Niğde Adı
Niğde’nin antik adı
“NAHİTA” dır. Bahçeli buluntuları ve Çamardı-Kestel’de ortaya çıkarılan
kalay madeni, Niğde
tarihinin M.Ö 5000 yılına kadar uzandığını gösterir.
Hitit ve Asur yazıtlarından M.Ö 1800’den itibaren, bölgede 1000 yıl süreyle
Hititlerin yaşadığı anlaşılmaktadır. M.Ö 710’da Asurluların Hitit
egemenliğine son vermesiyle bölge Friglere geçmiştir.
M.Ö 17 yılında
Romalıların bölgeye gelişine kadar, Medler, Persler, İskender’in Helenistik
Kapadokya Krallığı ve Bergama Krallığı yörede yaşamıştır. 395 yılında Roma
İmparatorluğu ikiye ayrılınca Niğde, Bizans (Doğu Roma) toprakları içinde
kalmıştır.
Türklerin (1071)
Anadolu’ya gelişi ile başlayan Selçuklu Devleti egemenliği 1308 yılına kadar
sürmüştür. 1470 yılından itibaren Osmanlı İmparatorluğunun kesin
hakimiyetine giren bölge Cumhuriyet dönemine kadar gelmiştir.
Niğde ilinin bilinen târihi beş
bin sene önceye dayanır. Eski çağlarda Niğde şehrinin bulunduğu yerde
yerleşme merkezi yoktu. Hititler zamânında Niğde, “Nahita” isimli bir
yerleşme merkeziydi. Hitit Devletinin yıkılışı ile bu bölge, M.Ö. 8. asırda
Frikya Devletinin hâkimiyeti altına girdi. Anadolu’da kurulan Frikya ve
sonradan Lidya Devleti, yine iç karışıklıklar ve bölünme neticesi yıkılınca
bu bölge Perslerin eline geçti.
Niğde Tarihi
M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı İskender, Pers Devletini yenerek Anadolu ve
İran’ı Makedonya İmparatorluğuna
kattı. İskender’in ölümü üzerine bu geniş
imparatorluk, komutanları arasında taksim edilince Anadolu, Selevkos
Devletinin payına düştü. Niğde ve çevresi bir müddet Selevkosların elinde
bulunduktan sonra Kapadokya Krallığının eline geçti. M.S. 1. asırda
Kapadokya Krallığını Roma İmparatorluğu ilhak edince, Niğde ve çevresi
Roma’nın hâkimiyeti altına girdi. M.S. 395 senesinde Roma İmparatorluğu
ikiye bölününce, Niğde ve çevresi Anadolu’nun bir parçası olarak Doğu Roma
(Bizans)nın payına düştü.
Mîlâdî 707 senesinde Emevîler devrinde Niğde ve çevresiİslâm orduları
tarafından feth edildi ve bölgeye “Tavâna” ismi verildi. Emevîlerin iç
isyan, bölücü faaliyetler ve iktidar kavgaları sebebiyle zayıflaması üzerine
Bizans, Niğde ve çevresini Müslümanlardan geri aldı.
1071 Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu Fâtihi Kutalmışoğlu Süleyman Şah
emrindeki Türk ordusu, bütün Anadolu gibi bu bölgeyi de Bizanslılardan
alarak fethetti (1076). Sultan İkinci Kılıçarslan burasını yerleşme merkezi
hâline getirerek oğlu Melik Arslan Şaha verdi. Bundan sonra gelişmeye
başlayan Niğde 13. asrın ilk yarısında Anadolu’nun büyük şehirlerinden biri
hâline geldi. Sultan İzzeddin Keykâvus ve kardeşi Sultan Alâaddin Keykubat
devrinde bu sultanların emriyle Niğde vâlisi olan Zeyneddin Beşâre, şehri
fevkalâde bir şekilde imâr etti. Bu târihlerde Niğde Selçuklu Devletinin
önemli bir askerî merkezi (üssü, ser-leşkeri) idi. Zaman zaman Selçuklu
Sultanları Niğde’ye gelip bir müddet otururlardı.
1308 senesinde, Selçuklu Devleti yıkılarak ülke, pekçok beyliklere bölündü.
İlhanlılar, Anadolu genel vâlileriyle bu bölgelerde hâkimiyetlerini devam
ettirmek istediler. İlhanlıların genel vâlisiyken Orta Anadolu’da
istiklâlini îlân eden Eretnaoğulları, Niğde ve çevresine de hâkim oldular.
Eretnaoğullarının Niğde vâlisi olan Sungur, Niğde’yi geniş ölçüde îmâr etti.
Tancalı Arap Seyyahı İbn-Battûta 1333’te Niğde’yi ziyâret etmiş ve eserinde
Niğde’yi büyük bir şehir olarak tasvir etmiştir.
Eretnaoğulları ile Karamanoğulları arasında Niğde ve çevresi ihtilâf konusu
oldu. Eretnaoğullarının yerine geçen Kâdı Burhâneddîn ile Karamanoğulları
arasında Niğde ve çevresi için çekişme devam etti. Kâdı Burhâneddîn’in
vefâtından sonra bölgeye kesin olarak Karamanoğulları hâkim oldular.
Karamanoğulları zamânında da (1365-1476) Niğde gelişmeye devam etti. Niğde,
1341-1365 arasında Eretnaoğulları ve 1365-1476 seneleri arasında
Karamanoğulları idâresinde kalmıştır.
Sultan Yıldırım Bâyezîd Han, Niğde ve çevresini alıp Karamanoğulları
beyliğini ortadan kaldırdı. Yıldırım Bâyezîd’in Tîmûr’a 1402 Ankara
Savaşında yenilişinden sonra, Osmanlıların büyük gayretleriyle kurulan
Anadolu birliği ortadan kalktı. Birçok Anadolu beyliği gibi Karamanoğulları
Beyliği de tekrar kurularak Niğde’yi ele geçirdi.
1419’da Mısır Memlûk Sultanı Müeyyed’in oğlu İbrâhim, Niğde’yi aldıysa da
muhafaza edemedi ve Niğde yeniden Karamanoğullarının eline geçti. Niğde ve
çevresi, 1470’te Fâtih Sultan Mehmed Hân devrinde kesin olarak Osmanlı
Devletine katıldı. Osmanlı Devletini yıkmayı ihtiras derecesinde gâye edinen
Akkoyunlular ve Karamanoğulları, ittifak ederek Niğde topraklarına girdiler.
Fâtih Sultan Mehmed Hanın oğlu Şehzâde Mustafa tarafından büyük bir
yenilgiye uğratılıp, doğuya sürüldüler. Aynı sene İshak Paşa, Niğde’yi
Karamanoğullarından geri alarak, Karamanoğulları Beyliğini kesin bir şekilde
târihten sildi. Böylece Anadolu, Osmanlı idâresinde Fırat veToroslara kadar
birleşti.
Osmanlılar devrinde Niğde, 17. asırda Karaman Beylerbeyliğinin yedi
sancağından biri idi. Yirminci asır başlarında ise Niğde, Konya eyâletinin
beş sancağından biriydi. Yedi kazâsı vardı.
Osmanlı devrinde Niğde, zaman zaman isyanlara ve çatışmalara sahne oldu,
bundan zarar gördü ve göçler başladı. Kayseri ve Konya gelişirken, Niğde iç
isyanlarla ikinci derecede bir şehir durumuna düştü. İsyan eden Abaza Mehmed
Paşa, Niğde’yi yağma etti. Düşman istilâsı görmemiş bir ilimiz olan Niğde
Cumhûriyet devrinde (1923) il merkezi oldu.
1932’de Niğde’den demiryolu geçerek Ankara-Kayseri istikâmetinden gelen hat,
Konya ve Adana istikâmetine giden hat üzerinde bir istasyon oldu. Niğde’nin
güneyinde Ulukışla’da demiryolu ikiye ayrılmakta biri batıya
Ereğli-Karaman-Konya’ya; diğeri de güneydoğuya Adana ve Mersin’e
gitmektedir.
Kronoloji
İÖ. 7000-5000 Neolitik Dönem
İÖ. 3000-2000 İlk Tunç Çağ
İÖ. 2001-1750 Hitit Krallık Dönemi
İÖ. 1650-1460 Hitit İmparatorluk Dönemi
İÖ. 1170-710 Tabal Geç Hitit Prensliği Dönemi
İÖ. 710-620 Asur Egemenliği
İÖ. 612-590 Kilikya Krallığı Dönemi
İÖ. 590-550 Medler dönemi
İÖ. 550-532 Persler Dönemi
İÖ. 332-İS.17 Kağadokya krallığı dönemi
İS. 17-395 Roma dönemi
395 Bizans Egemenliğinin başlaması
699 Araplar'ın Aksaray'ı Bizanslıların Elinden alması
707 Arapların Niğde'yi ele geçirmesi
729 Arapların Aksarayın yeniden alması
805 Harunü ‘r Reşid'in Aksarayı alması
832 Abbasi halifesi El-Memun döneminde Niğdenin Onarılması
965 Bizanslıların Niğde ve Aksarayı ele geçirmesi
1097 Niğde ve Aksarayın haçlıların eline geçmesi
1155 2.Kılıç Arslanın ile Danişmetli Yağı Basan ‘ın Aksaray önlerinde
karşılaşması ve çatışmanın araya giren din adamları tarafından önlenmesi
1186 2.Kılıç Arslan'ın ülkeyi 11 oğlu arasında paylaştırması ve Niğde Arslan
şahın payına düşmesi
1211 1.İzzeddin Keykavusun Niğde vağliliğine Zeyneddin Başarıyı atması
1249 2.İzzedin Keykavus ile VI.Kılıç Arslan'ın Aksaray önlerinde savaşması
ve 5. Kılıç Arslan'ın yenilmesi
1256 İlhanlı ordusunun Aksaray'ı yağma ve yıkıma uğratması
1276 Niğde valisi Hatiroğlu Şerefeddin'in ayaklanarak Memluk Sultanı Baybars
‘ı Anadolu ‘ ya çağırması
1277 Karamanoğulları ‘ nın Aksaray ‘ı kuşatması
1300 Şiddetli kuraklık ve kıtlıktan Aksaray Niğde halkının büyük zarar
görmesi
1365 Karamanoğulları ‘nın Eretna Beliği ‘nden Niğde ve Aksarayı almaları
1398 Niğde ve Aksarayı Osmanlı Ülkesine katılması
1402 Timur ‘un Niğde ve Aksarayı Karamanoğullarına geri vermesi
1420 Memluklar ‘ın Niğde ‘ yi ele geçirmeleri
1421 Karamanoğlu Ali bey ‘ in Niğde ‘ ye çekilmesi ile Karamanoğlu Beylik
topraklarının 2 ‘ ye bölünmesi
1466 Niğde ve Aksaray ‘ ın kesin olarak Osmanlıların eline geçmesi
1574 Suhtilerin Niğde ‘ de saldırı düzenlenmesi
1584 Celali elebaşısı Kiziroğlu Mustafa ‘ nın adamlarının Niğde Yöresini
talan etmesi
1603 Celali elebaşısı Tavil Mehmedin Niğdeyi yagmalaması
1849 Niğde nin sancak merkezi olması
Niğde Tarihi
Eserler
Niğde ili târihî eserleri ve
tabiî güzellikleri bakımından zengin iller arasında yer alır. Selçuklu devri
Türk eserleri bakımından Konya, Kayseri ve Sivas’tan sonra gelir.
Bakımsızlık yüzünden birçoğu yıkılmıştır.
Alâaddin Câmii: Birinci Alâaddin Keykubâd zamânında Niğde Sancakbeyi
Zeyneddin Başara tarafından 1233’te yaptırılmıştır. Selçuklu sanatının
günümüze kadar en iyi korunmuş eserlerinden olup, mihrap ve minberi çok
güzel bir sanat âbidesidir. Niğde’nin en eski câmisi olup Mîmar Sıddık bin
Mahmûd ve kardeşi Gâzi yapmıştır. Sarı ve kül renkli kesme taştan yapılan
câminin doğu kapısı son derece güzel geometrik motiflerle süslüdür. Câmi
süslemeleri bakımından Selçuklu devrinin en kıymetli eserlerinden biridir.
Damalı minâresi câmiye ayrı bir güzellik katmaktadır.
Sungur Bey Câmii ve Türbesi: Moğol asıllı Sungur Bey tarafından 1335’te
yaptırılmıştır. On sekizinci asırda geçirdiği yangından sonra yeniden
yapılmıştır. Mîmârî özelliği ve taş işçiliği şahâne olan câminin süslemeleri
çok zengindir. İlk yapıldığında iki minâreliydi. Câminin yanında Sungur Beye
âit sekiz köşeli bir türbe vardır.
Paşa Câmii: On beşinci asra âit Osmanlı eseridir. Ali Paşa tarafından
yaptırılan câmiyi oğlu Murâd Paşa genişletmiştir. 1909’da tâmir gören
câminin yanında türbe ve çeşme vardır.
Şah Mescidi: Sungur Bey Câmii yakınında olup 1413’te yaptırılmıştır.
Kare plânlı bir câmidir.
Hanım Câmii: Alâaddin Tepesinin doğusunda olup 1452’de yapılmıştır.
Arife Hanım tarafından tâmir ettirildiği için Hanım Câmii olarak bilinir.
Karamanoğulları devri eseridir.
Dış Câmii: On altıncı asır Osmanlı eseridir. Tek kubbelidir. İnce
işçilikli ve sedef kakmalı minber Sungur Bey Câmiinden getirilmiştir.
Ulu Câmi: Bor ilçesindedir. Karamanoğlu Alâaddin Bey tarafından 1410’da
yaptırılmıştır. Câmi dikdörtgen biçimindedir.
Ak Medrese: Karamanoğlu AlâaddinAli Bey tarafından 1409’da
yaptırılmıştır. Adını kapısındaki beyaz mermerden alır. Selçuklu mîmârî
tarzının çok güzel bir örneğidir. Ali Bey Medresesi de denir. 1936’da
restore edildikten sonra arkeoloji müzesi olarak kullanılmaktadır. Geometrik
motiflerle süslü giriş kapısı çok güzeldir.
Hüdâvend Hâtun Kümbeti: Moğol İlhanlı vâlisi Sungur Bey zamânında, Dördüncü
Kılıç Arslan’ın kızı Hüdâvend Hâtun tarafından 1312 senesinde
yaptırılmıştır. Sekizgen plânlı yapı içten kubbe, dıştan piramit çatı ile
örtülüdür. Doğusunda bulunan taçkapı yıldız geçmeler ve çeşitli motiflerle
süslenmiştir.
Gündoğdu Türbesi: Hüdâvend Hâtun Kümbetinin yanındadır. 1344’te ölen
Hakkı Besvap için yaptırılmıştır. Kare plânlı yapı içten kubbe, dıştan
piramit çatı ile örtülüdür. Türbenin kapısı geometrik, bitki ve örgü
motiflerinden meydana gelen kuşaklarla çevrilidir.
Sungurbey Kütüphânesi: Emîr-ül-ümerâ Seyfeddîn Sungur Ağa tarafından 1335
senesinde yaptırılmıştır. Günümüzde İl Halk Kütüphânesi olarak
kullanılmaktadır.
Eski Eserler:
Niğde Kalesi: Selçuklu Sultânı Birinci Alâaddin Keykubat yaptırmıştır.
Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde onarım gördüğü kitâbe ve motiflerden
anlaşılmaktadır. En son Fâtih devrinde İshak Paşanın emriyle tâmir
ettirilmiştir. Safevî ve Akkoyunlu tehlikesi sona erince kale tâmir
ettirilmemiştir. Bugün kale ve onu çevreleyen üç sıra hâlindeki surlardan
pek azı kalmıştır.
Niğde Müzesi: 1976’da yapılmıştır. Antik Çağa âit eserlerle, Selçuk
ve Osmanlı devrine âit 12 bin eser sergilenir. Akmedrese de müze olarak
kullanılmaktadır.
Tyna Harâbeleri: Bor ilçesinin Kemerhisar bucağı yakınındaki şehir
kalıntıları, Hititlere âit ve M.Ö. 2000 yılında önemli bir merkez olan
Tuvana şehrine aittir.
Güllüdağ Harâbeleri: Niğde’nin 40 km kuzeyinde Bozköy ve Kömürcü
köyleri arasında Güllüdağ’da bir Hitit şehridir. Şehir kalıntıları 3 km2dir
ve surlarla çevrilidir. M.Ö. 8. asırda yangın neticesi yıkılmış ve bir daha
yapılmamıştır. Savaş ve tapınak kalıntıları vardır.
Kaya Kilise ve Manastırlar: Roma ve Bizans devrinde Ihlara Vâdisinde
kayalara oyulmuş kilise ve manastırlar olup, bâzısı bir saatte gezilecek
kadar büyüktür.
Su Kemerleri: Kemerhisar-Bahçeli kasabaları arasında Roma devrinden
kalma su kemerleridir.
Roma Havuzu: Bahçeli kasabasındadır. Etrâfı mermerle çevrili Roma
devrine âit bir havuzdur.
Gümüşler Manastırı: Niğde’ye 8 km mesâfede Gümüşler kasabasındadır.
Roma devrinde yapılmıştır.
Demirkazık Tepesi: Çok güzel manzaraları olan bu dağ yaz ve kış ayrı
güzelliklere sâhiptir. Kayakevinin bulunduğu bu dağ, kış sporlarına
müsâittir. Dağcılık tesisleri ve alabalık üretme çiftliği vardır.
Hasan Dağı: Çok güzel manzaralı bir dağdır. Konik biçimde krater gölü
vardır. Kış sporlarına müsâittir.
Köşk: Bor ilçesinin Bahçeli köyü yakınında yeşillik ve sulak bir mesire
yeridir.
Keten Çimeni: Suyu bol, manzarası güzel ve yeşil bir yayladır.