Dolmen
olarak tanımlanan ve yerel olarak "kapaklıkaya" olarak
adlandırılan anıtlar dik olarak konan büyük taş blokların
üstlerinin aynı tür taş kapatılması ile oluşur. Bunların bir
arka odası, bir orta odası ve bir ön giriş kısmı vardır.
Odaların önünü kapatan taşta da "ruh deliği" olarak tanımlanan
değirmi bir açıklık vardır. Bugün çoğu açıkta olan bu anıtların
etrafında bir çevre duvarları ve çoğunun da üzerinde, taşlardan
oluşan bir tepeciğin olduğu bilinmektedir. Mezar olarak
kullanılan anıtlar MÖ 12. yüzyılda yapılmaya başlanmış, bazıları
ikinci kullanım ile 7. yüzyıla kadar gelmiştir.Bu tip mezarlar
içinde çanak çömlek, ip baskı ya da oluk bezemeli, koyu
renkli kaplarla birlikte, az da olsa maden alet ve takılar
da bulunmaktadır
Dolmenler çeşitli şekiller
gösterirler:
-
Basit Dolmen: Ayakta duran iki veya birkaç taşın
üstünde, yatık durumdaki büyük bir taştan oluşur. Bu ilkel
dolmen, bazen bir tümülüs ile örtülüdür.
-
Kubbeli Dolmen: Bu tip dolmende, harçsız taşlarla
örtülmüş ve kilit taşıyla kapanmış bir kubbe görülür.
Yunanistan'da "Tolos" denilen bu tür inşaata, Fransa ve
İrlanda'da bugün dahi çoban kulübeleri arasında
rastlanmaktadır.
-
Örtülü Koridor : Son çağ dolmenlerinin hepsi bu
türdedir. Bütün anıt, üstü örtülü bir geçitten ibarettir.
Bunun bazı kısımları delikli bir taşla ayrılır ve
bazılarında rölyeflere rastlanır (Rölyef, kabartma olup,
heykel sanatının bir çeşididir. Bir figürün çıkıntıları,
derin bir şekilde zemine bağlı olarak çıkarılmışsa "yüksek
rölyef", eğer çıkıntılar hafif bir biçimde belirtilmişse
"alçak rölyef" adını alır).
-

-
-

-
-

-
-

-
-

-
-

-
-

-
-

-
-

-
-

-
-










