ÇORUM ADI
Çorum adının kaynakları ile ilgili muhtelif
rivayetler ve bilgiler vardır.
Bizans (Doğu Roma) Kaynaklarına Göre
Anadolu’nun Türkleşmeye başladığı 1071 Malazgirt
Meydan Savaşından çok önce Türk boyları yavaş
yavaş Anadolu’ya sızmaya ve
yerleşmeye başlamışlardır. Bu tarihte Bizans’a bağlı olan Çorum, Nikonya (Yankoniye)
adını taşımaktaydı.
Danişmendname’ ye Göre
Melik Ahmet Danişmend çetin savaşlardan sonra
Bizans’ın elinden Çorum bölgesini alır.Halk Müslüman olup bağlılık gösterir.
Ancak bu tutumları, Melik Ahmed’ i ve ileri gelen komutanları bir ziyafette
zehirlemek istemelerinden dolayı bir tuzaktır. Bu kötü niyetlerini ve şehrin bir
depremle tamamen yıkılacağını Melik Ahmet bir gece rüyasında görür. Melik Ahmet
bu rüyanın verdiği endişe ile uyanırken şehir sallanmaya başlar. Askerlerini ve
arkadaşlarını derhal kaleden çıkarır.
Kaledeki Bizanslılar müslümanların çekilişinden
memnun kalarak kaleyi tekrar kapatarak savaş hazırlığına başlarlar ve yeniden
dinlerine dönerler. Fakat deprem yeniden şiddetlenerek kale ve şehir tamamen
harabeye döner. Bizanslılara bu saldırılarından dolayı, suçlu anlamına gelen
“Cürümlü” adı verilir, zamanla bu “Çorumlu” olur.
Genel
Çorum bölgesi, tarihi ve kültürel açıdan günümüzden
7000 yıl öncesine kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. Bölgede sırasıyla
Kalkolitik (Taş), Eski Tunç Çağı, Asur Ticaret Kolonileri, Hitit, Frig,
Helenistik, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserlere
rastlanmaktadır.
Paleolitik (Yontma Taş) ve Neolitik (Cilalı Taş)
Devirler
Çorum bölgesinde yapılan arkeolojik kazılarda az
sayıda bulunan bazı taş aletler, bu bölgede Yontma Taş (Paleolitik) ve Cilalı
Taş Devrinin (Neolitik) yaşandığına ilişkin kanaat oluşturmakla beraber, bu
devirlere ait yerleşmeler konusunda kesin bir sonuç elde edilememiştir.
Kalkolitik Devir (Taş Çağı) M.Ö. 5000-3000
Çorum ve çevresinde ilk yerleşim M.Ö. 5000
yıllarına, Kalkolitik dönemin 4. aşamasına rastlar. Yörede kazısı yapılan
merkezlerin hemen hepsinde, Kalkolitik çağa ait kaplar ve bakırdan yapılma
malzemeler bulunmuştur. Ayrıca yörede diğer maden yataklarının bulunması,
teknolojik evrimi çabuklaştırmış ve bölgede zengin etnik grupların ve
krallıkların ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Bu devir eserlerine Alacahöyük,
Büyük Güllücek, Boğazköy, Eskiyapar ve Kuşsaray’ da rastlanmıştır. Yerleşimler
bu dönemden itibaren devamlılık göstermiştir. En önemli Kalkolitik yerleşme,
Alaca’nın Büyükgüllücek köyünde yapılan kazılarda ortaya çıkmıştır.
Bu dönem mimarisinde Orta Anadolu için tipik 2-3-4
odalı evler, elde yapılmış siyah, gri, kırmızı renkli seramikler, bu devir için
karakteristiktir. Bu dönemde damga mühür kullanımı yaygınlaşmış, idollerin
(şematik insan tasvirleri) sayısı artmıştır.
Tunç Çağı (Maden Devri) M.Ö. 3000-1000
Çorum İlinin tarihinde en önemli dönem Tunç
Çağıdır. Bakır ve kalayın karıştırılmasıyla elde edilen “tunç” döneme de ismini
vermiştir. M.Ö. 3000-1000 yıllarına kadar süren bu dönem üçe ayrılır.
Eski Tunç Devri (M.Ö. 3000-2000)
Çorum ve çevresinde M.Ö. 3000 yıllarında etrafı
surlarla çevrili pek çok şehir devletinin varlığı, yapılan arkeolojik kazılarla
belirlenmiştir. Başlangıçta nadir eşyanın yapımında kullanılan Tunç, henüz
yaygınlaşmamıştır. Eski Tunç I. evresine bazen Bakır Devri de denmektedir. Bu
dönem 500 yıl kadar sürmüştür. Bu sürenin sonunda Tunç eşyalarının yapımı ve
kullanımı yaygınlaşmaya ve halka mal olmaya başlar.
Bu döneme de Eski Tunç II. Dönemi denir ve M.Ö. 2500-2300
yılları arasında yaşanmıştır. Alacahöyük, bu dönemin en zengin şehirlerinden
biri olarak karşımıza çıkar. Eski Tunç III. Döneminde (2300-2000) Anadolu, çok
sayıda şehir devletlerinden oluşan, oldukça renkli etnik bir görünüm sunan,
kavimler topluluğu halindedir. Alacahöyük beldesinde yapılan kazılar sonunda
elde edilen eserler, Tunç Çağı’nın III. Dönemine aittir.
Anadolu’da bu devirde zengin şehir devletleri
kuran kavim Hattiler’ dir. Hattiler Anadolu’ da ismi bilinen en eski yerli kavim
olarak karşımıza çıkmaktadır.
Orta Tunç Devri
Orta Tunç Devri Anadolu’da Asur Ticaret
Kolonilerinin ve Eski Hitit Devletinin ortaya çıktığı dönemdir. Eski Tunç
çağından yazının kullanılmaya başlanmasıyla ayrılır.
Asur Ticaret Kolonileri Çağı (M.Ö. 1950-1850)
M.Ö. II. bin yılı başlarında Anadolu zengin ve
bayındır bir yerleşim yeriydi. Anadolu’nun bu durumunu bilen Mezopotamyalılar
Asur Devletinin önderliğinde Anadolu’yla ticaretlerini geliştirdiler. Asurlular
dokuz Anadolu kentinin yanına Pazar şehri “Karum” kurdular. Boğazköy de
(Boğazkale) “Hattuş-Karum” adıyla kurulan şehir, bu ticaret merkezlerinden
biriydi. Asur’ a bağlı olan bu Karumlar ticaret ve yol güvenliği için yerel
yöneticilere vergi veriyorlardı.
Bu ticaret ilişkileri Anadolu’yu kültürel, ekonomik
ve politik yönden etkilemiştir. M.Ö. 2000 yıllarında Anadolu yazıyı
tanımıştır.
Frig Çağı ve
Sonrası
Hitit Devleti’nin yıkılışından sonra, Anadolu’da
300 yıllık bir karanlık devir yaşanmıştır. M.Ö. 800 yıllarında Asur
kaynaklarında “Muşki” olarak geçen Frigler, merkezi Gordion olmak üzere
Kızılırmak yayı içindeki bölgede bir devlet kurarak tarih sahnesine
çıkmışlardır. Frigler’ in Çorum bölgesindeki yerleşme merkezleri Pazarlı,
Boğazkale, Alacahöyük ve Eskiyapar’dır. Bu çağın önemli bir özelliği de, demirin
uygarlığa girmesi ve “Demir Çağına“ Frigler’ le başlanmasıdır. M.Ö. 7. yy.’ ın
ilk yarısında Kimmerler tarafından yıkılan Frigler; kültür ve sanattaki
etkinliklerini M.Ö. 330’da Büyük İskender’in Anadolu’yu ele geçirmesine kadar
devam etmişlerdir.
Kimmerlerin Frig devletini yıkmasından sonra Çorum
bölgesi İran’da bir devlet kuran Med’lerin, daha sonra da Pers’lerin
hakimiyetinde kalmıştır. M.Ö. 276’da Galatlar, Çorum ve çevresinde Hitit ve
Frigler’ den sonra en çok iz bırakan devlettir. Roma İmparatoru Julius Cesar
zamanında bölge, Romalıların eline geçmiş ve M.S. 395’te Roma İmparatorluğunun
ikiye ayrılmasından sonra Çorum ve civarı Bizans İmparatorluğu’nun yönetimine
geçmiştir. Bu devirde Çorum’un adını Yankoniye olarak görmekteyiz.
HİTİT (
M.Ö. 1650-1200 )
Asur Ticaret
Kolonileri dönemi, sosyal ve siyasal yeni görüşlerin ortaya çıkmasını
sağlamıştır. Yerel Prenslerle yönetilen Anadolu’da, Mezopotamya’daki gibi
merkezi devlet fikri gelişmiş ve sonucunda iç mücadeleler başlamıştır.
Hint-Avrupalı bir kavim olan Hititler, MÖ.3000 yıllarının sonunda küçük gruplar
halinde Kafkaslar üzerinden Anadolu’ ya girerek yerli halk Hatti nüfusu ile
karıştılar .
Hititler,
Asurluların Anadolu’ dan çıkma zorunda kalmasıyla devlet idaresini ellerine
almışlardır. Anadolu’nun yerli halkıyla kaynaşıp Hitit Devleti’ni kurmuşlardır.
Bu devletin kurucusu Labarna‘dır. Başkenti ise Boğazkale-Hattuşa’ dır.
Hitit tarihi M.Ö.
1650-1450 eski krallık ve M.Ö. 1450-1200 Hitit İmparatorluk Devri olmak üzere
iki safhada incelenir. Hititler Anadolu’da hakimiyeti kurduktan sonra Suriye’ye
seferler yapmışlardır. M.Ö. 1274’ de Mısır’la yaptıkları Kadeş Savaşı sonrası,
M.Ö. 1269 yılında tarihteki ilk yazılı anlaşma olan Kadeş Anlaşmasını
gerçekleştirmişlerdir. Hitit Devletinin kuruluşundan itibaren, sanattaki
Mezopotamyalı unsurlar kaybolarak, Anadolu’nun yerli sanatıyla birleşmiştir.
Sanatta, boyutları büyümüş anıtsal eserler ortaya çıkmıştır. Mabetler, saraylar,
sosyal yapılar, kaya kabartmaları ve orthostatlarla (bina cephelerinde alt
sırada yer alan kabartmalı taşlar) önceki sanattan ayrılır. Hitit Devleti M.Ö.
1200 yıllarında deniz kavimleri göçü ve kuzeyden Kaşka kavmi saldırılarıyla
yıkılmıştır.