Ankara
Ankara'nın adının nereden geldiğine dair çeşitli söylentiler olmakla
birlikte, tarihe geçmiş adı Eskiçağdan zamanımıza kadar
hemen hemen hiç değişmemiş gibidir: Ankyra (Ancyra),
Angora, Engürü ve şimdi Ankara.
Sırasıyla Hititler, Frigyalılar, Kimmerler, Persler, Lidyalılar,
Makedonyalılar, Galatlar, Romalılar ve Selçuklu sınırları
içerisinde kaldıktan sonra 1354 yılında Orhan Gazi'nin oğlu
Süleyman Paşa tarafından Osmanlı ülkesine katılmıştır. 1902
yılında Ankara İli 5 sancak ile 21 kazayı kapsamakta iken 1924
tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu sancakları kaldırmış, böylece
Kayseri, Yozgat, Kırşehir ve Çorum Sancakları il haline gelerek
Ankara'dan ayrılmıştır.
Ankara kentinin bir görüşe göre, Galatlar tarafından kurulduğu ve gemi
çapası anlamına gelen adıyla bilindiği ileri sürülmektedir. Diğer bir görüşe
göre ise Ankara’nın kurucusu
Frigya Kralı Midas ’tır. Bir diğer görüş ise Hitit metinlerinde
geçen Ankuva şehrinin bu günkü Ankara olduğudur. Daha sonraları kent Engürü
olarak adlandırılmıştır. Kuruluş dönemi ve şekli ne olursa olsun kent ilk
dönemlerden beri ticaret yollarının kesiştiği bir konuma sahip olmuştur.
Hitit döneminde Ankara’nın bir askeri garnizon olarak kullanıldığı
bilinmektedir. Büyük Hitit İmparatorluğu’nun tarihe karıştırmasından sonra
kent ve yöresinde M.Ö.7. yüzyıla kadar
Frigya ılar egemen olmuştur.
Frigya devletinin yıkılışından sonra
Lidyalılar M.Ö. 547 yılına kadar bölgeye
hakim olmuştur. Daha sonra Ankara Pers eğemenliğine girmiştir. Yaklaşık 200
yıl süren Pers egemenliği döneminde Ankara’nın önemli bir konaklama yeri ve
ticaret kenti durumuna geldiği belirtilmektedir.
Mekadonya Kralı
Büyük İskender M.Ö. 333 baharında Persler'i
yenerek Ankara'yı kendi imparatorluğuna katmıştır. Bu dönemde
Anadolu ’ya gelen savaşçı kavim Galatlar
eski Ankara Kalesi ’ni yapmışlardır. Daha sonra bölgede siyasal birliği
kuran Romalılar M.Ö. 189 yılında Galatlar 'ı yenerek Ankara’yı ele
geçirmişlerdir. Roma döneminde Ankara ulaşım sistemini oluşturan önemli
yollardan birinin üzerinde bulunmaktaydı. Kent Roma döneminde içişlerinde
bağımsız ve demokratik yapıda yönetilmiştir.. Bu dönemde halk tarafından “
Demoj ” ve “ Bule ” adı verilen iki ayrı gruptan oluşan bir belediye meclisi
seçilirdi. Bu Meclisler bütün gereksinimlerini saptardı ve böylece kentin iç
yönetiminde Kent meclisi ve Halk Meclisi bütün kararları almak yetkisine
sahip olurdu. Bu dönemde kentin alt yapısı tamamlanmış, kente 60 Km
uzaklıktaki Elmadağ ’dan taş borularla getirilen su mahallelere
dağıtılmıştır.
Ankara, 3000 yıl kadar önce kurulmuştu. Galatlar bu kente, "durduran, yol
kesen" anlamına gelen Ankyra adını verdiler. Bu deyim daha sonra gemicilikte
kullanılarak gemi çapası (Anchor) anlamını aldı. Deyimin, bugün Kale'nin
bulunduğu kayalık alanın konumu yüzünden düşünüldüğü anlaşılmaktadır.
Bir de Engürü vardır Ankara'nın isimleri arasında. Söylenceye göre bu adın
aslı Farsça "üzüm" sözcüğünün karşılığı olan "Engür"dür. Engürü adı da, bir
zamanların bağlık bahçelik Ankara'sını çok güzel anlatan adlardandır. Sırası
gelmişken belirtelim ki, Ankara ve çevresi üzümün anavatanıdır. En iyi
şarapların da Çankaya'nın Kavaklıdere'sinde yapıldığı bilinir. Kim bilir,
belki de Anadolulu Baküs Çankaya'da doğmuştur.
Ankara'nın kurucularına ilişkin iddialar bir değil, ikidir. Uzmanlar
Ankara'yı ünlü bir baba oğul arasında kime mal edeceklerini şaşırırlar. Bir
rivayete göre, Ankara'nın kurucusu Frig Kralı Gordios'tur. Bir rivayete göre
de onun oğlu Midas'tır.
Hititler döneminde Ankara bir askeri garnizon olarak kullanıldı. Daha sonra
bu alanda
Frigyalılar egemen oldular ve kenti kuran da onlar oldu.
M.O. 700'den sonra kentin yeni hakimleri olarak Lidyalılar'ı görüyoruz. M.O.
547 tarihinden itibaren de iki yüzyıl kadar kent ve bölge Pers egemenliği
altında kaldı.
M.O. 333 yılında Büyük İskender kenti Makedon-Helen egemenliğine soktu.
Gordion'un ünlü ve efsanevi kördüğümünü çözemeyince kılıcıyla kesen
İskender'in, yörede bir süre kaldığı biliniyor. Ankara Kalesi de bu dönemde
Anadolu'ya gelen Galatlar tarafından yapıldı.
M.O. 189 yılında Romalı Komutan Vulso, Galatlar'ı yenerek Ankara'yı Roma
egemenliğine aldı. Ankara'yı uzun yıllar egemenlikleri altında tutan
Romalılar zamanında kente önemli yatırımlar yapıldı. Bugün Ankara'da, Roma
döneminden kalma hamam, tapınak, sur, agora, hipodrom, sütun, tiyatro gibi
çok sayıda eser görülür. Örneğin, Ulus'ta, Hükümet Meydanı'ndaki Julianus
sütunu bunlardan biridir. Roma İmparatoru Julianus'un M.O. 362'de Ankara'dan
geçişi anısına dikilen bu sütun, yivli taşlardan oluşmuş ve yaprak biçiminde
bir taçla süslenmiştir. Yeri, bu yüzyılın başında, iki yüz metre kadar
kuzeye taşınarak değiştirildi. Halen kalıntıları bulunan Roma Hamamı,
döneminin dünyadaki üç büyük hamamından biri olarak
nitelendirilir. 1939'da başlanan bir kazı sonunda ortaya çıkan, 12 külhanlı,
dev boyutlardaki bu hamamın M.S. 2. yüzyıl sonu ile 3. yüzyıl başında
yapıldığı bilinmektedir. Hamamda, yılan tutan kocaman bir elin varlığı,
yapının, Sağlık Tanrısı Asklepius adına inşa edildiğini düşündürmektedir.
Hamamın ortaya çıkarılması amacıyla yapılan kazılarda Roma İmparatoru
Caracalla ve annesi Julia Domna adına çıkarılmış çok miktarda sikkeye
rastlanmıştır. Taş temeller üzerine oturan hamamın dış duvarları, dört sıra
tuğlanın üs tüste konmasından oluşmaktadır. İç duvarlar ise mermerle
kaplıdır. Kente 60 km. uzaktaki Elmadağ'dan taş borularla getirilen su, bu
hamamla birlikte bütün mahallelere dağıtılıyordu.
Hacıbayram Camii'nin yanında yer alan Augustus Tapınağı konusunda Prof. Dr.
Akurgal şunları yazıyor:
"Roma İmparatoru Augustus (M.Ö. 27-M.S. 14), ölümünden on altı ay önce Vesta
Rahibelerine dört belge teslim eder. Bunlardan biri vasiyetnamesidir;
ikincisi cenaze töreni hakkındaki buyruklarını, üçüncüsü imparatorluğun
parasal ve askeri durumu ile ilgili kayıtlarını kapsamakta, dördüncüsü ise
yaşadığı sürece yaptığı işleri (icraatı) anlatmakta idi.
"Bunlardan ancak sonuncusu, 'index rerum gestarum', Ankara Augustus
Tapınağı'nın duvarlarında iki dilde, Latince ve Helence yazılmış olarak
günümüze değin gelmiştir. Buna karşılık madenden iki levha üzerine yazılı
olup Roma'da imparatorun mezarının önünde yer alan orijinal metin ise
tamamen yok olmuştur.
"Güzel bir rastlantı sonucu 'Res Gestae Divi Augusti' (yani tanrılaşmış
Augustus'un yaptığı işler) adını taşıyan bu kitabenin günümüze değin bilinen
diğer iki kopyasına ait parçalar yine Anadolu'da ele geçirilmiştir. Şimdi
Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde saklanmakta olan bu parçalar Ankara
Tapınağı'nın bazı eksik bölümlerinin tamamlanmasında yardımcı olmuşlardır...
"Augustus'un uğraşılarını anlatan Latince metin, tapınağın Pronaos (ön oda)
adı verilen iki yan duvarının iç yüzeylerinde yer almaktadır. Yazıt
Hacıbayram Camii'ne yakın olan duvarın üstünde halen okunaklı iri harfler
halinde 'Re-rum gestarum divi Augusti' (yani tanrılaşmış Augustus'un
icraatı) sözcükleri ile başlar ve duvarın büyük bir bölümünü kaplar. Latince
yazıtın arkası, onun karşısında kalan duvarın iç yüzünde devam eder. Latince
metnin Helence çevirisi ise bu duvarın, yani batı-doğu doğrultusundaki
tapınak duvarının dış yüzündedir. 0 tarihlerde Ankara'da konuşulan dil
Helence olduğu için yazıtın Helenceye çevrilmesi gerekiyordu...
"Eski tarih boyunca Ankara'nın akropolisi (tepe kenti) Hacıbayram Camii'nin
bulunduğu yerde idi. Roma döneminde Ankara kenti, Roma ve Augustus
Tapınağı'nın bulunduğu bu kutsal tepenin etrafını çeviriyordu. Çankırı
Caddesi üzerindeki Roma Hamamı, Kale dibindeki Roma Tiyatrosu ve Hisar'daki
Kale'nin kendisi Roma kenti sınırlan içindeydi. Kentin kuzey ucu Radyoevi'ne
doğru uzanıyordu. Roma dönemi sikkelerindeki tasvirlerden ve yazıtlardan
anlaşıldığına göre Ankara'da Romalılardan önce Tanrı kadın Kybele'ye
(bereket tanrıçasına) ve Ay Tanrısı Men'e tapılıyordu. Kybele, Çatalhöyük'te
gördüğümüz üzere, daha neolitik çağda, yani M.Ö. 7. ve 6. binlerde Anadolu
halklarının başlıca Tanrısı olduğu gibi, Frigler'in de en önemli Tanrısı
idi. Men de bir Anadolulu Tanrı olup büyük olasılıkla Luvi kökenlidir. Ona
özellikle Frigya ile Lydia bölgelerindeki yerli halklar tapınıyordu.
Helenler'in Ay Tanrısı dişi olup adı Selene idi. Bununla beraber aynı
bölgelerde yaşayan Helenler de Men'e tapıyorlardı.
"Augustus Tapınağı'nda cephenin ve giriş yerinin Helen kutsal yapılarındaki
gibi doğuya değil de, batıya dönük oluşu da burasının eski Anadolu
geleneğine, yani Helenler'den önceki
dönemlere ait bir tapınma yeri olduğuna işaret etmektedir...
"Bizans çağında Augustus ve Roma Tapınağı'nı kiliseye dönüştüren
Hıristiyanlar, cella'nın (ortadaki büyük odanın) güney duvarında üç pencere
açmışlar ve cella ile opisthodomos'un (arka odanın) arasındaki duyan yıkarak
orayı bir Krypta haline sokmuşlardır." (Ankara Dergisi, s. 1. 1990)
Türkler, Augustus ve Roma Tapınağına hiç dokunmadılar; ona saygı ve hoşgörü
göstererek Hacıbayram Camii'ni kilisenin hemen yanı başında inşa ettiler.
Kentin onarılıp güzelleştirildiği dönem olmuştur Roma dönemi. Hatta çılgın
imparator Neron, Ankara'yı Metropol yani Başkent ilan etmişti. Bu döneme ait
yazıt ve sikkelerde Ankara'nın başkent olduğu açıkça yazılıdır. Bir başka
Roma İmparatoru Caracalla da, kenti çevreleyen surları onarmıştı.
Ankara Kalesi'nin eteklerinde bir bedesten ve iki hanın onarılıp müzeye
dönüştürülmesiyle kazanılan çok değerli bir yapıda, taş devrine ait
bulgulardan, anılan Roma dönemi kalıntılarına kadar pek çok eser
sergilenmektedir. Müze şimdilerde Anadolu Medeniyetleri Müzesi olarak
adlandırılıyor.
Tarihi Turistik
Yerler
- Anadolu Medeniyetleri
Müzesi
- Anıtkabir
- Ankara Kalesi
- Atakule
- Atatürk Orman Çiftliği
- Ankara Etnografya Müzesi
- Kocatepe Camii
- Hacı Bayram Câmii
- Augustus Tapınağı
- Jülian Sütunu
Müzeler
- Alagöz Karargah Müzesi
- Anadolu Medeniyetleri
Müzesi
- Ankara Etnografya Müzesi
- Ankara Kurtuluş Savaşı
Müzesi
- Ankara Roma Hamamı
- Ankara Üniversitesi Eğitim
Bilimleri Fakültesi Oyuncak Müzesi
- Anıtkabir
- Atatürk ve Kurtuluş Savaşı
Müzesi
- Cumhuriyet Müzesi (II TBMM
Binası)
- Çengelhan Rahmi Koç Müzesi
- Gordion Müzesi
- Mehmet Akif Ersoy Müze Evi
- ODTÜ Bilim ve Teknoloji
Müzesi
- Pembe Köşk
- Ankara A.O.Ç.Atatürk Evi
Müzesi
- Ankara Beypazarı Tarih ve
Kültür Müzesi
- Ankara Devlet Resim ve
Heykel Müzesi
- Ankara Eğit-Der Eğitim
Müzesi
- Ankara G.Ü.Mesleki Eğitim
Fakültesi Müzesi
- Ankara PTT Müzesi
- Ankara Meteoroloji Müzesi
- Ankara Ülker Zaim Müzesi
- Ankara Ziraat Bankası
Müzesi
- Ankara 75.Yıl Cumhuriyet
Eğitim Müzesi
- Ankara Şerife Uludağ Kız
Olgunlaşma Enstitüsü 100.Yıl Müzesi
- Çankaya Köşkü (Çankaya
Atatürk Müzesi)
- Ankara TCDD Açıkhava
Buharlı Lokomotif Müzesi
- Ankara Telekomünikasyon
Müzesi
- Ankara TRT Müzesi
- Ankara Türk Hava Kurumu
Müzesi
- Ankara Hava Müzesi
- Şefik Bursalı Müze Evi
- TCMB Para Müzesi
- Ankara MTA Tabiat Tarihi
Müzesi
- Feza Gürsey Bilim Merkezi