|
Konu
Başlıkları |
|
Düşünmek Bir Sanattır, Düşündürmek Farklı Bir
Sanattır.. |
|
1.Koloni çağı
Seramikleri
Bu dönemdeki en
önemli merkez Kültepe-Kaneş’tir.
Türkiye’nin en önemli antik
yerleşmelerinden biri, Profesör
Tahsin Özgüç’ün 1948’den bu yana
kazılar yaptığı Kültepe’dedir.
Burada ortaya çıkarılan çok sayıda
güzel ve önemli tarih değer taşıyan
buluntular, Ankara Anadolu
Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenen
en iyi yapıtlar arasındadır.
Kültepe, modern adı Kayseri olan
antik Mazaka’nın 20 km
kuzeydoğusundadır. Burada bir
zamanlar, doğuyu batıya bağlayan
anayol üzerinde Kappadokia’nın
başkenti kurulmuştur. Verimli
Kayseri düzlüğünün ortasında yer
alan Kültepe, Antik Çağ
Anadolu’sunun en büyük ören
yerlerinden birisidir ve iki
bölümden oluşmaktadır. Ova
düzeyinden 20m. yükseklikte bulunan
500m. çapındaki Kültepe Höyüğü
yerleşmenin bir bölümüdür. İkinci
bölüm ise 1500m. boyunda ve 1000m.
eninde bir alanı kapsar. Burası
höyüğün kuzeydoğu ve güneydoğu
eteklerine kurulmuş olan alışveriş
merkezidir.
Tarihsel açıdan Kültepe’nin 1'inci
derecedeki önemi Anadolu’nun en eski
yazılı kaynaklarının burada bulunmuş
olmasıdır. Anadolu’nun tarih
çağlarında ilk ortaya çıkışı bu
dönemde ve söz konusu belgelerle
gerçekleşmiştir.
Dönemin ikinci büyük gelişmesi
çömlekçi çarkının tüm Anadolu’da
yayılmasıdır. Çarkın kullanımıyla
birlikte çok değişik formlarda
kaplar yapılmaya başlanmıştır.
Kalkolitik dönemde görülmeye
başlanan insan ve hayvan şeklindeki
kaplar en favori kap formlarını
oluşturmaktadır. Her ne kadar
Anadolu’nun eski gelenekleri
sürdürülse bile ticaretle birlikte
Mezopotamya etkisi kap formlarına da
yansımıştır.
Seramikler parlak et kırmızısı
renktedir ve çoğu madeni
orijinallerinin taklididir. En
sevilen biçimler arasında gaga
ağızlı testiler, çaydanlıklar,
meyvelikler gagaları hayvan biçimli
testiler sayılabilir. Kimi
örneklerde “signe royal” denilen
baskılara yer verilmiştir. Hayvan
biçimli içki kapları (rhyton) ya tam
bir hayvan ya da yalnızca baş olarak
yapılmıştır. Hitit seramik sanatının
kaynağı özellikle Koloni Çağı’nın
geç evresinde beliren seramiklerde
bulunabilir. Kültepe seramikleri
biçim ve teknik açısından Ön Asya
seramik sanatı arasında önemli bir
yere sahiptir. Bu dönem sanatçıları
kilden kapların yanında, işlenmesi
son derece zor dağ kristali ile
obsidyen vazolar ve hayvan
heykelcikleri de yapabilmişlerdir.
Kültepe
a)
Geç
Saray’da
Seramikler
Çanak
Çömlek
Seramikte
şekil
zenginliği
yoktur.
Bize
günlük
işlerde
kullanılmış,
belli
fonksiyonları
olan ve
daha çok
erzak
kapları
kalmıştır.
Seramiğin
hamuru,
işleniş
ve
pişirme
tekniği,
astarı,
süsleri
ve
şekilleri
Kaniş
Karumu’nun
seramiğinden
farksızdır.
Hepsi
aynı
atölyelerin
eserleridir;
Aşağı
Şehirde
her evin
mutfağında
kullanılmış
olanlardır.
Seramik
şekillerinin
çoğu
kulpsuz,
azı çift
kulplu
çanaklar,
hidria’lar,
erzak
çömlekleri,
signe
royal
baskılı
büyük
testiler
yuvarlak-yonca
ağızlı
testiler
oluşturur.
Tam
çanakların
çoğu 25,
ötekileri
26,33,44,46
ve 49
numaralı
odalarda
bulundular.
1.
Çanaklar
a.
Kulpsuz
çanakların
içeri
çekik
ağız
kenarları,
içten
hafifçe
kalınlaştırılmış
kaba
kaplar
grubuna
girerler.
b.
İnce
cidarlı,
parlak
astarlı
küçük
çanak
sayısı
azdır.
c.
Ağız
kenarları
dışarı
dönük,
keskin
omuzlu,
kısa
boyunlu
büyük
çanaklar
düz
diplidir.
Bunlar
kapak
olarak
da
kullanılmışlardır.
d.
Çift
kulplu
büyük
çanakların
ağız
kenarları
dışa
dönüktür
ve
keskin
omuzlu
kısa
boyunlu
olurlar.
Kulpları
çoğunlukla
ağız
kenarını
omuza
bağlar,
azında
çift
kulp
ağız
kenarı
üstüne
dik
olarak
bağlanır.
Kulplar
arasında
iki
paralele
düğme
bulunur.
2.
Hidria’lar
24 odaya
dolu
olarak,
düzenli
bir
şekilde
yerleştirildikleri
anlaşılıyor.
Aynen
tekrar
eden bir
tipi
temsil
ederler.
Dışarı
taşkın
geniş
ağız
kenarları
içinde
iki
geniş
yiv
görülür.
Omuzu
üstündeki
krem
astarlı
panel,
içleri
kahverengi
kafes
motifiyle
boyanmış
üçgenlerle
süslü,
boynu
altı
paralel
yivli,
dört dik
kulpun
arasında
dört
signe
royal
baskı
evlerinde
en çok
bulunan
kap
tiplerindendir.
II.yapı
katı
evlerinde
hiç
bulunmamıştır.
Hidra’lardan
ayrılan
bir tip
daha
kısa
boyunlu,
yumurta
gövdeli,
4 dik
kulplu
yuvarlak
diplidir.
Bunlarda
boyalı
süsler,
signe
royal
baskılar
yoktur.
Bütün
gövde
tek
renkle
astarlıdır.
3.Testiler
a.
Yuvarlak
ağızlı
testiler;
Parlak
astarlı
büyük
testiler
yüksek
silindir
boyunlu,
kalın
ağız
kenarı
dışa
taşkın,
şerit
kulpları
omuzları
üstündedir.
Göğüslerinde
iki
düğme
arasında
signe
royal
baskı,
birinin
omzunda
çizilerek
yapılmış
dört
işaret
vardır.
Kısa
silindirli
boyunlu,
yumurta
gövdeli,
sivri
dipli
testilerin
kulpları
boynu
omuza
bağlar.
Ötekilerin
aksine,
kaba
görünümlüdürler,
ağız
kenarı
dışa
dönüktür.
Uzun
boyunlu
küçük
testiler;
Kulpları
ağız
kenarı
altını
omuza
bağlar.
Gövdeleri
üç
paralel
yivli,
halka
diplidir.
b.
Yonca
ağızlı
testiler;
iki tip
olarak
görülür.
Birinci
tip uzun
boylu,
omuzun
ve
gövdenin
alt
kısmı
keskin
profilli.
Omuzu
tek
merkezli
üç
kabartma
daire
baskılıdır.
c.
Gaga
ağızlı
testiler;
En çok
ince
uzun
boyunlu,
uzun
sivri
gagalı,
yuvarlak
gövdeli
tipi
bulunmuştur.
Ağız
kenarlarını
gövdeye
bağlayan
kulpların
kesiti
yuvarlak,
gövdesi
iki
paralel
yivli,
küçük
halka
diplidir.
4.
Kapaklı
İri
Vazolar
Sarayda
en çok
kullanılmış
olan
kaplardandır.
Ağız
kenarları
dışa çok
taşkın
ve
içleri 1
veya 2
derin
yivlidir.
Silindirik
boyunları
kalın,
çift
kulpları,
çoğunlukla
gövdeye
dik
olarak
bağlı,
yatay
kulplar
V
şeklinde,
kulplar
arası 2
veya 4
paralel
yivlidir.
İki
yanında
birer
kabartma,
düğme,
stilize
hayvan
başı ve
daire
baskılar
vardır.
Gövdeleri
oval,
dipleri
yuvarlaktır.
5.
Vazolar
Ağız
kenarları
dışa
taşkın,
kalın-kısa
boyunları
derin
yivli,
dört dik
kulpun
arası
içleri
kırmızı
renkle
taranmış,
üçgenlerle
süslüdür.
6.
Çömlekler
Dışa
çekik
ağız
kenarlı,
çok kısa
boyunlu,
iki dik
kulplu,
gövdenin
ortasında
tek
şerit
halinde
ip
baskısı,
oval
gövdeli,
yuvarlak
diplidir.
İstatistiklere
göre
sarayda
en çok
bulunan
kaplar,
kapaklı
vazolar,
çoğu
kapak
olarak
kullanılmış
çanaklar,
yuvarlak
ağızlı
testilerin
a ve b
tipleri
oluşturur.
b-Eski
Saray 'da Seramikler
Çanak
Çömlek
Seramiği,
Karum’a
bakınca,
az şekil
zenginliği
olmayan,
günlük
işlerde
kullanılmış
örnekler
temsil
eder.
Tekniği,
şekilleri,
süsleri
Kaniş
Karumu
II kat
seramiğinin
tam
paralelleridir.
Aynı
atölyelerin
yerli
eserleridir.
Hepsi
binayla
beraber
yanmışlar
ve çoğu
sıcaklığın
tesiriyle
cüruf
haline
gelmiş,
teknik
özelliklerini
kaybetmişlerdir.
1.
Çanaklar
A.
Kulpsuz
küçük
çanakların
çoğu
yuvarlak,
çok azı
halka
diplidir.
Ağız
kenarları,
hafifçe
içeri
çekiktir.
Düz
dipliler
basık
gövdelidir.
Gövdeleri
dıştan
yivli
kulpsuz
çanaklar
ve ağız
kenarları
dışarı
dönük,
tek
kulplu,
halka
dipli
çanaklar
çok
azdır.
Taban
üstüne
düşer
kalasların
altında
kalmışlar
ve
işlenmişlerdir.
Yükseklikleri
0,8-1,8
cm,
genişlikleri
6,1-6,5
cm
arasında
değişen,
boz
renkli
kaba
küçük
votif
tabaklar
odanın
bir
köşesinde,
bir
arada
bulundular.
B.
Derin
çanakların
en bol
örneklerini;
a-İçe
dönük
ağız
kenarlı,
keskin
omuzlu,
çift
kulplu,
halka
dipliler
ve
b-Dışa
dönük
kalınlaştırılmış
ağız
kenarlılar
oluşturur.
b
grubuna
girenlerin
büyük ve
orta
boyluları
tencere,
küçükleri
çanak
olarak
kullanılmışlardır.
Yuvarlak
veya
keskin
omuzlu
olurlar.
Çoğunun
omuzları,
ağız
kenarları
üstünde
yuvarlak,
uzunca
düğmeler
vardır.
Her iki
grupta
da
kulplar
ya ağız
kenarlarını
omuza
dik
olarak
bağlar,
veya
omuzları
üzerine
yatay
olarak
yapılırlar.
Bazılarının
krem
astarlı
omuzları
kahverengi
dalgalı
paralele
şeritlerle
boyalıdır.
Omuzları
derin
paralel
yivlerinin
sayısı
azdır.
Tencereler
hamurların
renginde
bırakılmıştır.
Ötekilerinin
yukarı
kısımları
kırmızı,
kahverengi
ve boz
astarlı,
perdahlı,
aşağı
kesimleri
hamurunun
rengindedir.
2.Bardak
Veya
Derin
Çanaklar
Çok az
örnekleri
bulunmuştur.
Geniş
ağızlı,
sivri ve
küçük
düz
diplidirler.
Çoğu
içten
grileşmişlerdir.
Halka
dipliler
çok
azdır.
Aralarında
nemli
iken
düzeltilenler
de
vardır.
3.
Fincanlar
Ağız
kenarları
dışa
dönük
fincanlar
keskin
veya
yuvarlak
gövdeli,
sivri,
düz
halka
diplidirler.
İri
boyluları
maşrapa
olarak
kullanılmışlardır.
Omuzları
paralel
dalgalı
şeritlerle
nakışlananlara
da
rastlanır.
4.
Sepet
Kulplu
Çaydanlıklar
Parlak
kırmızı
astarlı,
sepet
kulplu,
emzikleri
süzgeçli
çok
görülen
çaydanlıkların
yanında
değişik
bir tipe
ait
olanlar
da
vardır.
Bunun
halka
dipli
gövdesinin
ağız
kenarı
üstüne,
kulpun
iki
yanına
ikişer
olmak
üzere
dört
fincan
oturtulmuştur.
Emziğin
karşısında
kabaca
işlenmiş,
hayvan
başı
figürü
vardır.
Karum’de
benzerine
rastlanmadı;
ancak
büyük
boya
nakışlı
vazoların
omuzları
üstüne
bu tür
küçük
vazoların
oturtulduklarını
biliyoruz.
Kullanılması
zor,
pratik
olmayan
bu
kabın,
öteki
motif
çanaklarının
yanında
bulunmuş
olması,
onun da,
motif
olduğunu
göstermektedir.
5.Testiler
Çoğu
küçük,
azı orta
boyludur.
Gaga ve
yonca
ağızlılar
çoğunlukta;
yuvarlak
ağızlılar
azınlıktadır.
Keskin
karınlı,
halka
dipli,
tek
kulplu
testilerin
gaga
uçları
sivri
bırakılmış
ya da
düz
olarak
kesilmiştir.
Göğüslerinde
iki veya
üç düğme
bulunur.
Boyları
500cm’ye
yaklaşanların
omuzları
yivli ve
gövdeye
dik
bağlanmış
iki
kulpudur.
Oval
gövdeli,
yuvarlak
dipli,
çok kısa
boyunlu,
kısa
gagasının
ucu düz
olarak
kesilmiş
testinin
tipine
ender
rastlanır.
Bu gaga
ucu düz
kesilmiş
süzgeçli
karum
testilerinin
bir
variantıdır.
Yuvarlak
ağızlı,
kısa
silindir
boyunlu,
yumurta
gövdeli,
halka
dipli
testilerin
kulpları,
boynu
omuza
bağlar,
ötekilerinin
aksine
kaba
görünümlüdürler.
Yonca
ağızlılar
üç tipe
ayrılırlar:
a.Yumurta
gövdeli,
kısa
boyunlu,
sivri
veya
küçük
düz
diplilerin
kulpları
ağız
kenarını
omuza
bağlar.
Yonca,
gaga
ucuna
yakındır.
Çok
kullanılan
mutfak
kapılarındandır.
b.Yuvarlak
gövdeleri
hafifçe
keskin/profilli,
uzun
boyunlu,
kalın
cidarlı,
kulpları
ağız
kenarı
altını
gövdeye
bağlar.
Yoncanın
bir ucu
arkaya-kulpa
dönüktür.
c.
Sonuncu
örnek
yuvarlak
ağzı ve
omuzu
gövdenin
geniş
kesimine
bağlayan
kulpu
bakımından
b
grubundan
ayrılır.
b ve v
grubu
Kaniş’de
az
kullanılmış
tiplerdendir.
Özel bir
sıvı
madde
için
kullanılmış
olmalıdırlar.
6.
Meyvelikler
Kaniş’te
çok
kullanılmış
tipi
temsil
ederler.
Daima
dışa
dönük
kalınlaştırılmış
ağız
kenarlı,
keskin,
omuzlu,
yüksek
ayaklı,
iki dik,
iki
yatık
kulplu
olurlar.
7.
Vazolar
Kısa
silindirik
boyunlu,
halka
dipli ve
daha
küçük
olmaları
bakımından
kapaklı
vazolardan
ayrılırlar.
Asıl
özellikleri
kulpların
gövdeye
yan
yana,
ikili
gruplar
halinde,
karşılıklı
dört dik
kulp
oluşturmalarındandır.
Kaniş
Karum’unda
kulpların
bu
düzeni
hiçbir
vazo ve
kapta
yoktur.
İnce
elenmiş
hamurları
astar ve
perdah
tekniğinin
parlaklığı
bakımından
sarayın
en güzel
vazolarıdır.
Bunlara
çok
benzeyen
üçüncü
vazo,
dört dik
kulpunun
gövdenin
dört
yanına
bağlanmış
olmaları
bakımından
yukarıdaki
iki
vazodan
ayrılır.
8.
Kapaklı
İri
Vazolar
En çok
kullanılmış
erzak
kaplarındandır.
Dışarı
taşkın
ağız
kenarları
bazılarında
içten,
bazılarında
dıştan
kalınlaştırılmıştır.
Uzun
boyunlu
iki veya
dört
kulplu,
yumurta
gövdeli,
yuvarlak
dipli
olurlar.
Ağız
kenarları
içi
derin
yivli
olanlar
azdır.
Aşağı
yukarı
aynı
boyda
olurlar.
Boyun ve
omuzları2-3
paralel
yivli
olanların
sayısı
çoktur.
Ağız
kenarları
üstü,
çoğunlukla
boyunları,
daha az
sayıda
bütün
gövdeleri
dalgalı
ve
paralel
hatlarla
boyalıdır.
Kapaklı
iri
vazolar
teknik,
şekil ve
süsleme
bakımından,
kat
arşivlerinde
kullanılmış
olanların
tam
eşlem’dir.
9.
Küpler
Ağız
kenarları
dışa
uzanmış
küpler,
boylarına
bakınca,
ince
cidarlıdırlar
ve çok
sert
pişirilmişlerdir.
Bunlardan
bazılarının
beyaz
astarlı
omuzları
kahverengi
düz,
dalgalı
hatlar,
çengel
motifi
ve kuş
resimleriyle,
frizler
halinde,
süslenmiştir.
Uçları
hayvan
başı
biçiminde
olan
kulplar
küpün
ağız
kenarına,
onu
ısırır
durumda
bağlanmışlardır.
Sarayda,
ağız
kenarları
üstüne
antilop
figürlerinin
yapıştırıldığı
derin
çanak ve
meyveliklerin
de
kullanıldığı
görülmektedir.
Sağlamları
kalmamış
olmasına
rağmen,
saray
enkazında
pişmiş
toprak
aslan
ritonlarının
başları
ve
testilerin
kulpları
üstünde
at
figürlerinin
güzel
örnekleri
de
bulundu.
Tencere
kapaklarının
hamurları
kaba,
tepeleri
sivri,
yanlarında
karşılıklı
delikleri
vardır.
c-Teras Sarayında Seramikler
Çanak
– Çömlek
1.
Bardaklar
Bardakların
çoğu
kaba
hamurlu,
nemli
iken
düzeltilmişler,
kalın
cidarlı,
düz veya
kalın
dipli
olurlar.
Şekilleri
birbirinin
aynıdır;
ağız
geniş,
gövde
dibe
doğru
daraltılmıştır.aynı
atölyenin
aynı
işte
kullanılmış
kaba
bardaklarıdır.
Aynı
odada 11
bardak
bulundu.
Bunlar
Karum’da
çok az
kullanılmıştır.
2.Maşrapalar
İçbükey
gövdeli
maşrapalar
parlak
astarlı,
ince
perdahlıdır.
Ağızları
geniş,
içbükey
gövde
dibe
doğru
daralmıştır.
Kulpları
ağız
kenarı
altın
gövdenin
aşağı
kesimine
bağlar.
Aralarında
gövdelerinin
dibe
yakın
kesimlerinin
keskin
profili
olanları
da
vardır.
Tepe’de
uzun
süre
kullanılmış
olan bu
maşrapaları,
Karum
tüccarları
çok az
kullanmışlardır.
Anı
odada
yedi
maşrapa
bulunmuştur.
3.
Fincanlar
Fincanlar
Kaniş
Karum’undakilerin
aynıdır.
Genel
olarak
iki tipe
ayrılırlar.
a.Ağız
kenarları
dışa
taşkın,
gövdeleri
keskin
profilli
olanlar;
kulpları
ağız
kenarını
gövdenin
yukarı
kısmına
bağlar.
b.
Gövdeleri
yuvarlak
olanların
bazıları
ince
cidarlıdır.
Kulpsuz,
halka
dipli
fincan
çok az
bulundu.
Fincanlardan
daha
büyük ve
dik
boyunlu
olanlar
maşrapa
olarak
kullanılmışlardır.
Karum’da
çok
kullanılan
küçük
kulplu
fincanlar
çok
azdır.
4.
Testiler
Saray’da
Kaniş
Karumu’nun
güzel,
çok
değişik
şekilli
testilerine
rastlamadık.
a.
Sarayın
gaga
ağızlı
iri
erzak
testileri
kalın
cidarlı,
yumurta
gövdeli,
özellikle,
kısa
boyunlu,
kısa
gagalıdırlar.
Gövdeleri
iri dik
kulpludur.
Aralarında
boyunları
ve
boyunla
kulpları
arası
tırnakla
yapılmış
çentiklerle
süslenenlerde
vardır.
b.
Testilerin
bu
tipini
yuvarlak
gövdeli,
uzunca
boyunlu,
sivri
gagalılar
temsil
eder.
Tepe’de
çok
kullanılmış
testi
tipidir.
Karum’da
çok az
rastlanır.
c.
Yuvarlak
ağızlı,
parlak
astarlı
küçük
testiler
içbükey
boyunlu,
yuvarlak
gövdelidirler.
Bunlara
da
Tepe’de
ve
Karum’da
çok az
rastlanır.
5.
Meyvelikler
Kulpsuz
küçük
meyvelikler
basit
ağızlı
kenarlı,
yuvarlak
omuzlu,
kısa
pedestalli’dirler.
Karum’un
çok
gelişmiş
meyveliklerine
bakınca,
basit
bir
görünümdedirler.
6.
Çaydanlıklar
Çaydanlıklar
hamurların
renginde
bırakılmış,
kaba,
kalın
cidarlı,
nemli
iken
düzeltilmişlerdir.
Ağız
kenarı
dıştan
kalınlaştırılmıştır.
Büyükleri
halka
küçükleri
düz
diplidir.
Hepsi
yangında
işlenmiş
Kaniş
Karumu’nun
ince
cidarlı,
parlak
astarlı
çaydanlıklarından
kolay
ayrılırlar.
bu büyük
binada
kapların
çoğunlukla
kaba
örnekleri
bırakılmıştır.
Yüksek
kaliteli
kaplar
götürülmüştür.
Bunu,
bunlar
arasında
kalmış
bazı
ince
cidarlı,
parlak
astarı,
gövdeleri
keskin
profilli,
çok uzun
emzikli,
yüksek
ayaklı
çaydanlıkların
varlığı
doğrulamaktadır.
7.
Çanaklar
Kulpsuz
ve çift
kulplu,
çanakların
şekilleri
Karum’dakilerden
farksızdır;
ancak
işçilikleri
kabadır.
İki
kulpun
çanağın
bir
kulpu
ağız
kenarını
omuza
dik
olarak,
karşısındaki
ikinci
kulpu da
omuzu
üstüne
yatık
olarak
bağlanmıştır.
Kaniş’teki
tek
örneği
temsil
eder.
Tek
kulplu
ikinci
kırık
çanak da
yeni bir
tipe
aittir.
Çanağın
ortasındaki
dik
emzik,
omzunda
silindirik
düğme
kulp ve
kabartma
olarak
işlenmiş
çift ay
sembolü
vardır.
bu
sembolle
süslü
silindirik
düğme
kulplu
çanakların
bu
çağda,
özellikle,
Tepe’de
kullanıldıkları
anlaşılıyor.
Saray’da
bunalar
ait bazı
parçalar
bulundu.
Kaniş’de
aynı
sembol
taş
çanaklarda
da
görülmektedir.
Bunların
hiyeroglif
işareti
olabileceği
düşünülmektedir.
8.
Mutfak
Kapları
Çoğunlukla
yandan
emzikli
maşrapa
ve çift
kulplu
tencerelerden
oluşan
mutfak
kapları
isli, el
yapımı,
kalın
cidarlı
ve
kabadırlar.
9.
Çömlekler
Boyunlu
çömleklerin
ağız
kenarları
dışa
taşkın,
dik
kulpları
omuzları
üstünde,
astarlı
ve
perdahlıdırlar.
10.
Kap
Kaideleri
Sivri
dipli
kapların
pedestalleri
olarak
kullanılmış
kaideler,
içbükey’dir.
Daima
parlak
astarlı,
perdahlı
olan bu
ayaklar,
güzel
kaplar
için
yapılmış
olmalıdırlar.
11.
Boya
Nakışlı
Seramik
III.
Alişar
seramiği
denilen
boya
nakışlı
seramik
türünün,
Karum’un
II
katında
olduğu
gibi,
Tepe’nin
8.yapı
katında
da tek
renkli
seramiğin
yanında,
az
miktarda,
kullanıldığı
ve
geleneğini
19.ve
20.yy.larda
da
sürdürdüğünü
görüyoruz.
Ayrıca
bu yapı
katında
bu
seramik
türünün
2.grubu,
yani,
çarkta
yapılmış,
ince
hamurlu,
sert
pişirilmiş
mütekamil
örnekleri
de
bulunmaktadır.
Bunlarda
III.
Alişar
seramiğinin
motifleriyle
süslenmiş
olmakla
beraber,
yeni kap
şekilleri
de
ortaya
çıkmıştır.
Karum’da
II.kat
arşivlerinde
olduğu
gibi,
sarayda
da III.Alişar
tipine
giren:
a.Fincanlardan,
b. İçe
dönük
ağız
kenarları
ve
bazılarının
gövdeleri
de boya
nakışlı,
keskin
omuzlu
çanaklardan,
c.Gövdelerinin
her yanı
süslenen
iki ve
dört
kulplu
silindirik
boyunlu,
küçük ve
büyük
çömleklerden,
d. İki
kulplu
silindirik
boyunlu
küplerden
bazı
örnekler
bulundu.
Bunlar
tekrar
eden
basit
geometrik
motiflerden
zengin
bir
kompozisyon
oluşturmuşlardır.
Bu küp
ve
çömlekler,
Karum II.kat
arşivlerinin
depo
odalarında
da
görüldüğü
gibi,
Sarayın
deposunda
bir
arada
bulundular.
İkinci
grubu
parlak
astarları
iki
renkle
(kırmızı
ve
siyahla)
nakışlı
örnekler
temsil
eder.
Bunlardan
bir
tanesinde
gövdenin
dört
kenarına
yapıştırılmış
ve
omuzda
dibine
kadar
inen
“kabartma
şerit”
vazoya
dört
satıhlı
bir
şekil
kazandırmıştır.
Ağız
kenarı
dışa
dönük,
silindir
boyunlu,
düz
dipli
olarak
tanımlanabilir.
Her
tarafı
III.Alişar’ın
çok
sevilen
motifleriyle
süslüdür.
Vazo, bu
tür
kaplarda
görülen
motiflerle
bezelidir:
bunlar
zikzak,
eşkenar
dörtgen,
çengel
ve
dalgalı
hat
frizlerinden
oluşmuştur.
Frizlerden
birinin
dalgalı
hatlarla
doldurulmuş
olması,
vazonun
geç
döneme
ait
olduğunu
kanıtlamaktadır.
İkinci
örnek
bir
meyveliğin
pedestalidir.
Bu da
iki
renkte
ve
svastika,
çift
çengel
gibi geç
dönemin
motifleriyle
ve
eşkenar
dörtgenlerle
bezelidir.
Saray
odalarının
tabanları
üstünde
Karum’un
II. Katı
için
karakteristik
olan
boya
nakışlı
birkaç
küp
parçası
bulundu.
Bunlarda
küplerin
değişmeyen
motifleriyle
dalgalı
hat, kuş
ve
çengel
frizleriyle
süslenmiştir.
12.
İnsan
Başı
Şeklinde
Vazo
Saraylarda
ritüel’de
kullanılmış
kült
objeleri
kalmamıştır.
Yalnız
taş
döşeli
avluda
bir vazo
parçasının
aşağı
kesiminin
iki
yanında
biri
kadın,
öteki
sakallı
erkek
başı
kabartmaları
korunmuştur.
Kadın
etli-iri
burunlu,
uzun
çeneli,
büyük
ağızlı,
kuvvetli
sert
hatlı
bir
görünüm
var.
Uzun ve
iki
katlı
sakalı,
enkrüste
çentiklerle
gösterilmiş.
AKURGAL
Bu
dönemdeki
en
önemli
merkez
Kültepe-Kaneş’tir.
Türkiye’nin
en
önemli
antik
yerleşmelerinden
biri,
Profesör
Tahsin
Özgüç’ün
1948’den
bu yana
kazılar
yaptığı
Kültepe’dedir.
Burada
ortaya
çıkarılan
çok
sayıda
güzel ve
önemli
tarihsel
değer
taşıyan
buluntular,
Ankara
Anadolu
Medeniyetleri
Müzesi’nde
sergilenen
en iyi
yapıtlar
arasındadır.
Kültepe,
modern
adı
Kayseri
olan
antik
Mazaka’nın
20 km
kuzeydoğusundadır.
Burada
bir
zamanlar,
doğuyu
batıya
bağlayan
anayol
üzerinde
Cappadokia’nın
başkenti
kurulmuştur.
Verimli
Kayseri
düzlüğünün
ortasında
yer alan
Kültepe,
Antik
Çağ
Anadolu’sunun
en büyük
ören
yerlerinden
birisidir
ve iki
bölümden
oluşmaktadır.
Ova
düzeyinden
20m.
yükseklikte
bulunan
500m.
çapındaki
Kültepe
Höyüğü
yerleşmenin
bir
bölümüdür.
İkinci
bölüm
ise
1500m.
boyunda
ve
1000m.
eninde
bir
alanı
kapsar.
Burası
höyüğün
kuzeydoğu
ve
güneydoğu
eteklerine
kurulmuş
olan
alışveriş
merkezidir.
Tarihsel
açıdan
Kültepe’nin
birinci
derecedeki
önemi
Anadolu’nun
en eski
yazılı
kaynaklarının
burada
bulunmuş
olmasıdır.
Anadolu’nun
tarih
çağlarında
ilk
ortaya
çıkışı
bu
dönemde
ve söz
konusu
belgelerle
gerçekleşmiştir.
Dönemin
ikinci
büyük
gelişmesi
çömlekçi
çarkının
tüm
Anadolu’da
yayılmasıdır.
Çarkın
kullanımıyla
birlikte
çok
değişik
formlarda
kaplar
yapılmaya
başlanmıştır.
Kalkolitik
dönemde
görülmeye
başlanan
insan ve
hayvan
şeklindeki
kaplar
en
favori
kap
formlarını
oluşturmaktadır.
Her ne
kadar
Anadolu’nun
eski
gelenekleri
sürdürülse
bile
ticaretle
birlikte
Mezopotamya
etkisi
kap
formlarına
da
yansımıştır.
Seramikler
parlak
et
kırmızısı
renktedir
ve çoğu
madeni
orijinallerinin
taklididir.
En
sevilen
biçimler
arasında
gaga
ağızlı
testiler,
çaydanlıklar,
meyvelikler
gagaları
hayvan
biçimli
testiler
sayılabilir.
Kimi
örneklerde
“signe
royal”
denilen
baskılara
yer
verilmiştir.
Hayvan
biçimli
içki
kapları
(rhyton)
ya tam
bir
hayvan
ya da
yalnızca
baş
olarak
yapılmıştır.
Hitit
seramik
sanatının
kaynağı
özellikle
Koloni
Çağı’nın
geç
evresinde
beliren
seramiklerde
bulunabilir.
Kültepe
seramikleri
biçim ve
teknik
açısından
Ön Asya
seramik
sanatı
arasında
önemli
bir yere
sahiptir.
Bu dönem
sanatçıları
kilden
kapların
yanında,
işlenmesi
son
derece
zor dağ
kristali
ile
obsidyen
vazolar
ve
hayvan
heykelcikleri
de
yapabilmişlerdir.
|
Sanat Tarihi
,
Sanat Felsefesi ,
Arkeoloji Sanat İlişkisi
,
Seramik
Sanatı , Türk Sanatında İnanç ,
Türk Evleri , Türk Çini Sanatı
, Ortaçağ Sanatı Koloni Seramikleri , Asya Türk Sanatı , Silahlardaki Sanat , Kapı Sanatı , Osmanlı Tuğraları
,Batı Sanatı , Tarih Öncesi Sanat , Anadolu Uygarlıkları, Mezopotamya Sanatı , Avrupa da Sanat , Ege Greek Sanatı , Heykel Sanatı , Sanat Akımları , Takı ve Tarihi Seyri , Selçuklu Sanatı , Osmanlı Sanatı , Bizans Sanat
Müzecilik
|