Bizans Dönemi
Hıristiyanlığın Anadolu'da hızla yayıldığı
M.S.5.-7. yüzyıllar boyunca Pamfilya ve Likya,
Bizans eyaleti olarak önemlerini korumuşlar,
hatta M.S. 2. yüzyıldaki parlak çağlarına
yaklaşır derecede, imar görmüşlerdir. 7.
yüzyılın ortalarında Arapların sürekli yağma ve
saldırıları her iki bölgeyi büyük ölçüde zarara
sokmuş, bu duruma engel olmak isteyen
Bizanslılar, bölgeyi korumak amacıyla özel bir
donanma kurmuşlardır. Roma İmparatorluğu'nun
bölgeye kesinlikle egemen olmasından sonra,
stratejik yerler veya kentlerin bazıları, ufak
keşişlikler halinde Bizans egemenliği sırasında
yaşamalarını sürdürmüşlerdir.
Ayrıca, Rodos, Venedik, Ceneviz korsanlarının
talanları, Kıbrıs Krallarının saldırıları ve
Haçlı seferi sırasındaki yağmalar, bölgenin
ekonomik gücü kadar kentleri de yıpratmıştır. Bu
sırada özellikle Rodos ve Cenevizliler koruma ve
saldırma için, uygun kıyılarda üsler
kurmuşlardır.
Antalya, Batı Akdeniz kıyısında stratejik
konumuyla önemli bir liman şehridir. Bu
özelliğinden dolayı, kurulduğu tarihten
başlayarak sürekli istilalara maruz kalmıştır.
Selçuklu dönemi
Antalya'nın İlk Selçuklu sultanı I. Rüknettin
Süleyman Şah zamanında da (1076-1086) Türkler
tarafından fethedildiği ve 1096 yılında başlayan
Haçlı seferine kadar Türklerin elinde kaldığı
bilinmektedir. I.İzzeddin Mesud zamanında
(16-1155) da Selçuklulara geçen şehir, 1120'de
Bizanslılar tarafından geri alınmıştır.
Karayolu ticaretini geliştirmeye çalışan
Selçukluların en önemli hedeflerinden biri
Akdeniz ticaretini ele geçirmekti. Stratejik
öneminin yanı sıra, ticari açıdan Anadolu'yu
diğer Akdeniz ülkelerine bağlayan bir liman
olması nedeniyle de Antalya'nın alınması
gerekiyordu. Mısır ve Suriye'den gelen tacirler,
Anadolu'ya geçiş yolu Antalya'yı kullanıyordu.
Nitekim, 1182 yılında Selçuklu sultanı II. Kılıç
Arslan (1115-1192) Antalya'yı kuşatmış, fakat
alamamıştır.
Latinler'in 1191 yılında Kıbrıs'a
yerleşmelerinden sonra, Antalya'ya gelen
tacirlerin malları çalınmaya başlamıştır. Bunun
üzerine Selçuklu sultanı I. Gıyaseddin Keyhüsrev,
ikinci sultanlığı sırasında (1205-1211)
Antalya'nın fethine karar verir. 5 Mart 1207 de
Sultan, yerli halkın da yardımıyla şehri iki
aylık kuşatmadan sonra fethetmiştir. Bunun
üzerine Antalya'ya kadı, imam, hatip ve
müezzinlerin tayin edildiği; mihrap ile minber
konduğu, kale ve burçların onarılıp silahla,
erzakla doldurulduğu belirtilmektedir.
Böylelikle Selçuklular'a Akdeniz yolu açılmış;
Antalya, Avrupa ve Mısır'la yapılan ticaretin
merkezi olmanın yanı sıra, Selçuklu donanmasının
üssü haline gelmiştir. 1212 yılında, Antalya'nın
yerli halkı isyan ederek yöneticileri
öldürmüştür. Bunun üzerine, Selçuklu Sultanı I.
İzzeddin Keykavus (1211-1220) Antalya'nın
yeniden fethine karar vermiş ve 22 Aralık 1216'
da şehir tekrar Selçuklular'ın eline geçmiştir.
Hıristiyan ve Müslümanların birlikte yaşama
deneyimi başarısızlıkla sonuçlanınca, güvenliğin
sağlanması amacıyla şehir ikiye bölünmüştür.
Müslümanlarla, Hıristiyanların yaşadıkları
mahalleleri birbirinden ayırmak için bir iç sur
yapılmış; Hıristiyanlar şehrin doğusuna,
Müslümanlar batısına yerleşmişlerdir. Kentin
batısında Türk nüfusunun artmasıyla yeni bir
sura gerek duyulmuş, Selçuklu Sultanı I.
Alaeddin Keykubad döneminde (1220-1237) 1225
yılında daha doğuda, denize doğru ikinci bir sur
yapılmıştır. Böylelikle şehir Selçuklu
Sultanlarının kışlık merkezi haline gelmiş,
kışları çoğu zaman Antalya'da ve 1223 yılında
fethedilen Alanya'da geçirmeye başlamışlardır.
Selçuklu döneminde özellikle Alanya'da büyük
bir gelişme göstermiştir. I. Alaeddin Keykubad
zamanında Alanya'nın, Selçuklu hükümdarlarının
kışlığı olduğunu bilmekteyiz. Bu çağda imar
faaliyetleri de yukarıda anlatıldığı gibi
Antalya, Alanya içinde, Antalya ve Alanya'yı
Konya ve Beyşehir'e ve kıyıdan Anamur ve Mut'a
bağlayan yollar üzerinde devam etmiştir
Osmanlı dönemi
1389 yılında Osmanlı sultanı Yıldırım Beyazıt
tarafından fethedilen Antalya ve çevresi Osmanlı
topraklarına katılmıştır. Osmanlı döneminde
Antalya surlarında fazla değişiklik yapılmamış,
bazı kapılar açılmış, bazıları da onarılmıştır.
Osmanlı döneminde şehir sur dışına kuzeye doğru
gelişmiş, şehir merkezinin sur dışında kuzeydeki
kapı çevresinde oluşmuştur. Bu nedenle,
Antalya'nın Selçuklu ve Beylikleri dönemi şehir
dokusu pek bozulmamıştır.
Antalya'yı I. Dünya Savaşı'na kadar bir
Osmanlı Sancağı olarak görünmektedir. 1917 -
1921 arasında İtalyanların işgalinde kalan
şehir, 1921 yılında Cumhuriyet Hükümeti'ne
bağlanmıştır