|

TOKAT TARİHÇESİ
Orta Karadeniz Bölgesinin iç kesiminde yer alan Tokat, 5.000 yıllık bir
tarihi geçmişe sahiptir. M.Ö. 3.000 Yıllarından
başlayarak 14 devlet ve 5
beyliğin yaşayıp egemen olduğu Tokat, Yeşilırmak kıyılarının dar ve nemli,
İç Anadolu'nun geniş
ve kuru alanlarından ( başta, Canik Dağları olmak üzere
) 3 dağ sırasıyla ayrılan Tokat, vadiler arasındaki bereketli topraklarından
dolayı "Türkiye'nin Meyve Bahçesidir." Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde
Tokat'tan söz ederken : " Bu havası hoş şehrin dört tarafında bahçe ve
bostanlar içinden sular akar. Her bağında birer köşk, havuz, fıskiyeler ve
çeşitli meyveler bulunur. Halk zevk ehlidir. Gariplerle dostturlar, kin
tutmaz, hile bilmez, yumuşak huylu insanlardır. Cami, saray, köşk ve
imaretleri o kadar sağlam ve güzel olur ki buralara girenler hayran olurlar"
demektedir. Hacı Bektaş-ı Veli'nin hayırlı ve bereketli duaları ile bu eski
ve tarihi şehir " alimler konağı, fazıllar yurdu ve şairler yatağıdır.
" Oğuz Türklerinin kumandanlarından Danişmend Melik Ahmet Gazi ordusuyla,
kaleyi 1074 yılında alarak Bizans ordusuna çok ağır bir tokat vurdu. Böylece
Bizans'a vurulan bu tokat şehrin ismi olarak yerleşti.Bazı kaynaklara göre
ise ; Tokat'ın Togayit Türkleri tarafından kurulduğu ve bu oymak adının
zamanla şehire isim olduğu vurgulanmaktadır.
Tarih boyunca çeşitli milletlerin kültür ve medeniyetlerinin gelip
geçtiği Tokat'ta halen örf ve adetler, geleneksel el sanatlarının büyük bir
bölümü devam etmektedir. Tokat 600 yıllık el yazmacılığının Anadolu'daki
merkezidir. Tokat'tan çok sayıda ilim ve devlet adamı da yetişmiştir: İbn-i
Kemal, Molla Hüsrev, Molla Lütfi, Hekim Mustafa ve Plevne Kahramanı Gazi
Osman Paşa bunlardan bazılarıdır.
M.Ö. 47 yılında Roma egemenliğine geçen Tokat ilinde Komana(Tokat),
Zile(Zela), Niksar(Neocaesarea) ve Sulusaray (Sebastapolis) önemli Roma kale
kentleridir.
Tokat ilinde M.S. 11. yüzyıldan sonra Selçuklularla beraber Türk-İslam
egemenliği başlamıştır. Bir çok camii, han ,hamam, kervansaray ve köprü bu
dönemde inşaa edilmiş ve günümüzde de hala kullanılmaktadır
Kazılarda ele geçen buluntular, yörenin Kalkolitik Çağdan beri yerleşime
açık olduğunu göstermektedir. Hitit, Frig, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı
dönemlerinde bu topraklar hep önemli birer yerleşim alanı olmuştur. Tokat
merkez Aktepe (Bolus), Höyüğü ile Zile Maşat Höyük'ten elde edilen Hitit ve
Frig buluntuları bunu doğrulamaktadır. Niksar ve Tokat Yağıbasan Medreseleri
ile Niksar Ulu Camii ve Tokat Garipler Camii yörenin önemli eserleridir,
Tokat önemini Osmanlılar zamanında da korumuştur. Yöreyi gezen seyyahlar
Tokat'ı, Bursa'dan sonra oturabilecek en güzel, en bakımlı şehir olarak
tanımlamışlardır.
Sebastopolis Antik Kentinin Tarihçesi
Sulusaray (Sebastopolis) Tokat İl merkezine 68, Artova İlçe merkezine ise 30
km. uzaklıkta bir kasabadır. Kasaba etrafı dağlarla çevrili bir ova üzerinde
Çekerek Irmağı'nın kenarındadır.
Antik Sebastopolis kentinin kuruluşu henüz kesin olarak bilinmemektedir.
Bazı kaynaklarda M.Ö. 1. yüzyılda kurulmuş olduğu kaydedilmektedir. Roma
İmparatoru Traianus zamanında (M.S. 98-117) Pontus Galaticus'la,
Polemoniacus eyaletlerinden ayrılarak Kappadokia eyaletine dahil edilmiştir.
Bu konuya ilişkin kitabe, Kappadokia Valisi Arrian adına şehrin ileri
gelenleri ve halkı tarafından dikilmiştir.
Sebastopolis kelime olarak Yunancadır (Sebasto; büyük, ulu, azametli,
polis; şehir) "Büyük azametli şehir" demektir. Bazı kaynaklarda
Herakleopolis olarak geçmektedir. Herakleopolis, Herakles şehri anlamına
gelmektedir. Heracles Yunan ve Roma mitolojisinde gücü kuvveti simgeleyen
yarı tanrı bir varlıktır. Bu adı ile de Sebastopolis ile aynı manayı ifade
etmektedir.
1987 yılında Tokat Müze Müdürlüğünce yapılan kurtarma ve sondaj kazıları
sonucunda elde edilen verilerle, daha önce ortaya çıkmış bulunan mimari
parçalar değerlendirildiğinde, kentin Helenistik, Roma ve Bizans Döneminde
önemli bir yerleşim alanı olduğu anlaşılmaktadır.
Comana Pontica'da (Antik Tokat) yapılan yüzey araştırmaları sonucu elde
geçen buluntular Sebastopolis buluntuları ile büyük benzerlikler
göstermektedir. Bu da bize bunların aralarında yakın ilişkiler bulunan
çağdaş iki yerleşim alanı olduklarını ortaya koymaktadır.
Roma ve Bizans'ın tarihi yol ağı içinde Sebastopolis önemli bir yer işgal
etmektedir.
Sebastopolis'in Yerleşim Planı
Sebastopolis kenti, büyük boy kesme taşlarla harç kullanılmadan yapılmış,
dörtgen payandalarla desteklenmiş ve bazı yerlerine yarım daire planlı
burçlar yerleştirilmiş surların çevirdiği sondaj kazısında tespit
edilmiştir. Bu kazı çalışmaları sonucunda hamam ve tapınağın kent içindeki
yeri de belirlenmiştir. Yüzeyde bulunan mimarî elemanlarından kent
tiyatrosunun tapınağın yakınlarında olduğu sanılmaktadır. Saray, diğer
tapınaklar, agora, caddeler ve benzeri kamu yapılarının nerede oldukları
kazılar sonucu anlaşılacaktır. Şehrin tespit edilebilen yerleşim planı
Bergama antik kentinin planıyla büyük benzerlikler göstermektedir.
COĞRAFİ YAPI
VE DOĞAL ZENGİNLEKLERLE GELEN UYGARLIKLAR
M.Ö. 3000 yıllarından başlayarak, 14 devlet ve birçok beyliğin yaşadığı
veya egemen olduğu Yeşilırmak, havzası içinde yer alan Tokat, Karadeniz
kıyılarının dar ve nemli, İç Anadolu'nun geniş ve kuru alanlarınından, dağ
sıralarıyla kendini doğal olarak soyutlayan, geniş ve sulak vadiler ile,
bunlar arasındaki geçitlerden oluşan bereketli alanların orta yerinde
bulunmaktadır.
Neolotik ve İlk Tunç çağlarından sonra, Büyük Hitit devletinin doğu
federasyonlarına bağlı birçok kentin, Yeşilırmağın kolları Kelkit, Tozanlı
ve Çekerek vadileri boyunca kurulması ile başlayan, Pers ve Pontus döneminde
doruğa ulaşan derebeylik düzeni, Tokat, Niksar, Zile ve Turhal'dan en tipik
ve güçlü şeklini almıştır. Bunların her biri, yalçın tepeler üzerinde kurulu
kale ve şatolarıyla tapınak, köy, ova, orman ve akarsulara sahip, başlı
başına birer beylik durumunda idiler. Havzanın coğrafi durumu, doğal
zenginliği ve ticaretle ggelişip zenginleşen kavim ve uygarlıklar, hemen
veya tamamen yok olmaktan kurtulmuş, mücadele, uzlaşma, gelir ve altyapıları
paylaşma çözümleriyle, yeni gelenlerle ortak yaşamaya yönelmişlerdir.
Yönetim bir elden öbürüne geçmiş, kaynaşan toplulukların kültür sentezleri
Anadolunun sadece bu bölgesinde görebileceğimiz çok ilginç ve orjinal
örnekler oluşturmuştur.
İç anadolu platolarını aşmayan "İon" kültürü, M.Ö. 6. yüzyıldan itibaren,
kolonistlerle birlikte Karadeniz'den Polemonion (Ünye) ve Amisos (Samsun)
yolu ile Komana' (Tokat) gelmiş, güneydeki geleneksel "Kapadokya" ve doğudan
gelen "Pers" kültürleriyle kaynaşmıştır.
11. Yüzyılda Oğuz asıllı Danişmend ve Selçuk'luların siyasi
üstünlükleriyle birlikte, Maveranünnehirden gelen Türk-İslam kültür ve
sanatı, İç ve Doğu Anadolu'dan batıya doğru yayılarak 700 yıllık Hiristiyan
Bizans uygarlığına son vermiştir.
Maşat höyükteki Tappiga sarayı kazılarında bulunan, Frig demir çağına ait
iri seramik kapların bir kısmında Pers ve Doğu Yunan sanatı etkileriyle
Palmet ve Sürrealist hayvan figürleri, metal eşyalarda da İskit özellikleri
görülmektedir. Roma imparatorları Caracalla ve Severus dönemi Zile
paralarında, Pers Anaitis Ateş tapınağının röliefi yer alırken, 11. yüzyıl
Danişmend paralarının yüzünde Yunan harfleriyle "Megaly Meliki jsed Gazy"
yazısının yer alması, 13. yüzyılda yapılan Sleçuklu Sümbül Baba zaviyesinin
portalinde, kenger yapraklı rölüef bordürlerinin işlenmiş olması gibi
örnekler çoğaltılabilir. Tokat'ın geleneksel el sanatlarından olan Bakır ve
Yazmacılığın kökleri eski çağlara kadar dayanmakta ve bunlar üzerindeki
süslemelerde Hitit, Roma, Selçuk ve Osmanlı Orijinli desenler
kullanılmaktadır.
Sentez örnekleri sedece kültür ve sanat eserlerinde değil, sosyal yaşantı
ve geleneklerde de sürüp gitmiştir. M. Ö. 301' de Pers asıllı Mithridat
hanedanının kurduğu Pontus devleti, bölgenin yerli halkı "Bebryk"ler,
"Chalyb"ler, "Bithynia"lılar, "Kimmer'ler M.Ö. 7. den itibaren Kadadeniz
yolu ile gelen "Ege"li göçmenler ve 6. yüzyılda doğudan gelen "Pers"lerin
kaynaşmasından oluşurken, halk kendi geleneksel tanrılarına tapınmakta ancak
"Hellen" kültürünü benimsemekteydi.
M.Ö. l. yüzyılda Komana'ya gelen Roma orduları buradaki MA tapkısını
alarak, onu Mars'ın kızkardeşi Bellone ile bir tutmuşlardı.
Selçuklular zamanında Anado'nun 5. büyük kenti olan Tokat, 1250 yılından
itibaren Moğol baskısı altında olmasına rağmen, ilhanlı egemenliğene kadar
genişlemesini sürdürmüş, antik dönemlerde olduğu gibi ekonomi ve ticaret
gelişmiş doğu, batı yönündeki büyük ticaret kervanlarının konakladığı
hanlar, kervansaraylar ile düzenli yol ve köprüler inşa edilmiştir.
Moğolların yaptığı büyük tahribatın ardından l4. yüzyıl sonunda Osmanlı
egemenliğine giren Tokat, yükselme döneminde bölgenin tarım ve sanayi
merkezlerinden biri olmuştur. Evliya Çelebi'nin uzun uzun anlattığı bağ,
bahçe ve ovaları Osmanlı ordularının konaklama ve gıda ambarı olmuş,
Bakırcılık, ipekcilik ve pamuklu dokuma ile, çeşitli sanayi ve el sanatları
gelişmiş, iş hanları ve çarşıları Bağdat ve Bursa ile kıyaslanır olmuştur.
TARİHİ GELİŞİM
Büyük Hitit İmparatorluğu batıdan gelen Balkan kavimleri önünde dağılıp
güney doğuya göçerken, Balkan asıllı Frig kavimleri, 500 yıl sürecek
uygarlıklarını Anadoluda kurmaya başlarlar. Sonraları. doğudan güçlü Pers,
batıdan Büyük İskender istilası Anadoluyu baştan sona aşar. M.Ö. 4. yüzyıla
geldiğimizde, bölgenin eski halkı hatti'ler, Hitit'ler, Hurri'ler
Mitanni'ler, Frig'ler zaman içinde yeni kavimlerle kaynaşmış, terk ettikleri
kentler üzerine, Pers, Helenistik ve Pontus kentleri kurulmaya başlanmıştır.
Tokat ilindeki Kelkit, Yeşilırmak ve Çekerek nehirleri boyunca kurulu Hitit
ve Frig yerleşim alanları, M.Ö. 2500-400 arasında, yüksek düzeyde sanat ve
kültür yaşamına sahip olmuştur.
M.Ö. 6. yüzyıl ortalarından, 4. yüzyılın sonuna kadar Pers egemenliğine
giren Anadolu'da Tokat ve çevresini yöneten güçlü Satrapları M.Ö. 333 de
Büyük İskender'in hızlı ve hırslı istilası ile şaşkına dönen mağrur Pers
kralları teslim olurken, Anadolu'da helenistik çağ başlamaktadır. 300 yıl
süren ve sanat etkinliklerinin zirveye çıktığı bu dönem daha sonra Roma'ya
miras kalacaktır.
M. Ö. 1. yüzyılda küçük Asya fethine gireşen roma imparatorları, batıdan
başlayarak, Anadolu'nun iki önemli yerleşme bölgesi olan, Kayseri
Kapadokya'sı ile kuzeyde Tokat'ın (COMANA) merkezi olduğu Pontika
Kapadokya'sını ele geçirirler. Ancak yörede güçlü bir devlet kuran Pontus
kralları MİTHRİDAT' lar Roma'ya şiddetle direnmişlerdir. M.Ö. 47 de, SEZAR
orduları ile Zileye gelir. 5 aat süren savaş sonunda Pontus kralı 2.
PHARNAKES'i yener. "Geldim, gördüm, yendim." dediği, tarihe mal olan
sözcüklede Zile'deki başarısını özetler. Tokat (COMANA), Niksar (
NEOCAESAREA), Sulusaray (SEBASTOPOLİS), Zile(ZELA) M.S. 5. yüzyıla kadar
birer Roma eyalet şehri olmuşlardır.
4. Yüzyıl sonunda Roma imparatorluğu yıkılır. Doğuda devam eden yeni
Bizans imparatorluğu, Roma devlet düzenine sahip çıkar. Ancak genç Roma
kültür ve sanatını hiristiyan dini ile yorumlar, kendine özgü, yepyeni bir
uygarlığı tüm Anadoluya yayar. 1000 yıl gibi uzun süren Bizans egemenliği,
hristiyanlığı Anadolu'da himaye etmiş, kurumlaştırmıştır. Tokat ve Niksar
Pontika Kapadokyası'nın piskoposluk merkezleri olmuştur.
1071 yılına geldiğimizde,600 yıldır devam eden Bizans gücünün, Selçuk ve
Danışment Türkleri karşısında gerilemeye başladığını görüyoruz.
11. yüzyıldan 14. yüzyıl sonuna kadar geçen 300 yıl, Anadolu'da, birçok
devletin kaderini belirleyen, karmaşık ve amansız mücadelelerle doludur.
Tarihçiler için en bol kaynağında bu devirde yaratıldığını görüyoruz.
12. yüzyılda, Bizans imparatorluğu giderek güçlenen Türk-İslam devletleri
karşısında çökmeye başlamıştır. Selçuklular doğu ve orta Anadolu'yu,
Danişment'ler merkezi Sivas ve Niksar olan kuzey anadolu'nun iç bölgelerini
ele geçirirlerken, kutsal topraklara ulaşmak isteyen Haçlı orduları, dört
bir yandan Anadolu'ya çıkarlar. Bizans, Selçuk, Danişment, Haçlı çatışmaları
derken, arkasından Moğol akınları silindir gibi gelerek, Anadolu'ya
girerler. Yöremiz dost ve düşmanın karıştığı tam bir savaş ve güç arenasına
döner. Bu arada, Anadolu'da kurulu pek çok küçük hiristiyan krallık ve
beylikleri de büyüklerin ayakları altında ölüm-kalım mücadelesi
vermektedirler.
13. yüzyıl sonuna kadar sürüp giden ve hareketli dönemde, aynı gün el
değiştiren kentler, yıkılıp yıkılmış, sabah cami olan yer akşam kilise
ertesi sabah tekrar camiye dönüştürülmüştür. Ayaklanmalar, kanlı hanedan ve
taht kavgaları, ihanet ve servet çatışmaları ile Anadolu'da yer yerinden
oynamıştır.
Bu dönemin en önemli uygarlığı şüphesiz Selçuk Türklerinin Anadolu'da
yarattığı hamanist kültür, sanat, bayındırlık, mimarlık ve bilimsel
çalışmalardır. Tokat yöresinde hemen yüzyüze geldiğimiz, özü güzellik ve
sabır olan bu uygarlık, mücadelerle geçen 2. yüzyıl gibi kısa zamanda
Anadolu'nun her yanına yayılabilmiştir.
13. Yüzyıl, Acımasız Moğol Hanları yüzbinlerce Anadolu insanını kılıçtan
geçirmektedirler. İslam-Hiristiyan herkesin can derdine düştüğü bu yıllarda,
yıkılmaya başlayan Selçuklu hanedanını kurtarma çareleri arayan "MUİNEDDİN
PERVANE'nin Moğollarla anlaşması, Tokat'tan devleti 15 yıl akıl almaz
entrikalarla yönetmesi, Sultan RÜKNEDDİN KILIÇARSLAN'ı boğdurup yerine
GIYASETTİN KEYHÜSREV'i geçirmesi, mecalsiz Selçuklu devletinin çöküşü,
İlhanlı Hanı OLCAYTON'un doğu Anadolu'yu işgali, İran Moğollarının, ERTANA
beylerinin Tokat ve yöresindeki hakimiyeti, KADI BURHANETTİN dönemi,
dirayetsizlik, huzursuzluk ve isyanlar. En önemlisi devletin güçlü
zamanından sin hristiyanlar tekrar kent, kale ve köylere dönmektedirler.
Ahali sahipsiz, şaşkın ve korkulu... Burada Evliya Çelebi'den aldığımız ve
Tokat ile ilgili HACI BEKTAŞ VELİ'nin kahanetini verelim.
12. yüzyılda Horasandan gelip Söğut'te Ertuğrul ve Osman Bey'e giderken
Tokat kalesinin kafirler tarafından yeniden zapt olduğunu görür ve sümbüllü
denilen bağda oturarark "İnşallah yakında yıldırım gibi bir er çıkıp Tokat'ı
fetheder" diye kehanette bulunur. Sümbül bağında bir halifesini secccade
sahibi ederek bırakır. O zat hala "SÜMBÜLLÜ BABA " adıyla meşhur bir kutub
olup orada gömülüdür.
Hacı Bektaş Veli'nin kehaneti 175 yıl sonra doğru çıkar. 1392 de YILDIRIM
BEYAZIT Tokat'ı tüm çevresi ile Osmanlı birliğine dahil eder. Yükselme
devrinde Selçukluların bıraktığı yerden başlayan Osmanlılar Tokat'ı önemli
bir ticaret ve kültür merkezi haline getirirler. Günümüzde de kullanılan pek
çok tarihi anıt, üç asır süren bu yükselme yıllarında yapılmıştır. Sayısız
saray, han, mederese ve zaviyenin yer aldığı Tokat'ta başta MOLLA LÜTFİ,
İBNİ KEMAL, MOLLA HÜSREV gibi alimler olmak üzere pek çok devlet adamı,
sanatçı, bilim adamı, tarihçi, bektaşi ve mevlevi alimleri bu çağlarda
yetişmiş, Osmanlı İmparatorluğunun yükselmesinde ve birliğinde önemli
katkıları olmuştur.
17. Yüzyılın bitimi ile beraber gerileyen imparatorluk döneminde Tokat
olumsuz etkilenmiş, gelişme ve canlılığını yitirmiştir.
20. Yüzyıl başlarında Birinci Dünya Savaşının acı günlerini yaşayan Tokat
1920 Sevr anlaşması ile parçalanmış Anadolu'dan arta kalan bir avuç Türk
bölgesi içinde kalmıştır. İleride ayrıntılarıyle inceleyeceğimiz Tokat
ilinin, kuruluş ve tarihçesini, VI döneme ayırdık. Aşağıda bu döneme ait
kısa bilgiler verilmiştir.
1. DÖNEM TOKAT (HİTİT VE FRİG ÇAĞLARINDA)
M.Ö. 2000-600 arasında tüm yöreye yayılmış Hitit ve Frig yerleşme
merkezlerinden biri olabilir. Çünkü, Tokat doğu ve güneye giden yollar
üzerindedir. Ancak bu yerleşim yeri, yapılacak bilimsel araştırmalar sonucu
kesinlik kazanacaktır. Çevrenin coğrafi yapısı ile Hitit'lerin geleneksel
yerleşme kurallarına bakılırsa, böyle bir kentin bugünkü yerinde değil,
yakınlarında olacağıdır. Zira Hitit yerleşim merkezleri, çevresini
görebileceği düz alanların ortasındaki alçak tepelere (höyük)
kurulmuştur.Tozanlı vadisi, bugünkü Selçuklu köprüsünün (Hıdırlık) yer
aldığı noktadan itibaren doğuya doğru daralarak uzanır ve 9-10 km sonra
Gümenek'ten itibaren genişler. Bu durumda yörede olabilecek eski bir Hitit
kenti bu boğazın batısındaki Kazova'da veya doğusundaki geniş Tozanlı
vadisine hakim bir yerde olmalıdır.
II. DÖNEM TOKAT (KOMANA)
Bugünkü Tokat'ın 9 km. kuzeydoğusunda Gümenek denilen yerdedir. Kuruluş
tarihi kesin olmamakla beraber M.Ö. 4. yızyıldan itibaren Pers,
Hellenistlik, Pontu, Roma, Bizans çağlarında varlığını sürdürmüş önemli bir
antik kenttir.
Pontika Kapadokyasının merkezi olan Komana, en eski çağlara ait
haritalarda devamlı rastladığımız iki komana kentinden kuzeyde
olanıdır.(Diğeri Adana'nın Tufanbeyli ilçesindedir.) Tozanlı çayının
güneyindeki su regülatörünün yanında, Manastır tepesi denilen yer ile,
Topçam yaylasının doğu taraflarına uzanan bölgeler, kentin kurulu olduğu
alanlardır. Çok tanrılı dinlere ait pekçok tapınak ve ANAİTİS meshabinin
merkezi olan Komana, hiristiyanlağın yayılması ile beraber önemini yitirmiş,
daha sonraları yapı taşlarının sökölmesi, zelzele ve çeşitli tahribatlarla
yıkıılmış ve toprağa gömülmüştür. M.S. 12. ve 13. yüzyıllarda tepede kalan
kısım iskan edilmekteydi. Çeşitli tarihlerde Danişmend ve Selçuklu Türkleri
ile Haçlı ordularının işgaline uğrayan Komana, daha sonra terkedilmiştir.
Bugün yakınlarında Gümenek köyü bulunmaktadır.
III.DÖNEM TOKAT (EVDOKSIA, DOKEİA)
Komana kentinden sonra,hristiyan ahali daha güvenli olan bir yer
seçmiştir. Gümenek'ten 9. km. batıda, şimdiki Tokat kalesinin bulunduğu sarp
kayalar üzerine ortaçağ şatolarına emsal olacak yeni bir yerleşim merkezi
kurdular. Sivas yönünden gelen dar kızıliniş geçidini rahatlıkla kontrol
edebilen bu kale, karşısında yer alan dik Gıj-gıj dağından da bir tehlike
beklemiyordu. Sadece batı yönündeki açıklık alanından gelecek tehlikeyi
görüp savunanabilecek kale, daha sonraları Türkler için stratejik bir
güvenlik noktası olmuştur. Bizansın asırlar süren egemenliğinde yaşayan
kale, Türklerin II. yüzyılda Anadoluya gelmelerine kadar bir hiristiyan
kenti olarak kalacaktır. Kalenin kesin kuruluş tarihi hakkında bir kayda
rastlayamadık. Ancak M.S. 6. yüzyıl olması kuvvetle muhtemel
IV.DÖNEM TOKAT (DAR ÜN-NUSRET) 1074-1392
Danişmend Melik jset Gazi 1074 yılında Tokat'ı Bizans egemenliğinden
kurtarır. Kendi kurduğu Danişmend devletine 80 yıl süre ile bağlar. İki Türk
devleti olan Selçuk ve Danişmend'ler arasındaki çekişme sonunda, merkezi
Konya da olan selçuk Sultanı II. Kılıç Arslan, 1175 yılında Tokat'ı Anadolu
Selçuklu birliğine katar. Her iki devlet zamanında kale dışına taşmış,
özellikle 14. yızyılın ilk çeyreğine kadar süren Selçuklu döneminde imar
edilmiş, bir çok kervansaraylar, medrese, şifahane, yol ve caminin yapıldığı
kent, büyümeye başlamıştır.
V.DÖNEM TOKAT (DARÜNNASR, TOKAD) 1392-1923
Moğol istilasıyla,Anadolu Selçuklu devletinin çökmesi sonucu, kenti Moğol
asıllı beylerin yönetiminden 1392 de Osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazıt
kurtarır ve birliğine katar. Sultan Beyazıt kale içine bir mescit yaptırır,
hutbe okutur ve adına sikke kestirir. Tokat adınıda Darunnasır olarak
değiştirir.
Osmanlı yükselme devrinde Tokat'ta büyük gelişmeler görüyoruz. Dini
askeri yapıların yanısıra hanlar, saraylar , medreseler birer sanat abidesi
gibi hızla yükselir. Yabancı seyyahların ve Evliya Çelebi'nin güzelliklerini
anlatmakla bitiremediği Tokat kenti, börçok felaketlerede sahne oldu. 1470
de Uzun Hasan, 1506 da Şah İsmail, 1602 de Karayazıcı Tokat'ı yakıp
yıktılar. Sonraları 1914 yangını, 1939 zelzelesinde de önemli hasar ve
kayıplar verildi.
Osmanlı İmparatorluk döneminde, Tokat'ta yapılmış eserlere ve yasılarına
bakarsak, ekonomik, sosyal ve kültürel bakımlardan önemli bir merkez olduğu
anlaşılacaktır.
KALE,38 CAMİ,5 MESCİT,4 MEDRESE,,18 ZAVİYE VE TEKKE,14 BÜYÜK HAN,11
HAMAM,4 BÜYÜK ÇARŞI,12 TÜRBE,11 SARAY,5 KÖPRÜ,1 SAAT KULESİ
Sadece il merkezinde yer alan bu kadar eser, Anadolu'da az vilayette
mevcuttur. Selçuk'lu ve Osmanlı Sultanları ile hayırsever halkı Tokat'a
olağanüstü ilgi göstermişlerdir.
6.DÖNEM TOKAT 1923-1985
Osmanlı devletinin gelişme devresinde önemini yitiren ve pekçok ekonomik
sorunlarla yaşayan Tokat, hiçbir gelişme göstermemiş, 1863 den sonra Sivas(a
bağlı nahiye, 1878 de mutasarrıflık, 1920 de müstakil liva ve nihayet 1923
de Türkiye Cumhuriyietinin ilanı ile beraber vilayet olmuştur. (Selçuklular
zamanında Anadolu'da 6. büyük kent Tokat'tır)
Tokat'ta Cumhuriyet dönemi kalkınma, ekonomik kaynak yaratacak
bölgelerden başlamıştır. İl merkezinin ana ulaşım yolları üzerinde olmayışı,
tarım alanlarına yönelik alt yapı ve enerji yatırımlarına ağırlık verilmesi,
İl merkezinde sanayinin yoğunluk kazanmaması, Tokat'ın şehirleşme hızını
azaltmıştır. Son yıllarda mevcut gelişme potansiyelinin kullanıldığını
gördüğümüz Tokat, her alanda hızlı bir gelişme içindedir
|