Padişah Tuğraları Osmanlı’nın kültür, sanat ve egemenliğinin bir simgesi olarak kabul gördü 700 yıl boyunca. Bu simgeler bize yüzyıllar ötesinden neyi anlatıyor? Salt bir güç simgesi mi, yoksa anlatacağı bir öykü, seslendireceği bir şarkı var mı?
Divan-ı Hümayun’da hazırlanan görkemli belgelerin en tepesinde, göze hoş gelecek sanatsal bir biçimde ve çoğu zaman altın varakla bezeli tuğralar dikkat çeker. Tuğralar Osmanlı padişahlarının simgesi ve imzasıydı. Kökeni, Oğuz Türkçesi’nde “hakanı n imzası ve buyrultusu” anlamındaki “Tuğra ” sözcüğüdür. Tuğra’nın şeklinin de; Oğuzların totem sembolü olan ve “Tugri” denilen efsanevi do an ku şunun formundan geldi i ve onu temsil etti i düşünülmektedir. Tuğra yalnızca grafik esteti e sahip güzel bir yazı ve desen de il, padişahın güç ve ululu unun da sembolüdür. Bu nedenle her padişah, içinde kendi adı da geçen Tuğrasını döneminin en önemli hattatlarına yaptırırdı. Önceleri ferman, berat, vakfiye gibi yazılı evrakın baş kısmına konan Tuğranın kullanım alanı zamanla yaygınlaştı; mühürler, paralar, pullar ve kitabelerde de kullanılmaya başlandı. Osmanlı padişahlarının Tuğraları sanatsal açıdan ayrıcalıklı bir konuma sahip. Tasarım ilkeleri, kaligrafik zenginlik ve biçimsel anlamda hat sanatında tek örnektir. İçinde müzik de vardır, resim de. Tarih de vardır, hayal gücü de... Tuğra bu anlatım gücünü ve zenginli ini belgesel boyutu yanında sanatsal gücünden de alır ancak çoğu zaman Tuğraların belgesel boyutları ön planda tutuldu u için sanatsal zenginliği ihmal edilir. Dilerseniz bu kez tersini yapalım; Osmanlı Tuğralarının içindeki ruha bakalım.
BÖLÜM
BÖLÜM İÇİNDE, ÖYKÜ ÖYKÜ İÇİNDE
Osmanlı Tuğraları dört bölümden oluşur ancak hem kendi içinde ayrı anlamlar
taşırlar hem di er bölümlerle birlikte anlatacakları şeyler vardır.
1- Sere, Sele ya da Kürsi: İçinde metnin bulunduğu Tuğranın alt kısmında yer
alan bölüm
2- Beyzeler: Tuğranın sol tarafında yer alan yumurta biçimindeki kavislerin
oluşturduğu bölüme verilen addır. Beyze hem okumaya yardımcı, hem de Tuğranın
bütünlüğü ile ilgilidir. Dışta bulunan kavise dış beyze, içte yer alan kavise de
iç beyze denir. İç ve dış beyze sağ aşağıya birer kavisle uzanırken, dikey
vurgulu elişerle zengin bir örgü oluşturur ve hançereyi meydana getirirler.
3- Elif ve Tuğlar: Turanın üst bölümünde görülen, dikey vurguyla aşa ı inerek
kürsüye bağlanan ve sülüs eliflerini hatırlatan, birbirine paralel üç adet
çizgidir. Her elif ya da Tuğra, de işik seviyede sol taraftan balı, boyları
farklı üç adet “S” şeklinde olan vurgulara da zülfe ya da zülüf adı verilir.
4-
Hançere veya kol: İç ve dış beyzenin devamı olarak önce kavisli, sonra kısmen
yatay bir yönde düzleşen, sa -aşa ı ilerleyen iki vurgudur. Aşağı doğru hafifçe
meyilli hançere sonları; serede, elişerde, zülfelerin başlangıç yerlerinde
yinelenir.
TUĞRANIN ŞARKISI...
Şimdi hayal gücünüzü harekete geçirin, bakın birbirinden farklı boylarda olan tuğlar size ritmi anlatan notalar, onlara dokunan zülfelerle uyum içindeler. Üç tu
ve üç zülfe arasındaki tekrar Osmanlı nın birlik ve beraberlik şarkısını
söylüyor. Saç teli inceliğinde son bulan zülfeler bakışları mızı kürsüye çeker
ve gene zülfeler yön ve biçim açısından beyze ile uyum içindedir. Zülfelerin
tuğlara temas noktaları, tuğların tepeleri, hançereyi meydana getiren kolların
bitiş noktaları aynı şarkının farklı seslerini oluşturur .
Serenin yapısı, yatay vurgulu satırların sanatsal işlev yüklenmesi veya sanatsal
biçime dönüşümü, harf yapılarındaki kasıtlı deformasyon, müziğin etkisini
artırır. Tuğra Türk müziğinin piyanosu sayılan udu ve bir ud taksimini
çağrıştırır... Sorular, cevaplar, susmalar birbirleriyle uyumlu bir barış
içindedir Tuğrada. Bu yönüyle de hat sanatımızın kendine
has müziğine yönelen en zengin ve güçlü temsilcisidir,temsilcisidir, çalınmayı
bekleyen notalarıdır. Bu notaların arka plânı Türk-İslâm metafiziğiyle de
ilgilidir. Tuğrada tek bir rengin baskınlı ı ve çizgilerin dansı (ince- kalın,
kalın-ince, yukarı-aşa ı, düz-eğri, aktif-pasif) Tuğrayı müziğe daha da
yakınlaştırır...
ÖZGÜN
BİR ÖYKÜ... TUĞRANIN A N LATTIKLARI . .

Tuğranın biçim özgünlü ü gelenekseldir. Tuğranın arka plânı hakkında kaynaklarda
çeşitli görüşler olsa bile, yorumlar birbirinin aynıdır. Tuğranın hakanlık
damgası, egemenlik belgesi oldu u görüşü bir ön yargıdır. Tuğra bir güç ve
egemenlik simgesi olduğu için metnin başında yer alır, sonunda de il..Tuğlar (elişer)
kürsi ile bağlantılıdır. Kürsi kelimesi çok sesli bir arka plana sahiptir.
Kuran-ı Kerim’de yer alan bu kelime, hat sanatında da kullanılır. Tular göğe de
işaret ederler, hükümdarlığın tanrıyla ilişkisinden dem vururlar. Aslında
tuğların kökeni Orta Asya’ya kadar uzanır. Tu , hükümdarın elinde tuttuğu bayrak
olarak da yorumlanabilir, önde giden muzaffer bir komutan olarak da...Daima galip
gelen bu komutan, yetkisini gökten, bilimden (elif), adalet ve doğruluktan
almakta ve kullanmaktadır... Elif hat sanatında standarttır, bütün harflerin
içine sığabileceği bir çemberin (dünya) çapıdır. Düzgün boyu onun Allah adının
ilk harfini teşkil etme ayrıcalığını elde etmesine, ilâhî bir kimlik kazanmasına
neden olmuştur. Bu ayrıcalığı, tanrıya en çabuk ve tam secde etmesine borçludur.
Dolayısıyla elif;adalet, egemenlik, doğruluk, bilim ve sevgiden, ilâhî aşktan
söz açar. Kürsi ise, makamda, tahtta oturan hükümdarın ilâhî adaletinin
simgesidir. Tuğranın kartal, ok, pençe ve ele benzetilmesiyle ilgili olarak da
zengin yorumlar yapılabilir. Tuğranın yapısı yorumlara açıktır




