Adet Gümüş Sikke Definesi Bulundu
         
Antik Çağlarda Ticaret ve Sanayı
Forum kuralları
Sitemize Mesaj Yazmadan Önce Kuralları Oku, Kurallara Aykırı Davranmak Sizleri Siteden Uzaklaştırmaya, Mesajlarınızın Silinmesine Neden Olacağı Gibi , Sitemizden ve Bizlerin Bilgisinden Faydalanmak Kurallara Uymak Şarttır...
1- Mesaj Yazmadan Önce Forum Kurallarını Okumak İçin Buraya Tıkla
2- Resim Nasıl Çekilir ? Buraya Tıkla
3- Foruma Resim Nasıl Eklenir ? Buraya Tıkla

Antik Dönemde Altın Nasıl Üretildi

Yeni mesajgönderen Efsane » 14 Nis 2010, 15:02

 

 

Bu konuyu araştırırken 4-5 saat kar buz fırtına tipi içinde geçti konuyu kopya edecek olanlara sesleniyorum kaynak gösterilmeden yapılacak alıntılara hakkımı helal etmiyorum

Videoyu İzleyelim



Değerli arkadaşlar Arama ve bulma hayali ile tutuştuğumuz altın Antik Dönemlerde nasıl üretildi ? Hiç merak edip araştırıma yaptık mı? Gerçi İnternet ortamında doyurucu geniş açıklamalar yoktur.

Bir antik madeni ocağında 3 kez gezip incelediğimiz bilgi ve görüntüleri sizlerle paylaşarak antik dönemde maden bulma yönteminden üretim atölyesine kadar bir yolculuğa çıkacağız .

Mikroskoplar altında zor tespit edilen altın, antik Dönemlerde nasıl keşfedildi?


Konuya girmeden önce altını cazip hale getiren özelliğine bakalım.

Altının birinci özelliği oksitlenmez paslanmaz, bu özelliği ile mikrop barındırmaz, mikrop ve virüsleri öldürür, Bu özelliği keşfedilince kral ve kral ailesinin hastalıklarda korunması amacıyla yeme içme kaplarının altında olmasına neden olmuştur.

Altın madeni çok yumuşaktır, saf halde iken elle bile şekil verilerek kadar yumuşak, altına kolay şekil desen motif verilme özelliği, paslanma,oksitlenme durumunun olamayışı , göze hoş görüntü veren rengi, bir çok kıymetli taşlarla birlikte işlenmesi kolay ve göz alıcı hale gelmesi, takı ve süs eşyaların yapımında cazip olarak kullanıldı.

Antik Dönemlerde altın su yataklarından başlayarak maden dağına doğru bir serüvenle başlamıştır. Akar suların yada mevsimlik suların altın madeninde kopardıkları kayaçları sürükleyerek, kayaçların içinde bulunan madeni açığa çıkarır ve bu maden kırıntısını kumlar içinde bırakır. Bunu gören insanlar, kumlar içinde altın kırıntılarını toplayarak asıl maden dağına yanı ocağına ulaştılar. Kumlar içindeki altın kırıntılarının nerden geldiğini keşfettiler. Böylece Altın madeni işletmeciliği başlamış oluyor.

Resim

Yukarıdaki resimde gördüğünüz gibi suların sökmesi ve sürüklemesi sonucu insanların dikkat çekmesi ilede maden işletmeciliği başladı .

Bu konuyu araştırırken 4-5 saat kar buz fırtına tipi içinde geçti konuyu kopya edecek olanlara sesleniyorum kaynak gösterilmeden yapılacak alıntılara hakkımı helal etmiyorum
Sitemizde, hurafe safsata hayal kurgu söylemlerden oluşmuş kahvehane defineciliğini ret ediyoruz. Bu gün dünyada ispata kavuşmuş meşhur definelerin bulunuş şekli, saklandığı yapılar, Arkeoloji biliminin elde ettiği sonuçlar ışığında define ile uğraşanlara yeni modern akla ve bilime uygun anlayış sağlamak için çaba gösteriyoruz.Bizim farkımız, bakış açımız, ispatlanmış doğru, yalancılıktan,hurafeden, safsatadan,yalandan uzak Arkeoloji Bilimine ters düşmeden öneriler sunmaktır.

SİTEMİZDE SUNULAN HER MATERYAL VE YAPILAN HER YORUM, TESBİT İÇİN ÖN BİLGİ AMACINDADIR . LÜTFEN KAÇAK KAZI, KAÇAK ESER ALIM SATIMI GİBİ YASAL OLMAYAN GİRİŞİMLERDEN BULUNMAYALIM
Efsane
Efsane
Abdullah Vecdi Çoban
Abdullah Vecdi Çoban
Mesajlar: 5406
Kayıt: 10 Haz 2005, 09:48
Konum: Malatya

Re: Antik Dönemde Altın Nasıl Üretildi

Yeni mesajgönderen Efsane » 14 Nis 2010, 15:12

Su içindeki keşiflerle maden ocağına erişimle birlikte işletmeciliğe başlanılıyor.

Altın madeni ocağında görüntüler

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim
Sitemizde, hurafe safsata hayal kurgu söylemlerden oluşmuş kahvehane defineciliğini ret ediyoruz. Bu gün dünyada ispata kavuşmuş meşhur definelerin bulunuş şekli, saklandığı yapılar, Arkeoloji biliminin elde ettiği sonuçlar ışığında define ile uğraşanlara yeni modern akla ve bilime uygun anlayış sağlamak için çaba gösteriyoruz.Bizim farkımız, bakış açımız, ispatlanmış doğru, yalancılıktan,hurafeden, safsatadan,yalandan uzak Arkeoloji Bilimine ters düşmeden öneriler sunmaktır.

SİTEMİZDE SUNULAN HER MATERYAL VE YAPILAN HER YORUM, TESBİT İÇİN ÖN BİLGİ AMACINDADIR . LÜTFEN KAÇAK KAZI, KAÇAK ESER ALIM SATIMI GİBİ YASAL OLMAYAN GİRİŞİMLERDEN BULUNMAYALIM
Efsane
Efsane
Abdullah Vecdi Çoban
Abdullah Vecdi Çoban
Mesajlar: 5406
Kayıt: 10 Haz 2005, 09:48
Konum: Malatya

Re: Antik Dönemde Altın Nasıl Üretildi

Yeni mesajgönderen Efsane » 14 Nis 2010, 15:25

Sert granit taşlar içinde gözle gözüken altın damarları aranmıştır. Altın boncuk mermer cam mermer bilimsel ismi kuvars olan kayaçların içinde bulunur. Antik dönem insanları bu damarı bulmak için balyoz, murç bazı yerde odun yakıp ısınan taşlara soğuk su dökerek parçalam yöntemleri kullanrak çalışmaya başlamışlardır. Bir gram altın bulmak o kadar kolay değildi. yıllarca süren bir çalışma, çalışanların barınakları, yeme içmeleri birde güvenlikleri sözkonusu idi.

kuvarz içinde altının görüntüsü

Resim

şimdi paşalar tanıyalım

içinde kuvarz barındıran asıl kayaçlardır. bu kayaçlar kırılarak içinde altın alınırdı. dağı oluşturan asıl unsurlar. kuvarz ayrıldıktan sonra kalan atıklara bilisel verilen terimpaşadır


Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim
Sitemizde, hurafe safsata hayal kurgu söylemlerden oluşmuş kahvehane defineciliğini ret ediyoruz. Bu gün dünyada ispata kavuşmuş meşhur definelerin bulunuş şekli, saklandığı yapılar, Arkeoloji biliminin elde ettiği sonuçlar ışığında define ile uğraşanlara yeni modern akla ve bilime uygun anlayış sağlamak için çaba gösteriyoruz.Bizim farkımız, bakış açımız, ispatlanmış doğru, yalancılıktan,hurafeden, safsatadan,yalandan uzak Arkeoloji Bilimine ters düşmeden öneriler sunmaktır.

SİTEMİZDE SUNULAN HER MATERYAL VE YAPILAN HER YORUM, TESBİT İÇİN ÖN BİLGİ AMACINDADIR . LÜTFEN KAÇAK KAZI, KAÇAK ESER ALIM SATIMI GİBİ YASAL OLMAYAN GİRİŞİMLERDEN BULUNMAYALIM
Efsane
Efsane
Abdullah Vecdi Çoban
Abdullah Vecdi Çoban
Mesajlar: 5406
Kayıt: 10 Haz 2005, 09:48
Konum: Malatya

Re: Antik Dönemde Altın Nasıl Üretildi

Yeni mesajgönderen Efsane » 14 Nis 2010, 15:41

Dağ içinde granit kayaçlar parçalanarak kuvarz aranır. Boncuk mermer içinde altının görüntüsü :lol: :lol: :lol:

Gözle gözüken altını barındıran kayaçlar.

Şimdide kuvarzları tanıyalım

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim
Sitemizde, hurafe safsata hayal kurgu söylemlerden oluşmuş kahvehane defineciliğini ret ediyoruz. Bu gün dünyada ispata kavuşmuş meşhur definelerin bulunuş şekli, saklandığı yapılar, Arkeoloji biliminin elde ettiği sonuçlar ışığında define ile uğraşanlara yeni modern akla ve bilime uygun anlayış sağlamak için çaba gösteriyoruz.Bizim farkımız, bakış açımız, ispatlanmış doğru, yalancılıktan,hurafeden, safsatadan,yalandan uzak Arkeoloji Bilimine ters düşmeden öneriler sunmaktır.

SİTEMİZDE SUNULAN HER MATERYAL VE YAPILAN HER YORUM, TESBİT İÇİN ÖN BİLGİ AMACINDADIR . LÜTFEN KAÇAK KAZI, KAÇAK ESER ALIM SATIMI GİBİ YASAL OLMAYAN GİRİŞİMLERDEN BULUNMAYALIM
Efsane
Efsane
Abdullah Vecdi Çoban
Abdullah Vecdi Çoban
Mesajlar: 5406
Kayıt: 10 Haz 2005, 09:48
Konum: Malatya

Re: Antik Dönemde Altın Nasıl Üretildi

Yeni mesajgönderen Efsane » 14 Nis 2010, 15:49

Elde edilen bu kuvarzların içinde altının ayıklama işlemi başlar.

bu kuvarzlar taş havanlar içinde elle öğütülür

Kuvarz öğütme aletlerini tanıyalım

önce maden ocağı çevresinde bulduğumuz kırılmış silindirik aletler

Resim

Resim

bunlar bizim bulduklarımız, evde bıçak keskinleştirmekte kullanıyorum

Resim


havanları tanıyalım


Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim
Sitemizde, hurafe safsata hayal kurgu söylemlerden oluşmuş kahvehane defineciliğini ret ediyoruz. Bu gün dünyada ispata kavuşmuş meşhur definelerin bulunuş şekli, saklandığı yapılar, Arkeoloji biliminin elde ettiği sonuçlar ışığında define ile uğraşanlara yeni modern akla ve bilime uygun anlayış sağlamak için çaba gösteriyoruz.Bizim farkımız, bakış açımız, ispatlanmış doğru, yalancılıktan,hurafeden, safsatadan,yalandan uzak Arkeoloji Bilimine ters düşmeden öneriler sunmaktır.

SİTEMİZDE SUNULAN HER MATERYAL VE YAPILAN HER YORUM, TESBİT İÇİN ÖN BİLGİ AMACINDADIR . LÜTFEN KAÇAK KAZI, KAÇAK ESER ALIM SATIMI GİBİ YASAL OLMAYAN GİRİŞİMLERDEN BULUNMAYALIM
Efsane
Efsane
Abdullah Vecdi Çoban
Abdullah Vecdi Çoban
Mesajlar: 5406
Kayıt: 10 Haz 2005, 09:48
Konum: Malatya

Re: Antik Dönemde Altın Nasıl Üretildi

Yeni mesajgönderen Efsane » 14 Nis 2010, 16:05

Öğütülme İşlemi biten maden bu sefer ayıklanmak üzere yıkarnır. Altının özgül arğırlığı su toprak ve taş gibi diğer unsurlardan daha ağır olduğunda suyun dibe çöker .

yıkama işlemi biten cevherler saflaştırılmak üzere fırınlara gönderilir. fırınlardan saflaştırılıp külçe haline getirilip işletilmek üzere atölyelere göndirilir

atölye işlemi bitikten sonra da insanların kollarında bıyunlarında gözükür

Su içinde başlayan yolculuk bir takı yada bir sunu kapı yada krala kraliçeye bir taç haline gelerk yolculuğu biter demeyecem bu seferde defineci serüveni başlıyor .

kuvarzın öğütülmüş hali

Resim


yolculuğun Sonu

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim

Resim
Sitemizde, hurafe safsata hayal kurgu söylemlerden oluşmuş kahvehane defineciliğini ret ediyoruz. Bu gün dünyada ispata kavuşmuş meşhur definelerin bulunuş şekli, saklandığı yapılar, Arkeoloji biliminin elde ettiği sonuçlar ışığında define ile uğraşanlara yeni modern akla ve bilime uygun anlayış sağlamak için çaba gösteriyoruz.Bizim farkımız, bakış açımız, ispatlanmış doğru, yalancılıktan,hurafeden, safsatadan,yalandan uzak Arkeoloji Bilimine ters düşmeden öneriler sunmaktır.

SİTEMİZDE SUNULAN HER MATERYAL VE YAPILAN HER YORUM, TESBİT İÇİN ÖN BİLGİ AMACINDADIR . LÜTFEN KAÇAK KAZI, KAÇAK ESER ALIM SATIMI GİBİ YASAL OLMAYAN GİRİŞİMLERDEN BULUNMAYALIM
Efsane
Efsane
Abdullah Vecdi Çoban
Abdullah Vecdi Çoban
Mesajlar: 5406
Kayıt: 10 Haz 2005, 09:48
Konum: Malatya

Re: Antik Dönemde Altın Nasıl Üretildi

Yeni mesajgönderen Efsane » 14 Nis 2010, 16:07

bizim elde ettiğimiz gramdan az bir altın

saflaştırılmamış hali

Resim
Sitemizde, hurafe safsata hayal kurgu söylemlerden oluşmuş kahvehane defineciliğini ret ediyoruz. Bu gün dünyada ispata kavuşmuş meşhur definelerin bulunuş şekli, saklandığı yapılar, Arkeoloji biliminin elde ettiği sonuçlar ışığında define ile uğraşanlara yeni modern akla ve bilime uygun anlayış sağlamak için çaba gösteriyoruz.Bizim farkımız, bakış açımız, ispatlanmış doğru, yalancılıktan,hurafeden, safsatadan,yalandan uzak Arkeoloji Bilimine ters düşmeden öneriler sunmaktır.

SİTEMİZDE SUNULAN HER MATERYAL VE YAPILAN HER YORUM, TESBİT İÇİN ÖN BİLGİ AMACINDADIR . LÜTFEN KAÇAK KAZI, KAÇAK ESER ALIM SATIMI GİBİ YASAL OLMAYAN GİRİŞİMLERDEN BULUNMAYALIM
Efsane
Efsane
Abdullah Vecdi Çoban
Abdullah Vecdi Çoban
Mesajlar: 5406
Kayıt: 10 Haz 2005, 09:48
Konum: Malatya

Re: Antik Dönemde Altın Nasıl Üretildi

Yeni mesajgönderen ayhantopra » 15 Nis 2010, 00:27

hocam allah razı olsun süper paylaşım
ayhantopra
Mesajlar: 2
Kayıt: 06 Şub 2010, 14:04

Re: Antik Dönemde Altın Nasıl Üretildi

Yeni mesajgönderen alp8046 » 15 Nis 2010, 09:07

bır konu ancak bukadar sade net ve anlaşılır anlatılır emegıne saglık ustam,allah razı olsun,sayende bılmedıgımız bırşeyıde ogrendık
alp8046
alp8046
Mesajlar: 30
Kayıt: 20 Tem 2009, 12:44
Konum: osmaniye

Re: Antik Dönemde Altın Nasıl Üretildi

Yeni mesajgönderen DefineGizemi-01 » 15 Nis 2010, 16:13

Eline sağlık ustam. Gayet güzel olmuş. ;)
Kullanıcı avatarı
DefineGizemi-01

Re: Antik Dönemde Altın Nasıl Üretildi

Yeni mesajgönderen DefineGizemi-01 » 20 Nis 2010, 23:41

Hemen hemen tüm doğal maddelerde, çok küçük oranlarda da olsa altın bulunuyor. Hatta, insan bedeninin bile küçük bir altın madeni olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ağırlığa göre, vücudun milyarda 100'lük bölümü altın... Yani bu, 70 kg. ağırlığında bir kişinin vücudunun farklı bölümlerindeki toplam altın miktarının 7 mg. olduğu anlamına geliyor. Yine aynı kiloda bir kişinin vücudunda 980 gram kalsiyum bulunuyor. Dünyanın madeni çekirdeği, her tonda 1,5 gram altınla zenginleşmiş durumda. Yerkabuğunda ise, bir ton kayada sadece 5 mg. altın barınıyor. Kuşkusuz, bu miktarlardaki altını bulmak çok kolay değil...

Resim

Altın, yerkabuğunda izole atomlar halinde serpilmiş ve kayaları oluşturan minerallere karışmış şekilde bulunuyor. Bu değerli metal okyanus sularında da gizli... Her litrede 0,002 mg., yani toplamda 20 milyon ton gibi astronomik bir miktarda. Kulağa çok etkileyici gelmekle birlikte, deniz suyundaki altını seçip çıkarmak, toplanacak altının değerinden çok daha büyük maliyetleri gerektiriyor.
Altın arama işlemlerinde en büyük şans ise, altının kümelenmeye uygun bir yapı göstermesi ve maden yatağı adı verilen oluşumlara yönelmesi. Maden yatağının oluşumu, jeolojik yapıya göre farklılıklar gösteriyor. Genel olarak iki ana türü var: birincil ve ikincil maden yatakları.

Birincil maden yatakları, metal oluşumuna yol açan hidrotermal sıvılar ile yerkabuğundaki kayaların kimyasal tepkimeleri sonucu çökelen altının bulunduğu yerlerde şekilleniyor. Örneğin, sıcak su kaynakları ya da volkanik bölgeler gibi... Sıcak sıvıda eriyen altın daha sonra soğuyor, katılaşıyor ve diğer metallerle birleşince altın cevheri oluşuyor.

Bu aşamadan sonra ikincil maden yatağı biçimleniyor. Altının yüksek direnç gösterdiği kaya yüzeyindeki erozyon ve havayla temas, geniş alüvyonlu yatakların oluşumuna yol açıyor ve bunlar nehirlerle taşınıyor. 1849'da California'da yaşanan "Altına Hü-cum", bir su değirmeni işçisinin, dere yatağında tesadüfen bulduğu altın külçelerinden sonra başladı. Sierra Nevada'nın kayalarının üzerindeki altın, binlerce yıllık erozyon sonunda serbest kalmış ve nehre taşınmıştı. Altınla karışık alüvyon, bin yıllık süre içinde nehirler yoluyla dağlardan dere yatağına inmişti.


Resim

Altın, sudan 19 kat daha ağır olduğu için, hızla dibe çöküyor. Bu nedenle şelale ta-banlarında, büyük taş ya da kayaların çevresinde, çatlaklarda veya nehrin çok yavaş aktığı geniş bölümlerin tabanlarında birikiyor."Elek" ya da "leğende yıkama", altın avcılarının bu biriken altını topraktan ayrıştırmak için kullandıkları geleneksel yöntemlerin başında geliyordu. M.Ö. 2500 yılına ait yazılı kaynaklarda, Mısırlılar'ın bu yöntemi kullandıkları anlatılıyor. Ve bu işlem bazı ülkelerde hâlâ tercih ediliyor. Altın arayıcıların kullandıkları leğene benzeyen kap, ilk kez Batı Afrika'da, 1471 yılında Portekizliler'in istilasından önce kullanıldı.

Altın bulma çalışmalarındaki modern yöntemlerde jeoloji, kimya ve fizikten birlikte yararlanılıyor. Madencilerin sık sık andığı eski bir atasözü, bugün altın arama çalışmalarında da benimseniyor: "Eğer fil bulmak istiyorsan, filin bulunduğu ülkelere git..." Bu doğrultuda bilim adamları da, altının oluşabileceği alanlarda araştırma yapmayı tercih ediyorlar.


Resim

Kayaların, toprağın ve suyun jeokimyasal çözümlemeleri, altın araştırmacılarına po-tansiyel kaynaklar hakkında ipuçları veriyor. Jeokimyagerler, altını doğrudan test etmek yerine, antimon, arsenik, cıva, gümüş ve talyum gibi ipucu verebilecek daha değersiz metalleri inceliyorlar. Çünkü, bu metaller daha yüksek oranlarda bulunuyor; ulaşılması kolay ve altının varlığı hakkında faydalı bilgiler sunuyorlar.

Maden yatağının çevresindeki kaya oluşumlarının özellikleri, duyarlı cihazlar kullanıldığında altının yerini bildirebiliyor. Örneğin altın, genellikle damarlar halinde, kayalardaki yarıkları ya da fayları izliyor. Normal olarak bu faylar, manyetik alandaki değişimlerle ortaya çıkarılabiliyor. Bu değişimler takip edildiğinde de maden yatağına ulaşılabiliyor.

Maden yatağı bulunduğunda, genellikle sondaj yöntemiyle örnekler alınıyor ve altının kalitesi saptanıyor. Böylece, büyük bir arama çalışmasına başlayıp başlamama konusunda karar veriliyor. Örneklerin çok dikkatli bir şekilde test edilmesi gerekli. Çünkü altının değeri, kimi zaman mikroskop altında bile anlaşılamıyor. Bu anlamda, örneğin çok dikkatli seçilmesi gerekli. Altın keşif tarihinde başvurulan hileli yollar nedeniyle pek çok yatırımcının canı yandı.


Resim

Kaya yatağından altının ayıklanması için farklı yöntemler var. Bunların arasında en basit olanı, "elek" yöntemindeki gibi, kayanın parçalandıktan sonra içindeki altının çıkarılması. Ancak bu yöntem, çok düşük sınıf cevherlerde sonuç veriyor. Bunun dışında, daha etkili yöntemlerden bir başkası da altının siyanür yardımıyla kolayca ayrıştırılması...

Altın bazı zamanlar, mikroskopla görülemeyecek kadar küçük olabiliyor. Örneğin, sülfürlü minerallerin içindekiler... Bu tip altına "görünmez altın" deniyor. Güney Afrikalı bilim adamları, altın parçacıklarını ayrıştırabilmek için öncü bir yöntem geliştirdiler. Mineral örneğiyle beslenen bakterileri kullanarak bu "görünmez altın'ı elde ettiler. Ancak, düşük kalitedeki cevherden altın elde etme konusunda çok ilginç ve yeni bir yardımcı daha bulundu: hardal bitkisi...

"Phytology"(bitkibilimi) ve "mining" (madencilik) kelimelerinin birleşmesinden oluşan "phtyomining" yönteminde, Çin hardal bitkisi, altının ayrışmasında kullanılıyor.


Resim

Altını saflaştırmak... Mısırlılar, bundan tam 3.000 yıl önce altını saflaştırmayı ve işlemeyi biliyorlardı. Ara-dan geçen onca zamana ve gelişen tekniklere karşın, bu alandaki temel işlemlerde çok büyük değişiklikler olmadı. İşte altını saflaştırmanın bu geçmişten gelen 4 ana yöntemi... Cilalama (parlatma) : Madenden çıkarılan materyal, özel bir kap içinde, tazyikli su ile yıkanıyor. Diğer minerallerden ve topraktan oluşan kirlilik suyla birlikte akıp gidiyor. Geriye saf altın kalıyor. Siyanürleme: Madenden çıkarılan mineral, siyanür alkalin ile karıştırılıyor. Ortaya karmaşık bir madde çıkıyor. Daha sonra birtakım özel tekniklerle bu karışımdan altın çekilip alınıyor. Karışım yöntemi: Madenden çıkarılan mineral ince ince parçalanıyor ve daha sonra cıva ile karıştırılıyor. Daha sonra bu karışım, ikinci bir işlem olarak damıtılıyor ve altın elde ediliyor. Arıtma yöntemi: Madenden çıkarılan mineral, ya sülfürik asit ya nitrik asit ya da klor ile arıtılıyor ve ayrışmanın sonunda altın elde ediliyor.

Altının mistik özeliklerine ilişkin inançlar, eski uygarlıkların kültüründe önemli bir yere sahipti. Örneğin İnkalar, altının "Güneş'in teri" olduğunu düşünüyorlardı ve altından yaptıkları değerli nesneleri güneş tanrısına armağan ediyorlardı. Eski Mısırlılar, altının tahrip olmayan gücüne hayrandılar. Bunun için, başka bir hayata doğru yolculuğa çıktıklarına inandıkları ölülerini, altın kaplama sarkofajlarla koruma altına alıyorlardı.


Resim

Her dokunduğu nesneyi altına çeviren Midas'tan, altın yumurtlayan tavuğa, tüm çocukluğumuz altın üzerine kurulu öykülerin bombardımanıyla geçti. Kuşkusuz bunların çoğu bir efsane... Ama, aralarında gerçek payı olanların sayısı da az değil. Örneğin, Yunan mitolojisine göre tanrı Dionysos, Frigya kralı Midas'a dokunduğu her şeyi (buna ayaklarıyla dokunduğu şeyler de dahildi), altına dönüştürme gücü vermişti. Bugün bilimsel çalışmalar bu efsaneyi açıklayabiliyor. Midas'ın kralığının hayat kaynağı, bölgedeki Sardes Nehri'ydi. Bu su yatağının Antikçağ'da altın madeniyle dolu zengin alüvyonlar içerdiği artık biliniyor. Kuşkusuz, Kral Midas bu nehirde dolaşırken ayaklarının dibindeki altın tortuları ortalığı parıldatıyordu.

Lydıalı'lar Bozdağ (Tmolos) üzerindeki altın madenlerini keşfettiler. Antik Çağda "Kroisos kadar zengin" sözü bir deyim oldu. Günümüzde de bu deyim kullanılmaktadır. "Karun kadar zengin". Bozdağ'dan elde edilen safran parfümü Lydia dışına satılırdı. Lydialılar koyun, keçi ve atlar beslediler. Bu atlara dayalı uzun mızraklı süvarileri ile tüm eski dünyaya dehşet saçtılar.Lydialılar,süvarilikleriyle ünlüydüler.Lydia'nın uygarlık tarihine en büyük katkısı, Paktolos Çayından çıkardıkları beyaz altınla ilk madeni parayı basmalarıdır. (VII.yy.)Koyun yünlerinin boyanmasını ilk kez Sardeisli'ler bulmuştur. (Pilinius). Sardis dokumaları Sappho'nun şiirlerine girecek kadar ünlenmişti. Sardis mor renkli yatak örtüleri ve kırmızı renkli battaniyeleriyle tanınırdı. İlk dükkan sahibi olanlar, gazinoların ve genelevlerin sahibi olan ilk insanlar Lydialı'lardır.


Resim

Altın konusundaki mitolojik öyküler Midas'la sınırlı değil. 17 Şubat 1923 tarihinde arkeolog Howard Carter, M.Ö. 1343'te ölen Tutankhamon'un mezarını ortaya çıkardığında, buradaki altın miktarı hayal tacirlerini yeniden hareketlendirdi. Bir efsaneye göre, tanrı Osiris, tanrı Anubis'in yardımıyla yeryüzündeki bütün altını ele geçirdi ve bunu Birinci Hanedan'ın firavunlarına verdi. Ama bugün Eski Mısır'ın altın zenginliğinin, özellikle Nübye bölgesindeki madenlerden geldiğini biliyoruz. Bunu kuşkusuz firavunlar da biliyordu. Çünkü "Nub", Mısır hiyeroglif dilinde altın anlamına geliyordu. Ancak o tarihte kimse Nübye'den bahsetmiyor, herkes efsanevi "Punt" diyarından söz ediyordu.
Bir başka efsanevi altın diyarı ise, Eski Ahid'de adı geçen "Ofir" idi. Oradan getirttiği altınlarla, Yahudi kralı Süleyman, Kudüs'teki ünlü Süleyman Tapınağı'nı inşa ettirmişti. Bilim adamları şimdiye kadar "Ofir" diyarının neresi olduğunu tam olarak saptayamadılar. Ama, o tarihlerde altının, Arabistan'dan Fenikeli denizcilerle taşındığı ileri sürülüyor.

Geçen yüzyılın sonlarında Alman arkeolog Heinrich Schliemann, Miken ve Troya altınlarını gün ışığına çıkarınca, dikkatler bu kez de eski bir Yunan efsanesine çevrildi. Acaba büyük ve tehlikeli bir deniz seferine çıkan Argonotlar, dev yaratıklar Kikloplar'la mücadelelerinde galip çıkıp, o ünlü "Altın Vadi"'yi bulmuşlar mıydı? Günümüzde, bu altınların Balkanlar'da ve Kırım bölgesinde yaşayan barbar halkların yağmalanmasından geldiği kanıtlandı. Çünkü, M.Ö. 4000 yılına ait bazı Yunan metinlerinde, Yunanlılar'ın barbar komşu kavimlerin altınından haberdar oldukları açıkça belirtiliyor.

Tutankhamon'un mezarından çıkarılan altın eserler bugün Kahire Müzesi'nde sergileniyor. Altın madenini gösteren bir Mısır haritası...
Mayalar'a ait bu altın disk, bugün British Museum'da sergileniyor. 1800'lerde, Silezya bölgesinde bir başka efsane yayılmıştı. Şeytan, bölgede bir yeraltı krallığı kurmuştu ve buraya giren insanlar büyük acılarla ölüyordu. Aslında olay, tüm madencilerin çok yakından bildiği, grizu gazının etkisinden başka bir şey değildi.

Altın konusundaki en büyük Ortaçağ efsanesi ise, Fafter adlı bir ejderhanın el koyduğu Ren Nehri'nin altınlarıydı. Bu efsanenin gerçeği ise şuydu: Söz konusu altın, Alp Dağları'ndaki madenlerden çıkarılıyordu. Onu ilk keşfeden filozof ve teolog Albert Mago idi. 1342 yılında Salzburg başpiskoposu, bu madenlerin işletilmesini ve çıkan altının küçük teknelerle Ren Nehri boyunca taşınmasını emretmişti. Daha sonra, Latin Amerika'dan getirilen altın daha ucuza geldiği için bu yol terk edilmişti. Yani, altınlara el koyan dev ejderhanın adı, ekonomik rekabet idi.

Kuyumculuğun doğuşu Değerli madenler ve taşlar, insanlık tarihi boyunca kimi zaman güzellik, kimi zaman zenginliğin ve asaletin simgesi olarak işlendi, kullanıldı. Takının tarihi, günümüzden 30.000 yıl önceye, Üst Paleolitik Çağ'a kadar uzanıyor. Ancak uzmanlar, gerçek anlamıyla kuyumculuğun, Mezopotamya'da, Mısır'da ve Anadolu'da, M.Ö. 4. binyılın sonlarına doğru başladığını belirtiyorlar.
Antik takıların karmaşık kompozisyonları, ayrıntılı ve özenli işçilikleri incelendiğinde, akla hemen bunların hangi aletlerle, hangi üstün teknik bilgiyle yapıldığı sorusu geliyor. İnsanın yaratıcı gücünün bir uzantısı olan bu teknik gelişimler, aynı zamanda insanın çevresindeki malzeme ile savaşımının da bir göstergesi.

Kültürün en eski çağlarından itibaren teknik ve insan iç içe... Plastik deformasyonu çok yüksek olan altının bu özelliği, İlk Tunç Çağı'nda biliniyordu. Eski çağların ustaları, saf altını döverek zar gibi inceltebiliyorlardı. Varak ve varak kaplama denilen bu teknik Mısırlılar, Çinliler, Yunanlılar tarafından kullanılmıştı. İslam sanatında altın ve gümüş varaklar, ahşap ve metal eşyanın yanı sıra minyatürlerin renklendirilmesinde, baskı motiflerinde ve elyazmalarında geniş ölçüde kullanılmıştı. Kuyumculuk tarihinin başlangıcı gibi kabul edilebilecek varakçılık sanatı, 19. yüzyıl sonlarında savaş döneminin ekonomik sıkıntıları ve değişen sosyo-kültürel koşullarda hızla geriledi ve unutuldu. Kuyumculuğun tarihi, doğal olarak sayısız tekniklerle dolu. Günümüz kuyumculuğunda seri ve standart üretim için kullanılan santrifüj (merkezkaç) veya vakum gibi döküm tekniklerinin temeli olan kaybolan mum tekniği, delikli süslemeler yapmak için kullanılan ajur, kazıma tekniği, taneleme anlamına gelen granülasyon ya da Türk kuyumculuğundaki karşılığıyla güherse, tombaklama ve mine tekniği bunların belli başlıları...
Uşak/Lydia hazinesi ya da popüler adı ile "Karun Hazinesi" Anadolu'da kuyumculuk ve kullanılan aletlerle ilgili önemli bilgiler sunuyor. Bu hazine içinde yer alan iki tane bronz üfleme borusu ile takı ve heykelcilik üretiminde kullanılan 30 parça bronz kalıptan oluşan kuyumcu aletleri özel bir öneme sahip. Bronz üfleme boruları metalin ergitilmesi sırasında körük uçlarına takılıyordu. Bulunan kalıpların bir bölümü stampa pinçonlarıydı. Bir bölümü de kalıp üzerine konulan ince soy metal levhaların, çekiçlenerek kalıbın formunu alması için kullanılan dövme kalıplarıydı.
Kullanıcı avatarı
DefineGizemi-01

Re: Antik Dönemde Altın Nasıl Üretildi

Yeni mesajgönderen yalçın » 10 Tem 2010, 22:50

Bizlerle bilgi ve tecrübelerinizi paylaştığınız için teşekkürler.Bu iş daha zevkli olmaya başladı.Sizlere saygı duyuyoruz.Çalışmalarınızda başarılar
yalçın
Profesyonel - Vip Üye
Profesyonel - Vip  Üye
Mesajlar: 49
Kayıt: 31 May 2007, 13:21
Konum: Eskişehir

Re: Antik Dönemde Altın Nasıl Üretildi

Yeni mesajgönderen mertel0 » 11 Tem 2010, 00:06

Çok faydalı bilğiler emeğinize sağlık
mertel0
Mesajlar: 11
Kayıt: 10 Nis 2008, 21:59

Re: Antik Dönemde Altın Nasıl Üretildi

Yeni mesajgönderen meriç » 11 Tem 2010, 22:31

EFSANE HOCAM DÖKTÜRMÜŞSÜN YİNE,SENİN ŞU ARAŞTIRMACI RUHUNA VE BİLGİ BİRİKİMİNE HAYRANIM,EMEĞİNE VE YÜREĞİNE SAĞLIK.
SAYGILAR.
meriç
Mesajlar: 3
Kayıt: 25 May 2008, 17:34

Re: Antik Dönemde Altın Nasıl Üretildi

Yeni mesajgönderen gizemli ses » 05 Eyl 2010, 18:39

ustam sen hiç yorulmak bilmezmisin o karlı yerleri görünce ben balıklı gölde üşüyorum bide heralde altıncı yani kuyumcular sizin kadar altın işini bilmezler bence :mrgreen: :mrgreen:
elinize sağlık (ses)
UMUDU ERTELEMEK KAYBETMEKTEN İYİDİR (SES)

gizemli ses
gizemli ses
Yönetici
Yönetici
Mesajlar: 1439
Kayıt: 28 Tem 2010, 20:26

Sonraki

Dön TARIM,TİCARET ve MADENCİLİK

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 5 misafir

Arkeolojide Mezar Kazı Yöntemleri

Ana Menu

Zeminaltı Mezar Odası Nasıl Tespit Edilir


Kimler çevrimiçi

Toplam 5 kullanıcı çevrimiçi :: 0 kayıtlı, 0 gizli ve 5 misafir (son 20 dakika öncesinden itibaren aktif olan kullanıcılar temel alınır)
Bugüne kadar en çok 1511 kişi 24 Eyl 2013, 22:44 tarihinde çevrimiçi oldu

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 5 misafir

Login Form