Artvin Tarihi
Karadeniz Bölgesi'nin Doğu Karadeniz bölümünde, Çoruh
vadisinin sol yamacında meyilli bir arazide kurulmuş olan
Artvin,
kuruluşu pek eski dönemlere inmeyen bir Ortaçağ
şehridir. Bununla birlikte, şehrin çevresinde yapılan kazılarda
bölgede
milâttan önce 2000 yıllarına ait bazı yerleşmeler
bulunduğu ortaya çıkmıştır. Bölgenin önce Hurrilerin, milâttan
önce IX. yüzyıldan itibaren de Urartu Devleti'nin hâkimiyetine
girdiği söylenmekte ise de, bu bilgileri kuşkuyla karşılamak
gerekir. Çünkü son yıllarda Artvin ve çevresinde yapılan
arkeolojik kazı ve araştırmalarda ne Hurriler'e, ne de
Urartular'a ait bir kale ya da yazıt bulunmamıştır.
Artvin tarihi hakkında
bildiklerimiz Eskiçağ'dan itibaren bölgeyi gezmiş olan
coğrafyacılar ile tarihçilerin yazmış oldukları eserlere
dayanmaktadır. M.Ö. 431-351 yılları arasında yaşamış olan
Yunanlı tarihçi ve coğrafyacı Ksenophon, Klasik çağda Kolkhis
adıyla bilinen Artvin ve çevresinde milâttan önce IV. yüzyılda
Kolkhlar, Makaronlar ve Taokhlar gibi birtakım kavimlerin
yaşadığını bildirmektedir. Milâtan önce I. yüzyılda yaşayan
coğrafyacı Strabon ise bu bölgenin Mithridates Eupator
tarafından ele geçirilip Pontus Krallığı'na bağlandığını
yazmaktadır. Bu bölge daha sonra Romalı komutan Pompeius
tarafından ele geçirilmiş ve mahallî kralların hâkimiyetine
bırakılmıştır.
V. yüzyıl başlarından itibaren Bizans egemenliği altına giren
Artvin ve çevresi bir ara İran'da büyük bir devlet kurmuş olan
Sasaniler'in eline geçtiyse de sonra tekrar Bizans sınırları
içerisine alındı. Bölge, Halife Hz. Osman döneminde 646 yılında
İslâm topraklarına katıldı. Ancak daha sonraları birkaç defa
Bizans ve İslâm orduları arasında el değiştirdi. Bu sırada
Bizanslılar, şehri müslüman ordularının akınlarından korumak
için 939 yılında bugün de ayakta duran Livane Kalesi'ni
yaptılar. Ancak bu bölge, XI. yüzyılda Selçuklu Türkleri'nin
Anadolu'ya yönelmesi ile 1068 yılından itibaren Selçuklu
hâkimiyetine girdi. Büyük Selçuklu sultanı Alp Arslan, 1071
Malazgirt Savaşı'ndan sonra Kızılırmak'a kadar uzanan bölgeyi
emrindeki kumandanlara dağıttı. Bu dağıtım sırasında Çoruh
bölgesi Erzurum ve çevresine hâkim olan Emir Ebulkasım'a
düşmüştü. Böylece bu bölge bir süre Saltukoğulları'nın
idaresinde kaldı. Daha sonra kısa bir süre Gürcülerin eline
geçen bu bölge Sultan Melikşah devrinde tekrar Selçuklu
sınırları içerisine alındı. Selçuklu döneminde Artvin ve çevresi
Azerbaycan Atabegleri idaresinde bir uç beyliği şeklinde
yönetiliyordu. Artvin ve çevresi XIII. yüzyıl başlarında Anadolu
Selçuklu Devleti hâkimiyetine girdi. Konya Selçuklu sultanı I.
Alaaddin Keykubad (1220-1237) Artvin, Şavşat ve Yusufeli'ni
sınırları içerisine kattı. Bu yüzyılın ortalarında Anadolu'yu
işgal eden Moğol İlhanlı orduları Çoruh vadisini de istilâ
etmişlerdi. Bölge XIV ve XV. yüzyılda Akkoyunlu Devleti'nin
hâkimiyeti altına girdi. Ancak bu dönemde de mahallî idareciler
olan Atabegler Artvin ve çevresinin yönetimini ellerinde
tuttular.
Artvin ve çevresi, Osmanlı hükümdarı II. Bayezid (1481-1512)
devrinden itibaren Osmanlı hâkimiyeti altına alınmaya başlandı.
Bu dönemde Trabzon valisi olan Şehzâde Selim (Yavuz Sultan
Selim) Gürcistan üzerine seferler düzenleyince, Artvin ve Çoruh
havzasındaki kalelerin hakimi olan Atabeg Mirzâ Çabuk
(1502-1516) ülkesinin tahribe uğramaması için Şehzâde Selim’e
bağlılığını bildirdi. Bu dönemden sonra Artvin ve çevresi 1536
yılına kadar Osmanlı Devleti himayesinde yarı müstakil bir
şekilde kaldı. Bölgede ilk Osmanlı hâkimiyeti ise Kanuni Sultan
Süleyman devrinde sağlandı. Bu dönemde Erzurum Beylerbeyi olan
Dulkadırlı Mehmed Han 1536-1537 harekâtı sırasında Çoruh
vadisinde bulunan diğer kalelerle birlikte Artvin'i de ele
geçirdi. Bu sırada Artvin ile Yusufeli'ni içine alan Livane
Sancağı kurularak Erzurum Beylerbeyiliği'ne bağlandı. Bir süre
sonra elden çıktığı anlaşılan bölge, yine Kanuni devrinde, 1549
yılında ikinci vezir Ahmed Paşa tarafından tekrar ele geçirildi.
Ahmed Paşa'nın bu harekâtı sırasında bölgedeki 35 kale Osmanlı
hâkimiyeti altına alınmıştı. Bölgedeki Osmanlı hâkimiyeti bir
süre sonra yapılan Osmanlı-İran mücâdelesi sırasında daha da
sağlamlaştırıldı. Erzurum Eyaleti'ne bağlı Livane Sancağı'nın
merkezi olan Artvin, 1579'da Çıldır Eyaleti'nin kurulması ile bu
eyalete bağlandı. Bu sırada Hopa ve Borçka Trabzon'a, Artvin,
Ardanuç, Yusufeli ve Şavşat ise Çıldır Eyaleti'ne bağlı idi.
Artvin ve çevresi bu tarihten sonra , XIX. yüzyılın başlarına
kadar sürekli olarak Türkler'in elinde kaldı. Ancak bu yüzyılda
iki defa Rus işgaline uğradı. 1828 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra
Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imzalanan Edirne Antlaşması
ile Çıldır Eyaleti'nin merkezi Ahıska Ruslar'a terkedilince
Artvin, Livane Kazası'nın merkezi oldu ve Trabzon Eyaleti'nin
Batum Sancağı'na bağlandı. Bu durum Doksanüç Harbi olarak da
bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'na kadar sürdü. Bu savaşı
kaybeden Osmanlı Devleti, 3 Mart 1878 tarihinde imzalanan
Ayastefanos Antlaşması'na göre Batum, Kars, Ardahan, Eleşkirt ve
Beyazıt'ı Rusya'ya savaş tazminatı olarak bırakmak zorunda
kaldı. Böylece, Batum Sancağı'na bağlı bir kaza olan Artvin ve
çevresi de bu antlaşma ile Rusya'ya verilmiş oldu. Birinci Dünya
Savaşı'na kadar süren bu işgal sırasında yerli halk zaman zaman
Ruslar'a karşı direnmekteydi. Nitekim 1914 Kasımında Yüzbaşı
İsmail Hakkı Bey idaresindeki Melo Sınır Taburu şehir ve
çevresindeki Rus birlikleri bozguna uğratınca Ruslar Artvin'i
terk etmek zorunda kaldılar. Ancak bu ilk kurtuluş çok kısa
sürdü. Ruslar dört ay sonra, 3 Mart 1915'te bölgeyi yeniden
kontrol altına aldılar. Aynı yıl, Türk kuvvetlerinin
Sarıkamış'ta aldığı yenilgi üzerine Rus birlikleri Ardahan,
Şavşat, Ardanuç, Artvin ve Borçka'yı işgal ettiler.
Rusya, Çarlık yönetiminin yıkılması üzerine Birinci Dünya
Savaşı'ndan çekilince yeni Sovyet hükümeti ile 18 Aralık 1917'de
Erzincan Ateşkes Antlaşması imzalandı. Buna göre Ruslar Artvin'i
boşalttılar. Daha sonra savaşın sona ermesiyle imzalanan 3 Mart
1918 tarihli Brest-Litovsk Antlaşması da Sovyetler Birliği ile
Türkiye arasındaki sınırın 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı
öncesindeki şekline getirilmesini kabul ettiğinden, Osmanlı
birlikleri 1918 Martında tekrar Artvin'e girdiler. Ancak Artvin,
bu defa da Türklerin elinde uzun süre kalamadı. Çünkü Osmanlı
Devleti Birinci Dünya Savaşı'nda yenik sayılmış ve 30 Ekim
1918'de Limni Adası'nın Mondros Limanı'nda imzalanan Mondros
Mütarekesi'ne göre Osmanlı ordusunun 1914 yılından önceki
sınırların gerisine çekilmesi kararlaştırılmıştı. Bu sebeple
Artvin tekrar boşaltıldı. İngilizler antlaşma gereğince 17
Aralık 1918'de Artvin, Şavşat ve Hopa'yı işgal ettiler. Artvin
ve çevresinde beş ay kadar kalan İngilizler buradan çekilirken
şehri Gürcistan'a bıraktılar. Artvin yöresindeki bu Gürcü işgali
ise 1921 başlarına kadar sürdü.
Artvin ve çevresinin kesin kurtuluşu Kâzım Karabekir Paşa
idaresindeki 15. Kolordu'nun 30 Ekim 1920'de Kars'ı
kurtarmasından sonra gerçekleşti. Bu zaferden sonra Türkiye
Büyük Millet Meclisi Gürcistan'a bir ultimatom vererek Ardahan,
Artvin ve Batum'un teslimini istedi. Gürcistan yeni Türk
hükümetinin bu isteğini kabul ederek kuvvetlerini 23 Şubat 1921
sabahından itibaren Ardahan, Artvin ve Batum'dan çekmeye
başladı. Bu tarihten birkaç gün sonra Türk kuvvetleri
Ardahan'dan başlamak üzere adı geçen şehirlere girmeye
başladılar. 27 Şubat 1921'de Ardahan ve Şavşat düşman işgalinden
kurtuldu. Artvin'in kurtuluşu ise 7 Mart 1921'de gerçekleşti.
Böylece 1878-1921 yılları arasında 43 yıl süreyle Rus işgali
altında kalan Artvin ve çevresi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin
ilk askerî ve diplomatik başarısı sonucunda kesin olarak Türkiye
topraklarına katılmış oldu.
Artvin ve çevresi 1921 yılında Rus işgalinden kurtulup
anavatana kavuşunca önce Ardahan Sancağı'na bağlandı. Ancak aynı
yıl içerisinde, 7 Temmuz 1921 tarih ve 133 numaralı kanunla
Artvin Sancağı kurulunca, Artvin bu yeni sancağın merkezi oldu.
1924 yılında sancaklar vilâyet haline dönüştürülünce Artvin de
vilâyet oldu. Ancak Artvin vilâyeti 1 Haziran 1933'te lağvedildi
ve burası bir kaza merkezi olarak merkezi Rize olan Çoruh
vilâyetine bağlandı. Bu durum 3 yıl kadar sürdü. Artvin 4 Ocak
1936 tarihinde yeni kurulan Çoruh vilâyetinin merkezi oldu. 1956
yılında ise Çoruh adı kaldırıldı ve ilin adı Artvin haline
getirildi..