ESKİ HÜKÜMET KONAĞI
1903 Yılında Sultan Abdülhamid'in emri ile yapılmıştır.Bu binaların
yapımında zamanın belediye başkanı Cudi Paşa ile Kaymakam Kemal Bey'in
girişimleri etkili olmuştur.Hükümet konağı binası kare planlı,iki katlı ve
kesme taşlardan inşa edilen binanın ön cephesinde 6 sütunlu bir eyvan
bulunmaktadır.Aynı inşaat 1908 yılında bitirilmiş ve aynı yıl Mutasarrıflık
olan Siverek'e atanan ilk mutasarrıf Macit Bey tarafından hizmete
açılmıştır.Daha sonra vilayet sarayı ve Siverek ilçe olduktan sonra hükümet
konağı olarak kullanılmıştır.1980 yılında meydana gelen yangında binanın
ahşap kısımları yanmıştır.Siverek'in bu görkemli tarihi binası Anıtlar
Yüksek Kurulu tarafında koruma altına alınmışsa da henüz ciddi bir onarım
yapılmamıştır.
Eski Gazi Paşa İlkokulu hükümet konağı ile aynı tarihte yapımına
başlanmıştır.1908 yılında lise olarak faaliyete başlamış, ancak Siverek 1926
tarihinde ilçe olduktan sonra lise kaldırılmış, bina Gazi Paşa ilkokulu
olarak hizmete devam etmiştir.1966 yılından sonra bir ara Kız Meslek Lisesi
ve daha sonra İmam Hatip Lisesi olarak kullanılmıştır. Bina şimdi boş olarak
onarılmayı beklemektedir.
YERALTI HAMAMI
Yaklaşık 1750 yıllarında kalenin güneyinde yapılan araştırmalar sırasında
bulunmuştur.İç odalarından birinin duvarında bulunan aslan başı kabartması
Hitit sanatının özelliklerini yansıtmaktadır.Rivayete göre kral ailesi
kalenin içindeki gizli bir geçitle bu hamama gelirmiş.Ancak hamam yeniden
kullanılmak üzere tamir edilirken bu tamirat sırasında hamam bütün tarihi
özelliklerini kaybetmiştir.
ABDALAĞA HAMAMI
Siverek kalesinin doğusundaki bu hamam da Osmanlı mimarisinin
güzel örneklerinden biridir. Ancak zamanında korumaya alınmadığından büyük
ölçüde tahrip olmuştur Bugün Siverek Spor Klubü tarafından kullanılmaktadır.
Siverek'te bulunan tarihi Cıncıklı Hamamı da Osmanlı Mimarisi eseridir. Hala
kullanılmaktadır.
HANLAR
Osmanlı döneminde sayısı 13 olan hanlardan bu gün eski özelliğini
koruyan Gümrük Hanı, Hacı Yusuf,Kirazlar, ve Osman Paşa Hanlarıdır.
Diğerleri ya kısmen değiştirilmiş, ya da beton yapılarla tamamı
değiştirilmiştir.Gümrük Hanı bir dönem belediye binası olarak
kullanılmıştır.Bu gün keçeciler başta olmak üzere değişik esnaf tarafından
kullanılmaktadır.
SERAP ÇEŞMESİ (İNİYE SEREBİ)
Yeraltı hamamından 150 metre uzaklıkta ve yine yeraltında
yapılmış siyah bazalt taşlardan örülmüş, kubbeli bir yapıdır.Suyunun nereden
geldiği bilinmemekle beraber, bunun taşlardan yapılmış kanallarla taşındığı
ve bu taş kanalların kalenin altından geçtiği tahmin edilmektedir.
HACI PINARI
1933 yılında Usta Yane tarafından Selçuklu mimari üslubuyla
yapılmış güzel eserlerden birisidir. Tahrip edilen çeşme 1985 yılında
Siverek Belediyesi tarafından onarılmış ve hala kullanılmaktadır.
SİVEREK KALESİ
Yeryüzündeki tüm canlılarda olduğu gibi, insanlar da hayatlarını
sürdürebilmek için, yaşam şartlarına uygun olan yerleri seçerler.Buralarda
iaşe, barınma ,ulaşım,emniyet ve buna benzer ihtiyaçların temin edilebilmesi
göz önünde bulundurulur.Sulak ve verimli araziler ile ulaşım ve savunmaya
elverişli yüksek yerler, eski zamandan beri insanların reğbet ettikleri
mekanlar olmuştur.Bunun ,için savunma amaçlı yüksek ve müstahkem kaleler
yapılır, düşman saldırıları karşısında halk kalelere girip kapılar
kapatıldıktan sonra savunmaya geçilirdi. İşte Siverek şehrinin, önce
üzerinde sonra etrafında kurulduğu kale de, bütün bu şartları taşımaktaydı.
Tarihi kaynaklara göre, Siverek kalesi Asurlar döneminde taş
ve toprak yığınlarından meydana getirilen suni bir höyüğün üzerine
kurulmuştur. Yerden 30-35 metre yükseklikteki bu kalenin altında,
gerektiğinde sığınılacak yerler yapılmıştır.Bu sığınaklar son zamanlarda
kale eteklerinde yapılan evlerin temel kazıları sırasında ortaya çıkan
dehlizlerin varlığından anlaşılmıştır.
Siverek'in yüzeysel şeklini incelediğimizde,şehrin doğusu
batısın dan yüksektir.Şehrin doğusundan başlayan yükseklik batıya doğru
inişli olarak alçalır.Kaleye kadar iner,bu iniş kaleyi geçtikten sonra da
devam ederek şehrin batısına doğru 700 -800 metre kadar inerek devam
eder.Eski bir su yatağında iniş sona erer.Daha sonra batıya doğru
yükselir.Bundan da anlaşılıyor ki, kale doğal bir tepe üzerinde değil, düz
bir arazide yığma bir tepe meydana getirilerek oluşturulmuştur.
Mezopotamya, bildiğimiz gibi Fırat ve Dicle nehirlerinin
arasında kalan topraklardır Bu topraklar ise, yeryüzünün en verimli
topraklarındandır Bunun için yeryüzünün ilk yerleşim merkezleri buralarda
kurulmuştur.Tarihte buraya uygarlıklar ve medeniyetler beşiği
denilmiştir.İşte Siverek de bu uygarlıklar ve medeniyet merkezinde yer
almaktadır.
Bölgede yapılan çok az kazı ve incelemelerde bile yörenin
tarihi önemi rahatlıkla görülmüştür.Ciddi kazı ve araştırmalar yapıldığında
ise nelerin ortaya çıkacağını düşündükçe bu yörelere önem verilmeyişinin
üzüntüsünü yaşamamak elde değildir.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi bazı kaynaklardaki bilgilere
göre Siverek kalesi Asurlular döneminde yapılmıştır. Ünlü tarihçi Batlamyus
Siverek kalesi hakkında şunları kaydetmektedir Konttopolis (Siverek) kalesi
Asur medeniyetinden kalan büyük kesme taşlarla inşa edilmiştir.Romalılar
hazır bulduklar malzeme ile yükseltikleri sur ve burçları Mezopotamya'nın en
müstahkem kalesi haline getirmişlerdir, fakat Şapur I.in kuvvetleri
karşısında şehir yandı, kül oldu halkı hep kılıçtan geçirildi. Yine aynı
tarihçi Buranın Konttopolis şehri olduğunu iddia eder.Bizans imparatoru
II.Konstantın Diyarbakır'a aşağı ve yukarı Mezopotamya yöresinden gelecek
saldırıları önleyebilmek için şehrin ortasındaki yığma tepe üzerine bir kale
inşa ettirmiştir.
Viranşehir varidat katibi Siverekli Abdülcelilzade Zühtü
(Bayar) kendi el yazma KEŞKÜL isimli eserinde kale hakkında şöyle demektedir
Ahiren(sonra) Diyarbakır Sasaniyan'e (sasanilere) intikal ettiğinden Siverek
dahi Rumlar eline geçmiş idi, bir müddet sonra Rumlar, Diyarbekiri'de elde
ederek Konstantiniye kayserinden II.Konstantin Diyarbekir'in surunu ve
Siverek'in kalesini yevmi (günlük) bin amele işletmek suretiyle inşasına
başlamış ise de ikmal edilmeden, Diyarbekir Şapur tarafından zapt edilmiş ve
tekrar Rumlar eline geçtiğinde Rustinpanos tarafından natamam (yarım)kalan
Diyarbekir suru istihkamatı ikmal edildiği gibi Siverek kalesini ve
istihkamatını dahi yaptırmıştır... Rivayete göre yevmi bin amele ve üç yüz
usta çalıştırılmak suretiyle 10 senede ikmaline muvaffak olunmuştur.
Şu anda (1996) tam bir harabe halinde olan kalenin taş ve
toprak karışımı destekleme duvarlarının bir kısmı hala durmaktadır.
Kalenin kuzey doğusundan başlayıp doğuya doğru uzanan ve
güney çevresinde devam edip güney batı köşesine kadar olan bölümü ise arka
bölümün tersine 150 ile 200 metre genişlikte, yerden, sıfırdan başlayıp kale
surlarının diplerine kadar yükselen toprak ve taş yığınlarıyla
çevrelenmiştir. Kalenin doğu bölümünün etekleri ise, yerden meyilli olarak,
yine koruma duvarlarıyla beslenmiştir. Ancak kalenin doğu kısmındaki besleme
duvarları diğerlerine göre daha değişik bir yapıdadır.Kale, surlardan 70-80
metre ötede ve yerden meyilli olarak surların altına kadar ulaşan koruma
duvarlarını meydana getiren, taş ve toprak yığınlarının en üst yüzeylerine
ise ortalama 50-50 ebadında siyah bazalt taşlar dizilmiştir. Muazzam bir
görüntü meydana getiren bu tarihi eserler hala dimdik ayakta durmaktadır.
Yaklaşık 200 yıl evvel tesadüfen kalenin 200 metre güneyinde
bulunan tarihi yeraltı hamamı, kale eteğindeki toprağın altında inşa
edilmiştir.Yer altı hamamında bulunan kabartma şekiller (Aslan başı) ve
gizli geçit Hamamdan kaleye gizli bir ulaşım yolu olduğunu göstermektedir.
Kalenin batı tarafındaki arka surlarının günümüze (1996)
kadar dayanabilmeleri, arka surlarına verilen önemi belirtmektedir.Kalenin
üzerinde bizzat yaptığımız incelemelerde, surların kalınlıklarının 3,5 ile 4
metre arasında olduğu anlaşılmıştır.Burçlar ise, kalenin yüzeyine kadar
tamamen yıkılmıştır.Fakat temelleri hala yerinde durmaktadır.Burç
temellerinin ortalama ölçüleri ise eni 5 metre,uzunluğu ise 8 metredir.
Siverekteki evlerin çoğunun toprak dam olması nedeniyle, damların sıvanması
için halk,kale eteklerindeki toprağı kazıp götürmüş olduğundan zamanla
kalenin etrafı çıplak kalmıştır.Kale etrafında ev yapmak için yapılan temel
kazılarında ortaya çıkan gizli geçitler, kalenin iki veya üç katlı olduğu
ihtimalini güçlendirmektedir.Yine rivayetlere göre kalenin altında bir su
teşkilatının olduğu söylenmektedir.Bu söylentiler,kalenin etrafında l50 ile
200 metre arasındaki uzaklıklarda bulunan birkaç yeraltı içme suyu
çeşmesinin bulunmasından kaynaklanmaktadır.Bu çeşmeler:
1- Serap Çeşmesi (iniyi serebi)
2- Sulu camii (Hüseyin Çeribaşı Camisi)avlusunda yer
altındaki taşlı kanallardan gelen su
3- Sulu caminin batısın da bulunan ana caddenin tam
karşısındaki alanın
kenarında 2 metre yüksekliğinde,1 metre enindeki yuvarlak
kemerli çeşme (Kemal Hoca çeşmesi)
4- Haliliye camisinin avlusunda abdest almak için yapılan
havuzun suyu
5- Kaleyle bağlantılı olan Yeraltı hamamının suyu
Bu çeşmelerin bir kısmı hala kullanılmaktadır.Bazıları ise
kapatılmıştır.Bu çeşmelerin geliş yönlerinin kale tarafından olması ve
kaleye yakın olmaları, kalenin altındaki su teşkilatı rivayetlerini
güçlendiriyor.
Mayıs 1969 tarihli, Urfa'yı konu alan Türkiye Turizm
dergisinin Siverek'le ilgili bölümünde, Siverek kalesi hakkında şu bilgiler
verilmektedir. Kale Şehrin ortasında bulunan yığma tepe üzerinde inşa
edilmiştir.Çevresi yaklaşık olarak 1250 metredir, tabandan 30-35 metre
yüksekliktedir. Sekiz burç ve doğu ucunda bir gözetleme kulesi ile müstahkem
hale getirilmiştir.Burçların yüksekliği l5 metre, surların yüksekliği ise 10
metre idi.Kale içine,kuzeye açılan tek kapısından giriliyordu.
Siverek, tarihinin M.Ö. 5000 yıllarına kadar uzanması
nedeniyle, zaman zaman yakılıp yıkılmış,hareketli ve kalabalık dönemler
yaşamıştır. Kale fazla büyük olmadığı için genel bir yerleşim yeri olmaktan
ziyade, bir idare merkezi olarak kullanılmıştır.Herhangi bir düşman
saldırısı karşısında halk kaleye alınıp korunurdu.
Kalenin üzerinde kuzey,batı ve güney surlarının bazı bölümle
ri hala ayakta durmaktadır.Bu surlar şu anda (l996) kalenin yüzeyinden 3-4
metre yüksekliktedirler.Kalenin üzerinde yeşil alan çalışmaları sırasında
ayakta kalan surların önüne 2-3 metre yüksekliğinde toprak yığınları
biriktirilmiştir.Bu 2-3 metre yüksekilğindeki topraklar temizlendiğinde
surların tamamının yüksekliği 6-7 metreye ulaşır ki, kale hakkında epeyce
bilgi sahibi olunabilir.Arkeoloğlar tarafından kalenin tamamı ve
Siverek'teki tarihi yerler araştırıldığında tarihin bir çok gizli kalmış
sırlarınını gün ışığına çıkacağı kuvvetle muhtemeldir.
Kalenin isimleri ise kaynaklarda şöyle belirtilmektedir
Kınaba, Ardüzatil (Aslanlı kale), Kan kalesi, Sibabarka, Sevaverak,
Purfuzzi, Marina'dır
Siverek kalesini meydana getiren toprağın şehrin ve kalenin
güneyindeki,halk arasınd tarı çukur(Tanrı çukuru) diye bilinen yerden
getirildiği kuvvetli ihtimaller arasındadır. Prof.Dr.Firuzan Kınal'ın Eski
Anadolu Tarihinde bahsettiği ve arkeolojik kazılar yapılmaması yüzünden
yerleri tesbit edilemeyen şehirlerden birinin Siverek olduğunu, hatta
Prehistorya'ya ışık tutacak WAŞŞUGANİ şehrinin Siverek'in altında yattığını
iddia edebiliriz, demektedir
CAMİLER
Camiler, müslüman toplumların en önemli inanç göstergeleridir.
Siverek'te tarihin çeşitli dönemlerinde çok çeşitli milletlere mensup
toplumlar yaşamıştır.Fakat müslümanlar'ın Siverek'i fethinden sonra
genellikle Selçuklular ve Osmanlılar dönemlerinde camilere önem verilmeye
başlanmış ve ilk olarak daha önce kilise olan bir kısım mabedler camiye
çevrilmiştir.Keşkül isimli el yazma eserde şöyle denilmektedir. kiliseden
muhavvel camii kebiri vardır. Ulu camiinin sonradan yapılan minaresi
hakkında ise aynı eserde Beni artuk devletinin ecdadı bulunan Karaaslan,
Siverek camii kebirinin minaresini 982 tarihinde yaptırmıştır ki minare
kapısının üzerine arabi ibareler ile ve minarenin şark tarafında sokağa
doğru ve 5 metre yüksek mevkiinde rakamla 982 tarihini taşa hak etmiştir.
diye bahseder.Dört kare ayak ( 120x120 ebadında ) üzerine oturtulmuş altı
küçük kubbeden meydana gelmiştir.Cami duvarlarının kalınlığı ise 1.20 cm'dir
Cami Siverek tarihinin bir dönemini gözler önüne sermektedir.
Diğer tarihi camiler ise şunlardır: Hasan Çelebi camii, Gülabibey
camii, Hüseyin Çeribaşı camii (Sulu camii).
Keşkül isimli eserde Kasım Paşa isimli bir camiden bahseder.
Eserde Siverek Hasançelebi camii, Gülabibey camii ve Kasım Paşa camii gibi
mebani-i hayriye o zamanlar Siverek müsellimliklerinde (Osmanlı
İmparatorluğunda vilayet teşkilleri yapılıncaya kadar eyalet bölümlerinde
vali adına iş gören kimse ) bulunan zevatın hayratı olarak
yaptırılmıştır.Maateessüf şimdi Kasım Paşa medresesi ve Kara Camii harebe
olup, yerleri hanelere tebeddül ettiğinden mevkiinde değil, namlarından bile
eser kalmamıştır.
ULU
CAMİİ
Vakıflar Genel müdürlüğünün incelemelerine göre Selçuklu
dönemine ait bir eserdir.
KEŞKÜL'e göre Ulu Cami kiliseden çevrilmiş olup doğu
kapısında 982 tarihi yazılıdır. Ulu Camii minaresinin üzerindeki kitabe- den
alınan bilgiye göre 586 yıllarında minare bir tamirat görmüştür. Minareyi
Hamdullah Bey isminde bir zat yaptırmıştır
GÜLABİBEY CAMİİ
Osmanlı Valilerinde Gülabibey tarafından hicri 1211 (M.1701)
tarihinde yaptırılmıştır.Aynı zat görev yaptığı Halep ve Erzincan'da da aynı
isimde camiler yaptırmıştır.Caminin minaresi 1955 yılında Siverek Camileri
Onarma ve Yaşatma Derneği tarafından yaptırılmıştır.Daha önce caminin ahşap
olan kubbesi 1957 yılında aynı dernek tarafından onarılmıştır.
SULU CAMİİ (HÜSEYİN ÇERİBAŞI CAMİİ)
Halk arasında Sulu Cami olarak bilinen mabedin asıl adı Hüseyin
Çeribaşı Camii'dir. Siverek Çeribaşısı Hüseyin Paşa tarafından yaptırılan
caminin yapılış tarihi tam olarak bilinmemektedir. Asıl yapısı uzun lüle
kubbeli iken, 1305 (1889) yılında Siverekli Osman Paşanın annesi tarafından
öndeki kemerli eyvanıyla beraber şimdiki haline getirilmiştir.
Hasan Çelebi Camii 1839
Hacı Ömer camii 1793
Hamidiye camii 1894
Karakeçi camii 1391