İsminin Kökeni
Bugünkü Eskişehir ili, Eski ve Orta
çağlarda Yunanca Dorylaion, Latince Dorylaeum ismi ile tanınan bir kentti. Arap
kaynaklarında ise şehrin adı Darauliya, Adruliya ve Drusilya olarak verilmiştir.
Dorylaion, antik kaynaklarda önemli yolların kavşak noktasında kaplıcaları ile
ünlü, ticaret ile zenginliğe kavuşmuş bir Frigya (Phrygia) şehri olarak geçer ve
şehrin kurucusu olarak Eretrialı Doryleos gösterilir.
Özellikle Bizans çağında önem kazanan kentte imparator Justinianos'un yazlık
sarayının varlığından söz edilir. 19. yüzyılda birçok gezgin ve bilim adamı,
bölgeye yaptıklan gezilerin ve araştırmaların sonucunda Eskişehir'in 3 km.
kuzeydoğusunda, Porsuk Çayı'nın kuzeyinde yer alan bugünkü adıyla Şarhöyük ören
yerinin antik Dorylaion şehri olduğunu saptamışlardır. Burası 17 m.
yüksekliğinde, 450 m. çapında Orta Anadolu'nun orta büyüklükteki höyüklerinden
biridir. Burada 1989 yılında itibaren Kültür Bakanlığı ve Anadolu Üniversitesi
adına Prof, Dr. A. Muhibbe Darga başkanlığında bir ekip tarafından arkeolojik
kazılara başlanmıştır. Halen devam etmekte olan kazılarda, höyükte şimdilik
Osmanlı Döneminden ilk Tunç Çağı'na kadar geri giden sürekli bir yerleşmenin
olduğu saptanmıştır.
Dorylaion - Şarhöyük, Bizans'ın Selçuklulara karşı korunmasında büyük rol
oynamış ancak 1176'da Selçuklu Sultanı II. Kılıçaslan'nın Bizans İmparatoru
Manuel Komnenos'u mağlup etmesinden sonra kent, Selçukluların egemenliği altına
girmiştir. Bundan sonra uzun bir zaman yıkık ve terkedilmiş olan Dorylaion-Şarhöyük'ün
yakınında, harabenin güneyinde yeni bir yerleşme kurulmuştur. W. M. Ramsay'in
bildirdiğine göre, büyük olasılıkla Dorylaion harabelerine Eskişehir adı
verilmiş ve bu ad o zamandan günümüze uzanmıştır.
Tarihi
İç Anadolu Bölgesi’nde bir il merkezi olan Eskişehir’in, doğu
ve güneydoğusunda Ankara, güneyinde Konya ve Afyonkarahisar, batısında Kütahya
ve Bilecik, kuzeyinde Bilecik, Bolu ve yine Ankara illeri bulunmaktadır. Sakarya
Nehrinin yukarı kesiminde yer alan Eskişehir’in doğu ve kuzeyindeki doğal
sınırını Sakarya Nehri oluşturmaktadır. Eskişehir, Sakarya ve Porsuk
Nehirlerinin suladıkları geniş düzlüklerle bunları çevreleyen dağlardan oluşur.
Porsuk Ovası; kuzeyden Bozdağ ve Sündiken Dağları, güneyden Sivrihisar Dağları
ve Türkmen Dağı’nın doğu uzantılarıyla çevrilir. Ova, Kütahya il sınırından
Eskişehir il merkezine kadar oldukça eğimli, dar bir vadi şeklindedir. Porsuk
Çukurluğu olarak adlandırılan bu bölüm, il merkezine yaklaştıkça genişlemeye
başlar. Ovanın, Muttalip ve Sultandere köyleri arasında yaklaşık 13 km. ye
ulaşan genişliği, doğuda Çavlum Köyü yakınlarında daralır ve l km.ye kadar iner.
Ovanın genişliği, bu yöredeki Sepetçi ve Fevziye Köyleri arasında 21 km. ye
ulaşır. Daha sonra yeniden daralmaya başlar. Ova, özellikle Refahiye Köyü’nden
sonra dar bir vadiye dönüşür. Porsuk Ovası’nın batı uzantısı, Sarısu Ovası
olarak adlandırılan bir ovada noktalanır. Sarısu Çayı’nın her iki yanında
kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanır. Sarısu Ovası, kuzeyde Bozdağ, güneyde
Küçük Türkmen Dağı ile çevrilidir. İnönü’nün kuzeyinden başlayan ova, doğu
yönüne akışlıdır ve fazla eğimli değildir. Sarısu Ovası’nın en geniş yeri İnönü
ile İstasyon arasındadır. Burada yaklaşık 4 km. genişliğe ulaşır. Doğuya
gidildikçe yavaş yavaş daralır. Sarısu Ovası, Okubalı yöresinde bir boğazı
aştıktan sonra yeniden genişler. Ova, Eskişehir il merkezi yakınlarındaki
Karagözler Köyü’nün batısında Porsuk Ovası ile birleşir. İlin güneybatısında yer
alan Yukarı Sakarya Ovası, Porsuk Ovası’ndan sonra Eskişehir’in en geniş
düzlüğüdür. Yukarı Sakarya Ovası; kuzeyden Sivrihisar Dağları ve Türkmen
Dağı’nın kuzey uzantıları, batıdan Türkmen Dağı’nın doğu uzantıları, güneyden
ise Emirdağ ile çevrilidir. Bu ovanın başlangıçta 14 km. olan genişliği,
Sivrihisar’ın kuzeyinde 4 km. ye düşer. Ovadaki en belirgin yükseltisi,
Mahmudiye İlçesi’nin batısındaki Kırgız Dağı’dır (1.301 m.). Yukarı Sakarya
Ovası’nın en geniş yeri Aksaklı ve Yukarı Kepen Köyleri arasındadır.
Eskişehir il alanı daha çok platolar ve dağlarla kaplıdır. İldeki yaylalık
alanlar Türkmen Dağı’nın doğu uzantıları ile Bozdağ, Sündiken Dağları üzerinde
bulunmaktadır. Porsuk ve Sakarya Havzalarını birbirinden ayıran Sivrihisar
Dağları üzerinde de yaylalar vardır.
Sakarya ve Porsuk havzaları ile bu havzaları çevreleyen dağlardan oluşur. Bu
nedenle, il toprakları ana vadiler ve bu vadilerle birleşen çok sayıda küçük
vadilerce parçalanmış durumdadır. Havzanın sularını toplayan Sakarya Irmağı’nın
aktığı vadi, Sakarya Vadisi adını alır. Bu vadi, Sakarya Irmağı’nın ilk kaynak
alanlarında, yani Türkmen Dağı kütlesinin doğu uzantıları üzerinde dar ve
derindir. Seyitgazi yöresinden sonra, vadi tabanı genişler ve doğuda Ankara il
sınırına kadar uzanır. Bu bölümde, vadinin geniş tabanı üzerinde Yukarı Sakarya
Ovası yer alır. Sakaya Vadisi, Ankara il sının yakınından kuzeye dön er ve
Porsuk Çayı ile birleşir. Vadinin bu kesimine Orta Sakarya Vadisi denir.
Eskişehir’in en önemli akarsuları Sakarya Nehri ve onun kollarından olan Porsuk
Çayı’dır. Çifteler İlçesi sınırlarında Sakaryabaşı denilen yerden çıkan Sakarya
Nehri Bardakçı Suyu ile, sonra Seydisu ve Sarısu ile birleşerek güneydoğuya
doğru akar. Çakmak Köyü yakınında Ankara - Eskişehir arasında il sınırını
oluşturarak kuzeye yönelir daha sonra da Porsuk Çayı ile birleşir ve kuzeye
doğru akar. Sarıyer Barajı’ndan sonra akışı batıya döner. Porsuk Çayı Murat
Dağı’ndan ve Kütahya’dan gelen iki ayrı koldan oluşmuştur. Bu çay ilin kuzeyinde
Porsuk Çayı ismini alır. Kunduzlar, Kargın Deresi, Ilıcasu, Mollaoğlu Deresi,
Sarısu, Keskin-Muttalip dereleriyle birleşir, Pürtek Çayı’nı da içine alarak
Sakarya Nehri’ne ulaşır. Bu akarsular üzerinde Porsuk Barajı, Sarıyar Barajı,
Musaözü Barajı, Gökçekaya Barajı, Dodurga Barajı bulunmaktadır. İlin yüzölçümü
13.652 km2 olup, toplam nüfusu 706.009’dur.
Ege, Marmara ve İç Anadolu Bölgeleri arasında bir geçiş noktasında bulunan
Eskişehir ilinde Ege ve İç Anadolu’ya özgü iklim özellikleri görülse de, sert
bir kara iklimi hakimdir. Kışlar sert ve süreklidir. Yaz ayları ise gündüzleri
sıcak, geceleri serindir. Eskişehir İli’nde hakim olan kara iklimine karşın,
Sarıcakaya Vadisi’nde Akdeniz İklimi özelliklerini gösteren "mikroklima"
hakimdir.
İlin ekonomisi tarım, hayvancılık, sanayii ve madenciliğe dayalıdır. Türkiye’nin
önde gelen gelişmiş illerinden biri olan Eskişehir’in zengin bir tarımsal
potansiyeli vardır. Büyük ölçüde makineleşmiş olan tarımda modern yöntemler
kullanılmaktadır. Başlıca tarım ürünleri, buğday, arpa, şeker pancarı, patates,
yulaf, soğan, ay çiçeği ve nohuttur. Ayrıca Orta Sakarya Vadisinde susam ve
pamuk yetiştirilmektedir. Sarıcakaya ve Mihaliçcik ilçelerinde sebzecilik ve
meyvecilik ileri düzeydedir. Hayvancılık 1950’den sonra önem kazanmıştır. Başta
İstanbul olmak üzere tüketim merkezlerine canlı hayvan, et ve süt ürünleri,
yumurta, deri, bal ihraç etmektedir. Büyük baş hayvanlardan sığır, küçükbaş
hayvanlardan koyun ve tiftik keçisi yetiştirilir.
Maden kaynakları bakımından oldukça zengindir. Lületaşı, asbest, magnezit, bor
ve perlit işletilmektedir.
1950’lerden sonra sanayi oldukça gelişmiştir. İlde büyük devlet işletmelerinin
yanı sıra yerel sermaye yatırımları ile gerçekleşmiş çok sayıda özel kuruluş
bulunmaktadır. Bunlar gıda, makine-imalat ve taş ile toprağa dayalı
sanayilerdir. Sanayi kuruluşlarının hepsi Eskişehir’de toplanmıştır.
Eskişehir yöresinde yapılan kazılar, Kalkolitik Çağa kadar inen bir yerleşimi
göstermektedir. İl sınırları içerisinde Demircihöyük başta olmak üzere höyükler,
Pesinius (Ballıkaya), Naceloea (Seyirgazi), Midas (Yazılıkaya), Iustinianopolis
(Sivrikaya),Eodoxias (Gümüşkaya), Dorylaion (Şarhöyük) gibi antik kentler
bulunmaktadır.
Yörede İ.Ö. 3000-2000 arasındaki İlk Tunç Çağı ile İ.Ö. 2000-1500 dönemindeki
Orta Tunç Çağından kalan yerleşim alanları bulunmaktadır. Bu dönemde, Asur
tüccarlarının, yöre sınırlarına dek etkin oldukları bilinmektedir. Burada
yapılan kazılarda, Hitit İmparatorluğu dönemini de kapsayan Son Tunç Çağına ait
(İÖ 1460-1200), az sayıda da olsa Hitit yerleşim merkezinin varlığı
saptanmıştır. Yazılıkaya’da yapılan kazılarda tespit edilen höyüklerin büyük bir
kısmında Hitit Çağına ait kültür belgeleri bulunmuştur. M.Ö. 1200 yıllarında,
Anadolu’daki Hitit egemenliğine son vererek, geniş bir alana yayılan Frigler,
Eskişehir Ovası, Sakarya Nehri kolları ile Ankara’nın doğu ve batı bölümlerini
kapsayan, güçlü bir krallık kurmuşlardır. Merkezi, Polatlı yakınındaki Gordion
olan bu krallığın, güçlü bir siyasi yapısı olduğu görülmektedir. Bu tarihlerde
kurulan Pessinius (Ballıhisar), Midaeum (Karahöyük), Dorylaiun (Eskişehir-Şarhöyük),
Yazılıkaya (Midas) şehri gibi Frig şehirleri de Eskişehir’in il sınırları
içindedir. Frigya tarihinin en bilinen kralları, Gordion ve Midas’tır. Kral
Midas, Frigya İmparatorluğu’nu kurmuş ancak bu imparatorluk kısa ömürlü
olmuştur. (M.Ö. 725-675) Asurlularla Urartular arasındaki toprak kavgaları
Frigler’in bölgede kesin denetim kurmalarını sağlamış ancak, İÖ VIII.yüzyılda
güçlenen Lydia’nın baskısı ve ardı kesilmeyen Asur akınları sonucunda
güçsüzleşen Frigya egemenliği VII.yüzyılda Kimmerler tarafından yıkılmıştır.
Eskişehir yöresi, İÖ 676-546 arasında Lydia yönetimi altında kaldı. Büyük
İskender bölgeden geçerek Gordion Krallığını yıkmıştır. Büyük İskender’in
ölümünden sonra Gordion şehri yine büyük savaşlara sahne olmuştur. Bunun nedeni,
şehrin konumuyla ilintilidir. Anadolu’yu kontrolleri altında tutmak isteyen pek
çok komutan, ordularıyla birlikte Gordion şehrini istila etmeye çalışmıştır.
Galatlar, ardından da M.Ö. 189 yılının sonlarında Romalılar bu bölgeyi ele
geçirmiştir. Özellikle Romalılar, Gordion şehrini yeniden restore ederek, eski
parlak günlerine dönmesini sağlamıştır. Uzun bir süre basit bir köy olarak
ayakta kalmayı başaran Gordion, sonunda muhteşem bir şehir haline gelmiştir.
Bizans çağında önem kazanan kentte imparator Iustinianus’un yazlık sarayından
söz edilmiştir. XIX.yüzyılda birçok gezgin ve bilim adamı, bölgeye yaptıkları
gezilerin ve araştırmaların sonucunda Eskişehir’in 3 km. kuzeydoğusunda, Porsuk
Çayı’nın kuzeyinde yer alan bugünkü adıyla Şarhöyük ören yerinin antik Dorylaion
şehri olduğunu saptamışlardır. Burada 1989 yılında itibaren Kültür Bakanlığı ve
Anadolu Üniversitesi adına Prof, Dr. A. Muhibbe Darga başkanlığında bir ekip
tarafından arkeolojik kazılar yapılmıştır. Burada İlk Tunç Çağı’na inen bir
yerleşmenin olduğu saptanmıştır.
Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra doğudan gelen Türkler, 1074 yılında
Eskişehir’i almışlar, doğudan gelen Türk boylarını durdurmak isteyen Manuel
Kommenos, bunda başarılı olamayınca batıya doğru çekilmek durumunda kalmıştır.
Alparslan ve I. Kılıçarslan zamanında Eskişehir, Haçlı Orduları’nın geçiş yeri
olmuştur. Dorylaion - Şarhöyük, Bizans’ın Selçuklulara karşı korunmasında büyük
rol oynamış ancak 1176’da Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan’nın Bizans İmparatoru
Manuel Komnenos’u mağlup etmesinden sonra, Selçukluların egemenliği altına
girmiştir. Bundan sonra uzun bir zaman yıkık ve terkedilmiş olan Dorylaion-Şarhöyük’ün
yakınında, harabenin güneyinde yeni bir yerleşme kurulmuştur. W. M. Ramsay’in
bildirdiğine göre, büyük olasılıkla Dorylaion’un kalıntılarına Eskişehir ismi
verilmiş ve bu isim günümüze kadar gelmiştir.
Bizans çağında önem kazanan kentte imparator Iustinianus’un yazlık sarayından
söz edilmiştir. XIX.yüzyılda birçok gezgin ve bilim adamı, bölgeye yaptıkları
gezilerin ve araştırmaların sonucunda Eskişehir’in 3 km. kuzeydoğusunda, Porsuk
Çayı’nın kuzeyinde yer alan bugünkü adıyla Şarhöyük ören yerinin antik Dorylaion
şehri olduğunu saptamışlardır. Burada 1989 yılında itibaren Kültür Bakanlığı ve
Anadolu Üniversitesi adına Prof, Dr. A. Muhibbe Darga başkanlığında bir ekip
tarafından arkeolojik kazılar yapılmıştır. Burada İlk Tunç Çağı’na inen bir
yerleşmenin olduğu saptanmıştır.
Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra doğudan gelen Türkler, 1074 yılında
Eskişehir’i almışlar, doğudan gelen Türk boylarını durdurmak isteyen Manuel
Kommenos, bunda başarılı olamayınca batıya doğru çekilmek durumunda kalmıştır.
Alparslan ve I. Kılıçarslan zamanında Eskişehir, Haçlı Orduları’nın geçiş yeri
olmuştur. Dorylaion - Şarhöyük, Bizans’ın Selçuklulara karşı korunmasında büyük
rol oynamış ancak 1176’da Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan’nın Bizans İmparatoru
Manuel Komnenos’u mağlup etmesinden sonra, Selçukluların egemenliği altına
girmiştir. Bundan sonra uzun bir zaman yıkık ve terkedilmiş olan Dorylaion-Şarhöyük’ün
yakınında, harabenin güneyinde yeni bir yerleşme kurulmuştur. W. M. Ramsay’in
bildirdiğine göre, büyük olasılıkla Dorylaion’un kalıntılarına Eskişehir ismi
verilmiş ve bu isim günümüze kadar gelmiştir.
Selçuklular 1289’da bölgeyi Osman Gazi’ye vermişlerdir. Orhan Gazi döneminde ise
bir süre Karamanoğullarının eline geçen Eskişehir, Sultan I.Murat tarafından
yeniden Osmanlı topraklarına katılmıştır. XVII.yüzyılda yörede Celalî İsyanları
olmuş ve bastırılmıştır. XIX.yüzyılda Hüdavendigâr (Bursa) vilayetinin Kütahya
sancağına bağlı bir kaza merkezi olan Eskişehir’e, Kafkasya, Kırım, Romanya ve
Bulgaristan’dan gelen göçmenler yerleştirilmiştir.
I.Dünya Savaşı sonrasında buradaki demiryolu hattını denetlemek isteyen
İngilizler Ocak 1919’da Eskişehir’i işgal etmişlerdir. Ancak Kuvayı Milliye’nin
baskısı ile Mart 1920’de bu işgale son vermişlerdir.
stratejik konumu, iç çalışmalardaki rolü, Anadolu’yu istila etmiş olan Yunan
Ordusu’nun Orta Anadolu’ya geçişinin eşiğini oluşturması ve yeni devletin
kuruluşuna katkılarıyla önem kazanmıştır. Bundan sonra Yunanlılar tarafından
işgal edilmiş ve bir süre Yunan ordularının karargâhı olmuştur (1921). 1921
yılında Eskişehir’e 40 km. uzaklıktaki İnönü’de, Birinci ve İkinci İnönü
Savaşları yapılmıştır. Stratejik konumu bakımından önem taşıyan Eskişehir’in,
Yunanlılar tarafından elde tutulması son derece önemliydi. Bu yüzden Kurtuluş
Savaşı’nın en önemlilerinden olan, Birinci İnönü, İkinci İnönü ve
Kütahya-Eskişehir Savaşları, Eskişehir ’de gerçekleşmiştir. Kurtuluş Savaşı’nın
sonlarında Büyük Taarruzla birlikte 2 Eylül 1922’de bu işgale son verilmiştir.
Cumhuriyetin ilanından sonra 1925’te il merkezi olmuştur.
Tarihi Alanlar
Eskişehir’de günümüze gelebilen tarihi eserler arasında;
Çifteler Yazılı Kayalar (Midas), Seyitgazi Kalesi, Sivrihisar Kalesi, Sivrihisar
Ulu Camisi (1275), Sivrihisar Hoş Kadem Camisi (XIII.yüzyıl), Alaeddin Camisi
(1220), Kurşunlu Camisi ve Külliyesi (1525), Setit Battal Gazi Külliyesi (XIII.yüzyıl),
Sivrihisar Ulu Camisi (1275), Sivrihisar Hazinedar Mescidi (XIII.yüzyıl),
Sivrihisar Kılıç Mescit Camisi, Sivrihisar Mülk Köyü Türbeli Mescidi (XII.yüzyıl),
Sivrihisar Gecek Ulu Camisi (1175), Sivrihisar Hamam Karahisar Camisi (XIII.yüzyıl),
Mihalıçcık Yunus Emre Anıtı, Şeyh Edebali Türbesi (XIII.yüzyıl), Yunus Emre
Türbesi, Seyit Gazi Eyvan Türbesi (XIII.yüzyıl), Üryan Baba Türbesi, Sucaeddin
Veli Baba Horasani İlyas Türbesi (XVI.yüzyıl), Himmet dede Kümbeti (1229),
Alemşah Kümbeti (1327-1328), Hoca Yunus Kümbeti, Seyit Gazi Selçuklu Hamamı (XIII.yüzyıl),
Sivrihisar Seyitler hamamı (1490), Sivrihisar Hamamkarahisar Hamamı (1175),
Seyit Gazi Bardakçı Köyü Hamamı (XV.-XVI.yüzyıl), Seyit Gazi Kervansarayı,
Sivrihisar Gecek Köyü Çeşmesi, Sivil mimari örneklerinden Yeşil Efendi evi
bulunmaktadır. Ayrıca Erler, Kıymet, Şengülcük, Yenice Kaplıcaları; Aslanlı
Mabet, Doğanlı Kale, Gerdek kale Mağaraları; Seyit Gazi yakınında Büyük yayla,
Çifteler İhsaniye Köyü yakınında Sakaryabaşı, Alpi bucağı yakınında Taycılar
mesireleri bulunmaktadır.
Eskişehir, târihî eserler ve tabiî güzellikler bakımından
zengindir. Şifâlı kaplıca ve içmeleri ve modern konaklama te’sislerine sâhiptir.
Sivrihisar Kalesi: Bizanslılar tarafından yaptırılmıştır. Altı adet kapısı olan
bu kalenin ancak yeraltı depoları, sarnıç ve yer üstü tahıl anbarı günümüze
ulaşabilmiştir.
Alâeddîn Câmii: İl merkezinde bulunan câmi, Selçuklu Sultânı Birinci Alâeddîn Keykubat tarafından 1220’de yaptırılmıştır. 1262’de Gıyâseddîn Keyhüsrev’in
tâmir ettirdiği bu câmi, ilk yapıldığı devirden günümüze kadar çok tâmirâtlar
görmüş, sâdece minâresi tâmir edilmeden gelmiştir.
Kurşunlu Câmi ve Külliyesi: Odunpazarı semtindedir. Kânûnî Sultan Süleymân Han
devrinde yaptırılmıştır. Vezir Mustafa Paşa tarafından yaptırılan külliye, câmi,
kütüphâne, aşhâne ve medreseden meydana gelmiştir. Mîmâr Sinan’ın eseri olduğu
tahmin edilmektedir. Câminin yanında 20 odalı medrese, bir kütüphâne ve aşhâne
vardır. Büyük kubbesi kurşunla kaplı olduğundan bu isim verilmiştir.
Ulu Câmi: Sivrihisar’da Selçuklu devrine âit kıymetli bir eserdir. 1275’te
Selçuklu Emiri Mikâil bin Abdullah yaptırmıştır.Anadolu Selçuklu sanatının en
güzel eserlerindendir.
Haskadem Câmii: Sivrihisar’da 13. asır sonlarında, Anadolu Selçuklu
hazinedârlarından Necibüddîn Mustafa tarafından hanımı için yaptırılmıştır.
Minâresi Anadolu’nun ilk Selçuklu eserlerindendir.
Kurşunlu Câmi: Sivrihisar’da 1343’te Hoca İbrâhim tarafından mescid olarak
yaptırılmıştır. 1492’de Şeyh Yusuf tarafından genişletilerek câmi hâline
getirilmiştir.
Şeyh Edebâli Türbesi: Odunpazarı mezarlığındadır. Osman Gâzinin kayınpederi olan
Şeyh Edebâli’nin türbesidir. On üçüncü asırda yapılmış olup, 19. asırda tâmir
ettirilmiştir. Şeyh Edebâli’nin türbesinin Bilecik’te olduğu kabûl edilmektedir.
Seyyid Battal Gâzi Türbesi ve Külliyesi:
Türbe, câmi, medrese, imârethâne gibi
bölümlerden ibârettir. Tepe üzerindedir. Emevîler zamânında İslâm ordularının
başında Bizans’a karşı insan üstü kahramanlıklar gösteren ve “Nakaleia” önünde
şehid düşen bir İslâm büyüğüdür.Türkler Nakalein’e Seyitgâzi ismini
vermişlerdir. Câmi ve külliyeyi 13. asır başında Gıyâseddîn Keyhüsrev yaptırmış
ve 1511’de İkinci Bâyezîd zamânında esaslı bir şekilde onarılmıştır. Seyyid
Battal Gâzi Medrese ve İmârethâne Müzesi olarak kullanılmaktadır.
Yûnus Emre Türbesi: Mihalıççık’ın Yûnusemre köyündedir.Yûnus Emre’ye âit olduğu
söylenen kabir, Yunanlılar tarafından yıkılmıştır. 1949’da türbe ve çeşme
yeniden yapılmıştır. Türbenin kıyısından demiryolu geçmesi üzerine 1971’de
bugünkü türbesi yapılarak buraya nakledilmiştir.
Yazılıkaya (Midas Şehri): Han ilçesinin Yazılıkaya köyündedir. Çok sayıda yazılıkaya anıtları, yeraltı geçitleri vardır. Kral Midas’ın mezarının burada
olduğu söylenmektedir. Dünyâca meşhur bir yerdir.
Pessinus (Ballıhisar): Sivrihisar ilçesine 16 km uzaklıkta Ballıhisar
köyündedir. İzmir’i, Ankara’ya bağlayan (kara yolu) üzerinde Frigler ve
sonrasına âit eserler vardır. Bölgede Frig (Kybele) Tapınağı, Bizans Kilisesi ve
tiyatro harâbeleri bulunmaktadır.